Yargıtay Kararları

Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/7797 K.

Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/7334
  • Karar No: 2025/7797
  • Karar Tarihi: 14.10.2025

Uyuşmazlığın Özeti

aşımı yönünden reddi gerektiğini, c. Davacının İdare personeli olmayıp ihale ile iş alan şirketlerde işçi olarak çalıştığını bu nedenle husumet itirazları bulunduğunu, Bakanlığın ihale makamı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı … Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının iş sözleşmesinin iddia edildiği gibi 26.04.2022 tarihi ihbar bildirimi ile son bulmadığını, davacının 22.06.2022 tarihinden itibaren de çalışmaya devam ettiğini, b. Davacının 01.08.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

zlık, iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamadığı noktasındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki parağrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un "Süreli fesih" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: " Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri;

Kararın Sonucu

n Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. T.H.

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/7334 E.  ,  2025/7797 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi

5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1123 E., 2025/2077

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ:

9. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/542 E., 2025/30

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar bünyesinde 09.04.2010-22.06.2022 tarihleri arasında strelizasyon ve dezenfeksiyon elemanı olarak çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunu, davalı … (… Şirketi) tarafından, müvekkiline 13.04.2022 tarihinde iş sözleşmesinin ihbarnameyi tebliğ aldığı tarihten itibaren 56 günün sonunda feshedileceğinin ihbar edildiğini ve bu fesih ihbarnamesinin müvekkiline 26.04.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkiline iş arama izni kullandırılmadığını, yıllık izinlerini de tam olarak kullanamadığını ayrıca fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, ihtarnameye rağmen alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.

Davalı …

Şirketi vekili cevap dilekçesinde; …

İl Sağlık Müdürlüğü …Merkezinin 07.04.2022 tarihli yazısı ile 4 aylık süre (01.04.2022-31.07.2022) içerisinde …

Şehir Hastanesinin açılması durumunda sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceğinin müvekkili Şirkete bildirildiğini, İdare tarafından hizmet alım işine ilişkin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmeyerek iş sözleşmesi devam ettiği için davacı da dâhil hiçbir personelin iş sözleşmesinin feshedilmediğini, nitekim, 31.07.2022 tarihinde sona eren sözleşmeden sonra yeni bir ihale sözleşmesi ile müvekkili şirketin hizmetinin devam ettiğini ve aynı şekilde ihbar bildirimi yapılan tüm diğer personelin de çalışmaya devam ettiğini dolayısıyla iş sözleşmesinin iddia edildiği gibi 26.04.2022 tarihli ihbar bildirimi ile sonlandırılmadığını, davacının 18.07.2022-31.07.2022 tarihleri arasında yıllık izin kullandığını ancak 01.08.2022 tarihinde işe başlaması gerekmekte iken işbaşı yapmadığını ve 01.08.2022, 02.08.20 22… .08.2022 tarihlerinde izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediğini, müvekkili Şirket tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(g) hükmü gereğince davacının iş sözleşmesinin tazminatsız olarak feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını ve ödenmeyen yıllık izin ücretinin de olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili Bakanlığın ihale makamı olduğunu, davacının dava dışı şirketlerin işçisi olduğunu savunarak davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, somut olayda, tanık beyanlarında Şehir Hastanesinin taşınması nedeniyle işçilerin işten çıkartıldığı ancak taşınma süresinin olmadığının beyan edildiği, davalı tarafın davacının yıllık izin sonrasında işe başlamadığı iddiasını destekler mahiyette delilin bulunmadığı, her iki davalının da iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ispatlayamadığı, işverenin ihbar öneline uymadığı bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen yıllık izin ücretinin bulunduğu, fazla çalışma alacağının ise davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haklı bir mazereti olmaksızın işe devam etmeyen işçi ile ilgili hem devamsızlık tutanağı tutulması hem de ücret ve prim ödenmiş olmasının devamsızlık gerekçesi ile yapılan feshi haksız hâle getirdiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, en son imzaladığı izin belgesinde kalan izin süresinin 5 gün olarak gösterildiği ve bu miktarın da son bordro ile ödendiği, davacının yıllık izin alacağının bulunmadığı bu nedenle yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.

Davalı … vekili temyiz dilekçesinde;

a. Dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İdare mahkemeleri olduğunu, b. Davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, c. Davacının İdare personeli olmayıp ihale ile iş alan şirketlerde işçi olarak çalıştığını bu nedenle husumet itirazları bulunduğunu, Bakanlığın ihale makamı olduğunu ileri sürmüştür.

2.

Davalı …

Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davacının iş sözleşmesinin iddia edildiği gibi 26.04.2022 tarihi ihbar bildirimi ile son bulmadığını, davacının 22.06.2022 tarihinden itibaren de çalışmaya devam ettiğini, b. Davacının 01.08.2022 tarihinde iş sözleşmesini eylemli olarak başka bir yerde işe başlayarak kendisinin feshettiğini ancak bu durumun işbu davanın açılmasından sonra öğrenildiğini daha öncesinde ise müvekkili tarafından davacının devamsızlığına ilişkin tutanakların tutulduğunu ve kendisine ihtarname çekildiğini bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamadığı noktasındadır.

1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki parağrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.

4857 sayılı Kanun'un "Süreli fesih" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

" Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. …"

Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır.

Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhal sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur.

İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır.

Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).

İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 24… . maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması hâlinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin Kanun'un 26. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri hâlinde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Usulünce bildirilen fesih beyanı, bildirim süresi içinde tarafların hak ve borçlarını etkilemez.İş sözleşmesi bildirim süresi içinde önceden olduğu gibi hükümlerini doğurmaya devam eder. Her iki taraf sözleşmeden doğan borçlarını, fesih olmamışcasına, ifa ile yükümlüdür. Bu nedenle bildirim süresi içinde taraflardan birinin borca aykırılığı, diğer tarafa sözleşmeyi haklı nedenle derhal fesih imkânı verir. Ayrıca haklı neden oluşturan bir olayın bildirim süresi içinde vuku bulması hâlinde de hak sahibi taraf, fesih hakkını kullanabilir. Ancak haklı nedenle fesih hakkı doğan taraf, hak düşürücü özel süreye riayetle bildirim süresi içinde bu hakkını kullanmalıdır; bildirim süresinin dolmasıyla sözleşme sona ermiş olacağından, haklı nedenle fesih hakkı bilahare kullanılamaz (… Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Gözden Geçirilmiş

6.

Baskı, …, 2014, s.911).

İhbar tazminatını usulsüz fesih yapan taraf ödemekle yükümlüdür. Bu, işveren olabileceği gibi işçi de olabilir. Söz gelimi, fesih beyanı olarak nitelenmesine imkân veren koşullarda işyerini terk eden veya bildirim süresinin dolmasını beklemeden işyerinden ayrılan işçi, usulsüz fesihte bulunmuş olur ve bu nedenle de işverene ihbar tazminatı ödeme yükümü altına girer (Mollamahmutoğlu, Astarlı, Baysal, s.921). Bildirim süreleri bölünemez nitelikte olduğundan, kısmen kullandırılmış olması da usulsüz bir fesih niteliğindedir. Üstelik bu durumda ihbar tazminatı hesaplanırken sadece kullandırılmayan kısım değil, uyulması gereken tüm bildirim süresi dikkate alınarak ihbar tazminatının hesaplanması gerekir (Mollamahmutoğlu, Astarlı, Baysal, s.924).

Somut uyuşmazlıkta; davalı …

Şirketi tarafından 13.04.2022 tarihli "ihbar bildirimi" başlıklı yazı ile 4 aylık malzeme dahil dezenfeksiyon, sterilizayson hizmet alım işine ait sözleşmenin … ile Şirketleri arasında 30.03.2022 tarihinde imzalandığı, anılan sözleşme kapsamında hizmet alım işinin yürütüldüğü esnada 07.04.2022 tarihli yazı ile …

İl Sağlık Müdürlüğünün yazısı ile 4 aylık (01.04.2022-31.07.2022) süre içerisinde …

Şehir Hastanesinin açılması durumunda sözleşmenin tek taraflı feshedileceğine yönelik taraflarına bildirim yapıldığı, İdarenin anılan yazısı uyarınca Şirketleri tarafından yürütülen hizmet alım işine son verilmesinin söz konusu olabileceği, bu durumda istemeyerek de olsa iş sözleşmesine İdarenin sözleşmeyi tek taraflı feshettiği tarihte son verileceği, 56 günlük ihbar süresi olduğunun tespit edildiği, bu yazının ihbar bildirimi niteliğinde olduğu, tebliğden itibaren ihbar süresini kullanmaya başlayacağının bildirildiği ve bu yazının davacı tarafça 26.04.2022 tarihinde tebliğ alındığı görülmüştür.

Davacı ise 21.07.2022 tarihli ihtarnamesi ile işverence öngörülen 56 günlük ihbar süresinin 22.06.2022 tarihinde dolduğunu ve sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini ancak iş arama izni kullandırılmadığından ihbar süresinin usulüne uygun olarak kullandırılmadığını ifade ederek bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesini talep etmiş, söz konusu ihtarname 26.07.2022 tarihinde davalı Şirkete tebliğ edilmiştir.

Dosya kapsamına göre davacı işçi 18.07.2022-31.07.2022 tarihleri arasında yıllık ücretli izin kullanmıştır.

Davalı Şirket yetkililerince 01.08.20 22… .08.2022 tarihlerinde devamsızlık tutanakları tutularak 02.08.2022 tarihli ihtarname ile, İdare tarafından hizmet alım sözleşmesine son verilmediğinden aynı personel ile hizmet vermeye devam edildiği, davacının iş sözleşmesinin de bu kapsamda devam ettiği, yıllık izin sonrasında 01.08.2022 tarihinde işbaşı yapması gerekirken işbaşı yapmadığı, 22.06.2022 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmediği, 01.08.20 22… .08.2022 tarihlerinde ise işyerine devamsızlık yaptığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedileceği ihtar edilmiştir.

Kural olarak fesih bildiriminin fesih iradesini açıkça yansıtması ve şarta bağlı olmaması gerekir.

Somut olayda davalı işverenin 13.04.2022 tarihli ihbar bildirimi ile yapmış olduğu fesih, fesih tarihi bakımından bir belirsizlik içermekte ise de davacı işçi fesih bildiriminde belirtilen 56 günlük ihbar önelinin bitiminden bir süre sonra işverene gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesinin feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesini istemiş, bu tarihten sonra da işe gitmemiştir.

İşbu dava ile de davacı işçi kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve yıllık izin ücret alacağı talebinde bulunmuştur.

Böylece davacı taraf gönderdiği ihtarname ile işverenin fesih bildiriminin kendisinde belirsizlik yaratmadığını kabul etmiş olmaktadır.

Bu durumda davacının ihtarnamesinin davalı işverene tebliğinden itibaren işçinin devamsızlığına dayanılarak iş sözleşmesinin feshedilmesi mümkün değildir.

Başka bir anlatımla davacı işçinin iş sözleşmesi davalı işverence süreli fesih yoluyla ihbar öneli verilerek feshedildikten 85 günlük süre geçtikten sonra işe gelmemesi olağan karşılanmalıdır.

Davacı ihbar öneli içerisinde iş arama izninin verilmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı isteğinde bulunmuş ise de Dairemiz uygulamasına göre iş arama izninin verilmemiş olmasının yaptırımı 4857 sayılı Kanun'un 27. maddesinde özel olarak düzenlenmiş olduğundan iş arama izninin verilmemesi ihbar önelini geçersiz hâle getirmez.

Hâl böyle olunca Mahkemece ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

T.H.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu