Yargıtay Kararı İncelemesi ve Tanık Beyanları: 2. Ceza Dairesi 2025/24605 K.
Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 2. Ceza Dairesi
- Esas No: 2023/25742
- Karar No: 2025/24605
- Karar Tarihi: 29.12.2025
Uyuşmazlığın Özeti
su olayda adı geçen diğer kişilerin dosya içeriğinde bulunan ifadeleri ve kamera görüntüleri de onun beyanlarını desteklediğine, sanığın suçun işlendiği yere hırsızlık amacıyla gitmediğine, …'nın, bir yerden malzeme alacağını söyleyerek onu suç konusu yere götürdüğüne, orada da …'nın hırsızlık yapacağını anlayınca ona yardım etmediğine, …'nın suç konusu yere girip, malzemeleri kendisinin çıkarttığına, kendine ait çekçeke de kendisi yüklediğine, sanığın …
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
yazılı şekilde hüküm kurulması, katılanın kolluk beyanında 28.05.2022 tarihinde gerçekleşen eylemden önce 3 kez daha işyerinden alüminyum profil çalındığı için inceleme yapılmak üzere görüntülerin alınması için kayıt cihazı bilgisayarcıya gönderildiğinden son eylemde işyerinde kameralar tarafından kayıt yapılmadığını toplam çalınan malzemesinin 60.000 TL değerinde olduğunu ifade etmesi karşısında; 28.05.2022 tarihinde önce görüntü kaydı bulunduğu katılan tarafından ifade edilen katılanın işyerinden üç farklı tarihte gerçekleştiği iddia olunan hırsızlık suçlarına ilişkin sanık hakkında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak var ise, zincirleme suç ve etkin pişmanlık hükümleri yönünden davaların birleştirilerek görülmesi gerektiğinin değerlendirilmemesi, kısmen iade veya tazmin halinde etkin pişmanlığı düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 168/4.
Kararın Sonucu
kararı ile bozma üzerine verilen, Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2023/123 Esas, 2023/313 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2.
Uygulamadaki Önemi
Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
2. Ceza Dairesi 2023/25742 E. , 2025/24605 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/1621 E., 2023/1382
K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın emniyet aşamasından itibaren olayın aydınlanmasına yönelik detayları saklamadan, ifadesini samimiyetle verdiğine, dava konusu olayda adı geçen diğer kişilerin dosya içeriğinde bulunan ifadeleri ve kamera görüntüleri de onun beyanlarını desteklediğine, sanığın suçun işlendiği yere hırsızlık amacıyla gitmediğine, …'nın, bir yerden malzeme alacağını söyleyerek onu suç konusu yere götürdüğüne, orada da …'nın hırsızlık yapacağını anlayınca ona yardım etmediğine, …'nın suç konusu yere girip, malzemeleri kendisinin çıkarttığına, kendine ait çekçeke de kendisi yüklediğine, sanığın …'ya çekçeki taşımasında yardım etmediğine, dosya içeriğinde bulunan tüm delillerin de kendisinin ifadesini desteklediğine, müştekinin zararının giderilmesine rağmen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, sanığın tam bir fikir ve eylem birliği içinde hırsızlık amacıyla suç konusu yere gidip, gözcülük yaptığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkûmiyetine yeterli delilin dosya içeriğinde bulunmadığına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mersin
18.
Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2022/399 Esas ve 2022/513 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi
8.
Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/3077 Esas, 2022/3450 Karar sayılı kararı ile ''hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen S.D. isimli kişinin usulüne uygun bir biçimde tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, olaya ilişkin bilgi ve görgüsü ile özellikle sanık veya suça sürüklenen çocuklardan hangisinden hangi tarihte hangi miktarda alüminyum profili kaç Türk Lirasına satın aldığının, kendisinden ele geçen malzemelere ilişkin zararının giderilip giderilmediği, giderilmiş ise kim tarafından hangi tarihte hangi miktarda giderildiğinin sorulması oluştuğu takdirde sanık savunmaları ile tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılması, toplanan delillere göre sanığın hukuksal durumunun tartışılıp belirlenmesi yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, katılanın kolluk beyanında 28.05.2022 tarihinde gerçekleşen eylemden önce 3 kez daha işyerinden alüminyum profil çalındığı için inceleme yapılmak üzere görüntülerin alınması için kayıt cihazı bilgisayarcıya gönderildiğinden son eylemde işyerinde kameralar tarafından kayıt yapılmadığını toplam çalınan malzemesinin 60.000 TL değerinde olduğunu ifade etmesi karşısında; 28.05.2022 tarihinde önce görüntü kaydı bulunduğu katılan tarafından ifade edilen katılanın işyerinden üç farklı tarihte gerçekleştiği iddia olunan hırsızlık suçlarına ilişkin sanık hakkında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak var ise, zincirleme suç ve etkin pişmanlık hükümleri yönünden davaların birleştirilerek görülmesi gerektiğinin değerlendirilmemesi, kısmen iade veya tazmin halinde etkin pişmanlığı düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 168/4. maddesinin: "kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu, kısmen iade veya tazmin nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında mağdurun iradesini esas almak suretiyle, bu hükmün uygulanabilmesini mağdurun rızası şartına bağlamış, mağdurun kısmi iade ve tazmine rıza göstermemesi halinde ise, failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağını hüküm altına almıştır, kısmi iadeden ne kastedildiğine ilişkin kanun maddesinde ve gerekçesinde bir açıklama bulunmamakla birlikte, etkin pişmanlık müessesinin bir amacının da mağdurun suçtan gördüğü zararın giderilmesi ve uğradığı haksızlığın meydana getirdiği sonuçların onarılması olduğu göz önüne alındığında, kısmi iadenin mağduru tatmin edecek miktarda ve mağdur açısından doğrudan sonuç doğurucu nitelikte olması gerekir.
Çalınan malın, 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir.
Esasen iyi niyetli olan satın alanda bulunan ve hırsızlık suçuna konu olan eşyaya el konulamaz.
Hırsızlık suçuna konu eşyaya el konulmasına rağmen, failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satın alana iade edilmemesi halinde, satın alana Devlet eliyle haksızlık yapılmış olur.
Hal böyle olunca somut olayda katılanın kolluk beyanında 28.05.2022 tarihinde gerçekleşen eylemden önce üç kez daha işyerinden alüminyum profil çalındığı için inceleme yapılmak üzere görüntülerin alınması için kayıt cihazı bilgisayarcıya gönderildiğinden son eylemde işyerinde kameralar tarafından kayıt yapılmadığını toplam çalınan malzemesinin 60.000 TL değerinde olduğunu yine duruşmada 28.05.2022 tarihinde 30-40 kg alüminyum profilin çalındığı, tahmini değerinin 30.000-40.000 TL değerinde olduğunu ve zararının giderilmediğini beyan etmesi karşısında, sanık hakkında önceki eylemlerden dolayı dava açılıp açılmadığının araştırılarak katılanın yeniden beyanları alınarak her bir eylemden ötürü ayrı ayrı zararlarının ne miktarda olduğu, tanık S.D.'den ele geçen alüminyum profillerin (tanık Selçuk'un kolluk beyanında suça sürüklenen çocuk …'dan en son 22.05.2022 tarihinde alüminyum profil satın aldığı, 28.05.2022 tarihinde alüminyum profil almadığını beyan ettiği hususu gözetilip, bu husus tanık Selçuk'tan sorulup netleştirildikten sonra) zararını karşılayıp karşılamadığı, kısmen karşılıyor ise sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının olup olmadığı sorulduktan sonra hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki tanık S.D.'e zararının giderilip giderilmediğinin, giderilmiş ise hangi tarihte kim tarafından hangi miktarda giderildiğinin araştırılması ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır.
Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür.
Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur.
Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine…" hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi
8.
Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/3077 Esas, 2022/3450 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen, Mersin
18.
Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2023/123 Esas, 2023/313 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi
8.
Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.