Yargıtay Kararları

Kusur Belirlemesinin Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi ve Ağır Kusur: 10. Hukuk Dairesi 2025/13906 K.

Bu yazıda boşanma davasında kusur değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 10. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/3549
  • Karar No: 2025/13906
  • Karar Tarihi: 16.10.2025

Uyuşmazlığın Özeti

zasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20… . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalılar vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

erinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.

Kararın Sonucu

elenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR: Açıklanan sebeple;

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanma davasında kusur değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

10. Hukuk Dairesi         2025/3549 E.  ,  2025/13906 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

38. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/188 E., 2024/435

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Ankara Batı

3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/328 E., 2023/213

K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalıların iş yerinde 10.11.2017 tarihinde işçi olarak çalışmaktayken iskeleden düşmesi suretiyle gerçekleşen iş kazası neticesinde yaralandığını, kaldırıldığı hastanede lomber omurga kırığı tanısı ile ameliyat geçirdiğini, iş kazası nedeniyle doğan tüm zararların karşılanacağını beklemekteyken iş yerinde çalıştırılamayacağı bildirilerek iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının maluliyetinin gündelik işlerini yapmakta bile zorladığını, bu durumun yaşamı boyunca süreceğini, kaybettiği beden gücü oranında daha fazla güç sarf ederek çalışacak olduğunu ileri sürerek çalışma gücünde meydana gelen kayıp ve tedavi masrafları nedeniyle maddi tazminat ile davacının acı, elem ve üzüntüsü sebebiyle manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının diğer davalı … Cephe Sistemleri çalışanı olduğunu, 22.07.2017 tarihli taşeronluk sözleşmesinin 15. maddesinde işçi, iş güvenliği sağlığı ve sigorta konularının anlaşma altına alınarak diğer davalının devletin bu konuda yayınladığı her türlü kanun yönetiminin talimat genelgeleriyle ana yüklenicinin verdiği işçi güvenlik ve sağlığı talimatlarına uyacağını kabul ve taahhüt ettiğini, davacının geçirdiği kaza nedeniyle müvekkiline herhangi bir kusur yüklenmesine mümkün olmadığını işçiyi koruma borcu kapsamında üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini SGK'dan davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini kaza nedeniyle herhangi bir maliyeti bulunmadığını manevi tazminat tutarını fahiş nitelikte olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının vasıfsız, düz işçi olduğunu, açılan davanın haksız, usul ve kanuna aykırı olduğunu, iş kazası geçirip yaralandığı iddia edilmişse de buna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediğini, herhangi bir maddi ve manevi zararın meydana gelmediğini, müvekkilinin kendi üzerine düşen işçi sağlığı ve güvenliğine dair tüm önlemleri bilfiil aldığını, atfı kabil herhangi bir kusurun bulunmadığını, maluliyetin varlığına dair iddiaları kabul etmediklerini, buna ilişkin herhangi bir sağlık raporunun dosyaya sunulmadığını, tedavi süresinin ne kadar olduğu, kaza nedeniyle herhangi bir iş gücü kaybı olup olmadığının belli olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, işveren veya iş sahibi olmadığını, diğer davalı …'in kardeşi olduğunu ve kazalının çalıştığı işyeri ile herhangi bir hukuki bağının olmadığını, işveren vekili sıfatının bulunmadığını, kazada herhangi bir sorumluluğu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, … yönünden açılan davanın reddine; diğer davalılar … ile … Alimünyum … yönünden maddi ve manevi tazminatın kabulü ile davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, her iki davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkiline kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, Mahkeme kararında …'in davalı olarak kabul edildiğini, ancak …'in davalı olmadığını, önceki aşamalarda da belirtildiği üzere davalıların …

Elektrik Ticaret Limited Şirketi ile …

Alüminyum Cephe Sistemleri olduğunu, …

Alüminyum Cephe Sistemleri'nin işyeri bilgileri tam olarak tespit edilemediği için işyerinin bilgilerinin belirginleştirilmesi açısından … ve …'in bulunduğu işyeri olarak belirtildiğini, dosyanın hiçbir aşamasında …'in davalı gösterilmediğini, herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığından taraf sıfatı bulunmayan … adına sunulan vekaletnamenin yok hükmünde olması nedeniyle davanın … yönünden esastan red kararı verilmesinin ve davanın kabulü yerine kısmen redde ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ana yüklenicisi olduğu Ankara ili … ilçesi 458 02… parselde bulunan inşaatın alüminyum doğrama işlerinin yapılması için diğer davalı ile alüminyum cephe sistemleri yönünden 22.07.2017 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığını, 15. maddesinde işçi, iş güvenliği sağlığı ve sigorta konularının anlaşma altına alınarak diğer davalının devletin bu konuda yayınladığı her türlü kanun yönetiminin talimat genelgeleriyle ana yüklenicinin verdiği işçi güvenlik ve sağlığı talimatlarına uyacağını kabul ve taahhüt ettiğini, iş yerindeki işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak kanunun yönetmelik ve tüzüklerde belirtilen tüm önlemlere uymak ve uyulmasını denetlemek işinin taşeron sorumluluğuna verildiğini, müvekkili şirkette meydana gelen olayda herhangi bir kusuru, davranışı bulunmadığından kazadan bir süre önce işyerinde yapılan kontrollerde eksikliklerin tespit edildiğini, para cezası uygulandığını, kusuru kabul etmediklerini, davacının kaza sebebiyle herhangi bir maluliyeti bulunmadığını, manevi tazminat talebinin manevi tazminatın amacına aykırı düştüğünü beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı … lehine maddi tazminat yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretini hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararın hüküm kısmının açık olmadığını, infazda tereddüde neden olduğunu, kusur tespiti, maluliyet oranı, maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kusur oranını kabul etmediklerini, %20 davacıya verilen kusurun düşük olduğunu, davacının olayda ağır kusurlu olduğunu, önceki hukuk ve ceza dosyalarının UYAP'tan araştırılması yapılarak çıkartılması ve dosyaya alınması talep edildiği halde bu talebin göz ardı edildiğini, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, manevi tazminatın şartlarından oluşmadığını, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ;davanın kısmen kabulüne dair kararın HMK 353-(1) b)1 maddesi "İncelenen Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine duruşma yapılmadan karar verilir" hükmü uyarınca usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20… . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3. Değerlendirme

A) Davalılar vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR:

Açıklanan sebeple; Davalılar vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu