Boşanma Davasında Kusur Değerlendirmesi ve Kusur Belirlemesi: 2. Hukuk Dairesi 2026/1327 K.
Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 2. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/6468
- Karar No: 2026/1327
- Karar Tarihi: 09.02.2026
Uyuşmazlığın Özeti
n yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası talebi, iştirak nafakası miktarı ile lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, davanın kabulü, aleyhine hükmedilen nafaka ve tazminatlar, reddedilen tazminat talepleri ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle;
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
e yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddi tazminat azdır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. KAR
Kararın Sonucu
klanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi ve maddi tazminatın miktarı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile maddî tazminat miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 3.
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
2. Hukuk Dairesi 2025/6468 E. , 2026/1327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi
56. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/173 E., 2025/769
K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası talebi, iştirak nafakası miktarı ile lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, davanın kabulü, aleyhine hükmedilen nafaka ve tazminatlar, reddedilen tazminat talepleri ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kadının düzenli bir işinin ve gelirinin olması nedeniyle yoksulluk nafakası
talebinin reddine karar verilmiş ise de, dosyanın tetkikinden, kadının sürücü eğitmeni olarak çalıştığı, özel ders talep edilmesi halinde iş buldukça gelir elde ettiği, bu haliyle düzenli ve sürekli gelirinin bulunmadığı göz önüne alındığında kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması karşısında, kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddi tazminat azdır.
O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi ve maddi tazminatın miktarı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile maddî tazminat miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.