Yargıtay Kararları

Kira Borcunda Temerrüt Nedeniyle Tahliye Şartları ve Temerrüt İhtarı: 12. Hukuk Dairesi 2025/4545 K.

Bu yazıda kira bedelinin tespiti ve i̇spatı konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 12. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/3535
  • Karar No: 2025/4545
  • Karar Tarihi: 16.06.2025

Uyuşmazlığın Özeti

takibe itirazında; "…iddia olunduğu şekilde borcu bulunmamaktadır, kira alacakları takipten önce ödenmiştir, talep edilen kira miktarı fahiştir, Türk Borçlar Kanununun 343. maddesi ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğin 8. Maddesinin 28. Bendine ve husustaki Maliye ve Haziran Bakanlığı Tebliğ ve Duyurularına göre yapılan hesaplama ve talep edilen kira miktarı birbirleri ile çelişmektedir, fahiştir. Talep edilen alacak yargılamayı gerektirmektedir. Müvekkil mütemerrit değildir. Kendisinden faiz talep edilemez. Talep edilen faiz oranı fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

le İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, kararın … ve … tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise akdi kabul etmiş sayılır. İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesine göre borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re'sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge ile ispat etmeye mecburdur.

Kararın Sonucu

ın ve tarafların kabulünde olan bir kira bedelinin olduğu açık olup, davalı borçlu kiracının kiralanan yere ilişkin, kiraya veren/lere, kira ödemesi olarak ödeme yaptığını ispatlayamadığı, 30 günlük ödeme süresi içerisinde de kira bedeli ödenmediğinden temerrüt gerçekleşmiştir.

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira bedelinin tespiti ve i̇spatı bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

12. Hukuk Dairesi         2025/3535 E.  ,  2025/4545 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

59. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki … ve … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu hakkında kira sözleşmesine dayalı olarak başlatılan adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin örnek 13 icra takibinde borçlunun itirazı üzerine alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; itirazın kaldırılması ile temerrüt nedeniyle kiralanan taşınmazın tahliyesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davalı borçlunun taşınmazdan tahliyesine, davacının itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüne, davalının itirazının bir kısım alacaklar yönünden kaldırılmasına, davalı borçlu aleyhine inkar tazminatına karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, kararın … ve … tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise akdi kabul etmiş sayılır. İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesine göre borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re'sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge ile ispat etmeye mecburdur. Somut uyuşmazlıkta, alacaklı tarafından temerrüt ihtarına dayalı olarak adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin örnek 13 icra takibi başlatılmış olup takip dayanağı olarak yazılı kira sözleşmelerine dayanılmıştır. Borçlu takibe itirazında; "…iddia olunduğu şekilde borcu bulunmamaktadır, kira alacakları takipten önce ödenmiştir, talep edilen kira miktarı fahiştir, Türk Borçlar Kanununun 343. maddesi ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğin

8. Maddesinin

28.

Bendine ve husustaki Maliye ve Haziran Bakanlığı Tebliğ ve Duyurularına göre yapılan hesaplama ve talep edilen kira miktarı birbirleri ile çelişmektedir, fahiştir.

Talep edilen alacak yargılamayı gerektirmektedir.

Müvekkil mütemerrit değildir.

Kendisinden faiz talep edilemez.

Talep edilen faiz oranı fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Borçlunun takibe itirazında, dayanak kira sözleşmesi altındaki imzasını açıkça

inkar etmediği, aksine kira ilişkisini kabul ederek talep edilen kira miktarlarının takip öncesi ödendiği gerekçesiyle kira borcu bulunmadığını ileri sürmektedir. İİK'nın 269/d maddesi düzenlemesi ile somut olayda da kıyasen uygulanma imkanı olan İİK'nın 63. madde gereği itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.

İİK'nın 269/2. maddesi gereğince borçlu itirazında kira sözleşmesini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse kira sözleşmesi kabul edilmiş sayılır.

Bu hükmün anlamı, takibe dayanak kira sözleşmesinin o takip yönünden varlığının ve geçerliliğinin tartışılmayacağıdır.

Kira sözleşmesine itiraz etmeyen borçlu icra mahkemesinde kira sözleşmesini inkar edemez.

İnkar etse dahi Kanun'un bu emredici hükmü gereğince icra mahkemesi hakimi kira sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği konusunda bir araştırma yapamaz.

Çünkü Kanun kira sözleşmesini o takip bakımından çekişmeli olmaktan çıkarmıştır.

Maddi hukuk bakımından kira borcu olmasa bile kira sözleşmesine itiraz edilmediği için takip talebinde yazılı miktar o takip dosyası için geçerli kabul edilir.

Böylece kira borcunun varlığı Kanun'un hükmü uyarınca çekişmesiz hale geleceği için ayrıca ispatına gerek kalmaz.

Borçlu İİK'nın 269/c maddesi çerçevesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini Kanun'da yazılı belgelerle ispat etmelidir.

Borçlunun yargılama esnasında kira sözleşmelerine ilişkin farklı beyanları (geçerli sözleşmenin farklı sözleşme olduğu vs.) kesinleşen kira sözleşmesi ve kira borcu karşısında icra mahkemesince incelenemez.

Borçlu bu itirazlarını ancak genel mahkemelerde açılacak bir davada ileri sürebilir.

Somut olayda bahsedilen tebliğin yürürlük tarihi (13.09.2018), takip konusu aylar (2021 yılı Ağustos-2022 yılı Şubat ayı) ve davalı kiracının ödeme iddiası karşısında davalı kiracının ve tarafların kabulünde olan bir kira bedelinin olduğu açık olup, davalı borçlu kiracının kiralanan yere ilişkin, kiraya veren/lere, kira ödemesi olarak ödeme yaptığını ispatlayamadığı, 30 günlük ödeme süresi içerisinde de kira bedeli ödenmediğinden temerrüt gerçekleşmiştir.

Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekir.

SONUÇ:

Yukarıda yazılı nedenlerle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

59.

Hukuk Dairesinin 28.02.2025 tarih, 2024/2304 E.-2025/1050 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu