Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/10404 K.
Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 9. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/8608
- Karar No: 2025/10404
- Karar Tarihi: 25.12.2025
Uyuşmazlığın Özeti
nu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
k, davacının aylık ücret miktarı ve bordro hilesi bulunup bulunmadığı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Kararın Sonucu
yiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Uygulamadaki Önemi
Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/8608 E. , 2025/10404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
26. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2444 E., 2025/1543
K. İLK DERECE
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu
23. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/560 E., 2023/518
K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı … İnşaat ve Ticaret AŞ vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların şantiyesinde tesisatçı olarak görev yaptığını, 22.05.2018 tarihinde işe başladığını ve 31.05.2022 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, net 6.200,00 TL ücretle çalıştığını, işçilerin maaş bordrolarında hile yapıldığını, tahakkuk ettirilen ek kazançların ücretin parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini, emsal ücret araştırması yapılmasını talep ettiklerini, davalı işverenin davacının iş sözleşmesini geçerli ve haklı bir neden olmaksızın feshettiğini, işten çıkardıktan sonra davacıya kısmi bir kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …
İnşaat Taahhüt San. ve Tic.
AŞ (…
İnşaat Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının ödendiğini, ücret bordrolarının aksi ispatlanıncaya kadar delil niteliğinde olduğu, davacı işçinin ara dinleme dâhi yapmaksızın fazla çalışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çalışmanın yapıldığı yer olan iklim koşullarının fazla çalışma yapılmasına izin vermediğini, davacıya ücret pusulalarında görüleceği üzere ödemelerinin yapıldığını, yıllık izin taleplerinin dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.
Davalı …
İnşaat ve Ticaret AŞ (…
Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının kıdem ve ihbar tazminatının banka kanalıyla ödendiğini, davalı Şirketten hiçbir alacağı kalmadığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi açısından iddialarının tamamen mesnetsiz olduğunu, bu alacak kalemlerinin banka hesabına ödendiğini, davacının bordrolarını ihtirazı kayıtsız bir şekilde imzaladığını, bordroların aksini kanıtlayacak bir delil sunmadığını, davacı işçinin ara dinleme dahi yapmaksızın aralıksız çalışarak fazla çalışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının tüm yıllık ücretli izinlerini kullandığını, davacının ücret yönünden iddialarını kanıtlayamadığı gibi imzalı ücret bordrolarının aksini kanıtlayacak bir delil de sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 22.08.2018 tarihli bireysel iş sözleşmesinin davacı ile "…
İş Ortaklığı" arasında imzalandığı, 01.09.2018 tarihli Personel Atama Formunda görevi bekçi olan davacının "sıhhi tesisatçı olarak devam edeceği" ve yeni ücretinin 1.850,00 TL olduğunun belirtildiği, 31.05.2022 tarihli fesih bildiriminde işlerin azalmasının sebep olarak gösterildiği, 31.05.2022 tarihli ibranamenin matbu ve tutar içermeyen şekilde olduğu, davacıya 13.06.2022 tarihinde ihbar tazminatı açıklamasıyla 14.06.20 22… .06.2022 tarihinde kıdem tazminatı açıklamasıyla ödeme yapıldığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yapılan hesaplamada ödendiği tespit edilen tazminat tutarlarının mahsup edildiği, davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunduğu, tanık anlatımları ile davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerince çalıştığını ispatladığı, çalışma karşılığının ödendiğinin ise davalı işverence kanıtlanamadığı, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığından faiz başlangıç tarihinin arabuluculuk son tutanak tarihi olarak belirlendiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hizmet süresi ve ücret miktarı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, davalılarca davacı ücretinin imzalı bordrolarda gösterildiği kadar olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunda ayrıntıları açıklandığı üzere bordrolarda gösterilen tahakkukların gerçek olmadığı, fazla çalışma saatlerinin değişmesine rağmen ödenen miktarın aynı kaldığı, buna göre bordro hilesi kabulü ile yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmadan ve ihbar öneli tanınmadan feshedildiği, buna göre davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunduğu yönündeki Mahkeme kabulünün yerinde olduğu, davalı işverenlikçe davacının fiilî çalışma saatlerini gösterir puantaj kayıtları ve eş değer işyeri belgeleri sunulmadığı, dinlenen tanıkların beyanı ile davacının fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, bu yöndeki davalılar istinafının yerinde olmadığı, asgari geçim indirimi yönünden yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.
Davalı …
İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava dosyasında davacının 6.200,00 TL' lik ücret iddiasını doğrulayacak delil bulunmadığını, davacının ıslak imzalı değişken tahakkuklu ücret bordroları ve banka kayıtları karşısında iddialarını ancak yazılı delille ispatlayabileceğini, b. Davacının kıdem ve ihbar tazminatının banka kanalıyla ödendiğini, müvekkili Şirketten alacağının kalmadığını , c. Davacının fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının banka hesabına ödendiğini, d. Davacı işçinin ara dinleme dahi yapmaksızın aralıksız çalışarak fazla çalışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, e. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2.
Davalı …
Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava dosyasında davacının 6.200,00 TL'lik ücret iddiasını doğrulayacak delil bulunmadığını, davacının ıslak imzalı değişken tahakkuklu ücret bordroları ve banka kayıtları karşısında iddialarını ancak yazılı delille ispatlayabileceğini, b. Davacının kıdem ve ihbar tazminatının banka kanalıyla ödendiğini, müvekkili Şirketten alacağının kalmadığını , c. Davacının fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının banka hesabına ödendiğini, d. Davacı işçinin ara dinleme dahi yapmaksızın aralıksız çalışarak fazla çalışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, e. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarı ve bordro hilesi bulunup bulunmadığı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığından (TÜİK) emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Diğer yandan fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir.
Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir.
Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir.
İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır.
Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir.
Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır.
Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.
Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.
Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez.
Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır.
Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir.
Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez.
Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir.
Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından da geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğinde bulunan ücret pusulaları incelendiğinde; çalışılan gün karşılığı brüt ücretin belirtildiği, "çalışılan bayram", çalışılan tatil" sütünunda çalışılan gün sayısı, "fazla mesai" sütununda ise çalışma saati belirtilerek karşılığı tutarların brüt olarak tahakkuk ettirildiği, miktarların sembolik olmadığı ve çalışılan gün/saate göre her ay farklı tutarda tahakkukların bulunduğu, en son vergi ve sigorta ödemeleri düşüldükten sonra net ödenecek tutar belirtilerek banka kanalıyla ödendiği anlaşılmıştır. Bu hâliyle bordroların hileli olduğunun kabulü mümkün değildir. Yargılama sırasında dinlenen davacı ve davalı tanıkları ücretlerinin tamamının bankaya yatırıldığını, elden ödemenin olmadığını beyan etmişlerdir. Bordro hilesi yapıldığına dair bir bulgunun da bulunmadığı gözetildiğinde; davacının ücret bordrolarında yazılı ücret miktarının, davacının gerçek ücretini yansıttığı anlaşılmıştır. Bu itibarla ücret bordrolarında yer alan ücret, davacının gerçek ücreti olarak kabul edilmek suretiyle hesaplamaların yeniden yapılması gerekmektedir. Diğer yandan davacının bordrolarda yer alan ücret seviyesi ile çalıştığı tespit edildiğinden davacının bu ücret üzerinden fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre gerekirse bilirkişi raporu alınarak yeniden hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.