Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı İncelemesi ve Tanık Beyanları: 9. Ceza Dairesi 2025/9328 K.

Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2021/27585
  • Karar No: 2025/9328
  • Karar Tarihi: 11.12.2025

Uyuşmazlığın Özeti

a yapılan yargılama sonucunda, … 12. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle olayın ortaya çıkış biçiminin katılan mağdurenin sanığa iftira atmadığını ortaya koyduğuna, taraflar arasında husumet bulunmadığına, müştekinin beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun sübut bulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. B.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

kleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçları

Kararın Sonucu

bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sayın Üyeler … ve …

Uygulamadaki Önemi

Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Ceza Dairesi         2021/27585 E.  ,  2025/9328 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/110 E., 2019/616

K.

SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, …

12.

Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi

Özetle olayın ortaya çıkış biçiminin katılan mağdurenin sanığa iftira atmadığını ortaya koyduğuna, taraflar arasında husumet bulunmadığına, müştekinin beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun sübut bulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Özetle suçun sübut bulduğuna, sanığın indirim uygulanmadan üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi

Özetle taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmadığına, katılan mağdurenin namusunu ilgilendiren bir konuda haksız suretle isnatta bulunması için herhangi bir neden bulunmadığına, tanık beyanlarının katılan mağdurenin anlatımlarını doğruladığına, müştekinin ifadesinin eşi olan sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğuna, suçun sübut bulduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 2 88… . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi

7.

Ceza Dairesinin kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sayın Üyeler … ve …'ın karşı oyları ile oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca …

12.

Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise …

Bölge Adliye Mahkemesi

7.

Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmünün onanmasına karar verilmiş ise de;

Katılan mağdurun aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında, babası olan sanığın 2018 yılının Mart ayının 20'si veya 21'inde annesinin mesaiye kalması nedeniyle eve gelmediği bir günde kendisine masaj yapmasını istediğini, sonrasında "seninle bir sırrımız olabilir mi" diye sorduğunu, olumlu yanıt verince "poponu öpebilir miyim" dediğini, kendisinin itiraz ettiğini ancak sanığın zorla kalçasını açarak cinsel organını mağdurun anüsüne soktuğunu, sokmadan önce poposuna tükürdüğünü, olayı korktuğu için kimseye anlatmadığını, daha sonraki zamanlarda bu eylemlerin 3 defa daha tekrarlandığını, en son olayın Nisan ayının başında olduğunu, kendisinin parkta otururken sanığın eve çağırdığını, bu sırada evde kimsenin olmadığını, soyunmasını istediğini, kabul etmeyince zorla tüm kıyafetlerini çıkardığını ve cinsel organını yine anüsüne soktuğunu, olayı ilk olarak Kur'an öğretmeni olan tanık …'a anlattığını, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Tanık … beyanında mağdur ile okula devamsızlık konusunda görüşme yaptığında babasının annesinin evde olmadığı bir zamanda kendisine arkadan tecavüz ettiğini anlattığını, görüşme sırasında mağdurun ağladığını bildirmiştir.

Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.

Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir.

Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir.

Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür.

Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir.

Yargıtay

14.Ceza Dairesi'nin 18/02/20 20… /71 28… /1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.

Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır.

Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur.

Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır.

Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır.

Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir…"

Somut olayda mağdurun baştan itibaren samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, mağdurun olayı ilk olarak anlattığı tanık öğretmen …'la yaptığı görüşmede, soruşturma aşamasında ÇİM'de ve duruşmada aynı olay örgüsü ve detaylarıyla anlattığı, eylem sayısını soruşturma ve mahkeme aşamasında dört defa olarak beyan ettiği, ilk ve son eylemlere ilişkin olay detaylarını ve sanık ile aralarında geçen diyalogları aynı detaylarla anlattığı, sanık savunmasında mağdurun şarj aleti aldığını görünce nereden aldığını sorduğunu, aralarında bu yüzden tartışma olduğunu, bu nedenle böyle bir olayı isnat ettiğini beyan etmişse de bu hususun çocuk istismarı gibi ağır bir suç isnadı için iftira atmaya neden olabilecek boyutta bir husumet nedeni olmadığı, kaldı ki adli mercilere intikalin bizzat mağdur tarafından değil, öğretmen ile devamsızlık konusunda yapılan görüşme üzerine okul idaresi tarafından gerçekleştirilmiş olması nazara alındığında mağdurun iftira kastıyla hareket etmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Buna göre, babası olan sanık ile bir husumeti bulunmayan mağdurun baştan beri tutarlı ve samimi anlatımları doğrultusunda sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek kurulan beraat hükmünün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu