Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/8137 K.
Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 9. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/6677
- Karar No: 2025/8137
- Karar Tarihi: 21.10.2025
Uyuşmazlığın Özeti
n iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere gö
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
uşmazlık, davacının gerçek ücretinin tespiti ile iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ve fark ücret alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.
Kararın Sonucu
e; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar ve
Uygulamadaki Önemi
Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/6677 E. , 2025/8137 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi
8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/3017 E., 2025/1473
K. İLK DERECE
MAHKEMESİ: …
6. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/395 E., 2023/228
K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.09.2015 tarihinden itibaren davalı Şirkette çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, ücretlerin hiçbir zaman anlaşma şartlarına uyacak şekilde ödenmediğini, ücret bordrolarında fazla çalışma ücretinin ödendiği gözükse dahi aslında fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, işyerinde mağaza sorumlusu (yönetici) olarak çalışan davacının 2021 yılında net 3.550,00 TL ücrete ilaveten 400,00 TL prim olacak şekilde toplam 3.950,00 TL ücretle çalışmayı kabul ettiğini, ücret bordrolarında müvekkilinin ücreti görünürde tam olarak ödendi gösterilmişse de ücretlerinin ve primlerinin kendisine tam olarak ödenmediğini, bordro hilesi ile eksik ve yanlış hesaplamalar yapılarak fazla çalışma gibi ek ödemelerle birlikte müvekkiline sanki tam ücret yatırılıyormuş gibi ücret yatırıldığını, ücretini alamayacağı korkusu ile bordroları mecburen imzalamak zorunda kaldığını, ücretinin, primlerinin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ve asgari geçim indirimi alacağının da ödenmediğini, işyerinde giriş ve çıkışların kayıt altına alındığını, mola dinlenmelerinin usule uygun kullandırılmadığını, işyerinde baskı ve tehdit altında çalıştırıldığını, işverence hakaretlerde bulunulduğunu, müvekkilinin görev sorumluluğu bölgesinin kendisinin rızası ve bilgisi olmadan aniden ve defalarca değiştirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, prim, asgari geçim indirimi alacağı, fark ücret alacağı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığını, davacının imzaladığı bütün belgeleri hür iradesiyle ihtirazı kayıtsız bizzat imzaladığını, imza inkarında bulunmadığını, davacının tüm ücret ve alacaklarının imzalı bordrolar karşılığında banka aracılığı ile ödendiğini, baskı, tehdit, hakaret, görev yeri değişikliği gibi iddiaların tamamen asılsız olduğunu, bütün çalışma saat ve günlerinin kayıt altında olduğunu, kayıtlarda tüm işçilerin imzasının bulunduğunu, puantaj çizelgelerinde, mola çizelgelerinde hangi günler ve saatler arası çalışıldığının belli olduğunu, fazla çalışma yapılmış ise ücretinin tahakkuk ettirilerek ödendiğini, mola sürelerini aşkın şekilde kullanan kişinin davacı olduğunu, mağaza içi kurallara uymadan çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinde çalışması olduğu takdirde ödemelerinin imzalı bordrolar ile yapıldığının sabit olduğunu, işyerinde prim uygulaması olmadığını, fark ücret talebinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 14.09.2015-12.10.2021 tarihleri arasında çalıştığı ve toplam hizmet süresinin 6 yıl 28 gün olduğu, tanık beyanlarından belgelerin toplu olarak imzalatıldığının ifade edildiği, davalı tarafça sunulan belgelerin incelenmesinde puantaj kayıtlarında görülen çalışma saatlerinden ara dinlenme sürelerinin düşülmesinden sonra bordrodaki fazla çalışma saati ile karşılaştırıldığında birbirleri ile tutarlı olmadığı, tanık beyanları, puantaj ve bordrolarda yapılan incelemeler neticesinde davacının iddiasında haklı olduğu ve davalı işveren tarafından bordro hilesi yapıldığı kanaatine varıldığı, davacının giydirilmiş brüt ücretinin 5.215,66 TL olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma, ücret fark alacağı ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenmediğinin anlaşıldığından iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatına hak kazandığı, hafta tatili, prim ve asgari geçim indirimi alacaklarının ise bulunmadığı ve reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.
İhtirazı kayıtsız imzalanan belgeler incelendiğinde görüleceği üzere davacıya işçilik alacaklarının tam ve eksiksiz ödendiğini, işçilik alacağı olmaması nedeniyle haklı feshin geçerli olmayıp istifa iradesinin kabulü gerektiğini,
2.
Menfaat birliği bulunan davacı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,
3.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda aylık çalışmaların 225 saati geçmemesine rağmen ücret bordrolarında fazla çalışma yapıldığının yazılı olduğunun tespit edildiğini ancak aylık saat hesabında 4 günlük hafta tatili gününün bilirkişice hatalı olarak eklenmediğini, yapılan hesaplamaların yanlış tespite dayandığını,
4.
Bordro hilesi kanaatine varılmasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili Şirketçe bordrolarda oynama yapılmadığı gibi puantaj kayıtları doğrultusunda fazla çalışma dâhil ücret alacaklarının bordrolarda tahakkuk ettirilerek banka hesabına ödendiğini, tüm belgelerin imzalı olduğunu,
5.
Kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi raporunda yapılan ödemelerin hesaplamadan mahsup edilmediğini,
6.
Bordrolarda belirtilen ücret seviyesi ile çalışıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının gerçek ücretinin tespiti ile iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ve fark ücret alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
1.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir.
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.
Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Aynı ilkeler ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı için de geçerlidir.
Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir.
Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir.
Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir.
İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır.
Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir.
Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır.
Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.
Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de gözardı edilmemelidir.
Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez.
Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır.
Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir.
Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez.
Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir.
Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının puantaj kayıtları ile ücret bordroları incelendiğinde kayıtların birbiri ile tutarlı olmadığının tespit edildiği örneğin; puantaj kaydına göre davacının 2019 yılı Kasım ayındaki 30 günlük sürede 4 gün 09.00-22.00 saatleri arasında 120 dakika ara dinlenme, 22 gün ise 9'ar saatlik vardiyalarda 90 dakika ara dinlenmesi kullanarak çalıştığı ve 4 gün hafta tatili kullandığı ve buna göre toplamda ayda 209 saat çalıştığı ve çalışmanın aylık 225 saati dahi aşmadığı buna rağmen ilgili aya ilişkin ücret bordrosunda 22,5 saat fazla çalışma tahakkuk ettirildiği ve bir çok ayda buna benzer durumun tespit edildiği, dosya kapsamına göre bordro ve puantaj kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, bordro hilesi kabulü ihtimaline göre tahakkuk ve imzaların değerlendirmeye alınmadığı belirtilmiş ve davacının iddia ettiği gibi net 3.550,00 TL, brüt 4.965,66 TL aylık ücretle çalıştığı kabul edilerek işveren kayıtlarına itibar edilmediğinden tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları hesaplanmış ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Şöyle ki;
Yapılan incelemede; ücret bordrolarında davacının en son brüt ücretinin 4.509,00 TL olduğu, klasörler hâlinde sunulan puantaj kayıtlarının ve ücret bordrolarının ihtirazı kayıtsız şekilde imzalandığı ve davacı tarafça imza itirazına uğramadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca ücret bordrolarında davacıya her ay değişen miktarlarda ödeme yapıldığı ve fazla çalışma süreleri ile ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuklarının da aylara göre farklılık arz ettiği anlaşılmaktadır.
Ücret bordroları incelendiğinde örneğin; Ocak 2021'de 22,5 saat fazla çalışma ile 7,5 saat ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve 393,00 TL prim karşılığı toplam net 3.398,00 TL aylık ücret tahakkuku bulunduğu, Şubat 2021'de 11 saat fazla çalışma, 312,99 TL prim karşılığı net 3.672,00 TL aylık ücret tahakkuku bulunduğu, Mart 2021'de 17 saat fazla çalışma karşılığı ile birlikte net 3.397,00 TL aylık ücret tahakkuku bulunduğu yine 2020 yılı Haziran ayında 19 saat fazla çalışma ve 385,00 TL prim karşılığı toplam net 3.897,00 TL aylık ücret tahakkuku bulunduğu, Temmuz 2020'de ise 34 saat fazla çalışma, 26,5 saat ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile 385,00 TL prim karşılığı net 4.461,00 TL aylık ücret tahakkuku bulunduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında dinlenen davacı tanıkları ise beyanlarında davacının ücretinin bordrolarda, prim ile birlikte 3.700,00-4.000,00 TL, 3.750,00-4.000,00 TL arası gözüktüğünü beyan etmişlerdir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda örnekleme yoluyla davacının aylık çalışmasının 225 saati aşmadığı buna rağmen ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuk ettirildiği tespiti yapılmış ise de öncelikle aylık çalışma saati belirlenirken sadece fiili çalışma süresi değil izinli olunan hafta tatili günlerindeki çalışma saatinin de eklenmesi gerekir (haftada 4 gün izin kullanılmış ise 7,5×4=30 saat) zira aylık 225 saat aylık 30 günün günlük çalışma süresi 7,5 saat ile çarpılması karşılığıdır. Ayrıca fazla çalışma sürelerinin hesabında aylık değil haftalık fazla çalışma süreleri esas alınmalıdır.
Dosya içerisinde yer alan ücret bordroları, puantaj kayıtları, çalışma çizelgeleri, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre işyeri kayıtlarının gerçek durumu yansıtmadığı yönündeki iddianın ispatlanamadığı ve ücret bordrolarında yer alan ücretin davacının gerçek ücretini yansıttığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla Mahkemece davacının ödenmeyen ücret alacağının olup olmadığı, bordrolarda yer alan ücret seviyesi dikkate alınarak tespit edilmeli yine yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun şekilde fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti olup olmadığı belirlenmelidir.
Davacının çalışmasının kayıt altına alındığı dönemler için bu kayıtlara itibar edilerek hesaplama yapılmalıdır.
Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında, yazılı delilin bulunduğu durumda tanık delili ile sonuca gidilemez.
Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri yönünden yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor aldırılıp, puantaj kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, kayıtlara göre davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığının tespiti, varsa bu günlere ait alacaklarının hesaplanıp herhangi bir indirim uygulanmadan hüküm altına alınmasıdır.
Puantaj ile kayıt altına alınmayan dönem varsa tanıkların davacı ile birlikte çalışma dönemleriyle sınırlı olarak davacı tanık beyanlarına göre hesaplama yapılıp uygun bir indirim de uygulanarak sonuca gidilmelidir.
Ayrıca hesaplanacak fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden, imzasız bordrolarda yer alan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının banka ödemeleri ile karşılaştırılarak ödendiğinin anlaşılması hâlinde mahsup edilmesi, imzalı ücret bordrolarında yer alan tahakkuk bulunan dönemlerin ise hesaplamadan dışlanması gerektiği göz ardı edilmemelidir.
3.
Somut olayda davacı iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş, Mahkemece davacının fazla çalışma, ücret fark alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenmediği anlaşıldığından feshin haklı nedene dayandığı sonucuna varılmıştır.
Ancak bozma ilâmı çerçevesinde yapılacak araştırma ve incelemenin sonucunda, davacının ileri sürdüğü haklı fesih sebepleri yeniden değerlendirilerek kıdem tazminatı talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.