Bilgi BankasıCeza Hukuku

İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Kaydedilmesi ve Değerlendirilmesi (CMK 135)

İletişimin Tespiti – Telekomünikasyon yoluyla kurulan haberleşmenin denetlenmesi; en az iki kişi arasında, şüpheli ya da sanığın taraf olduğu, bir iletişim aracı üzerinden gerçekleşen tüm görüşmelerin tespit edilmesi, gizlice dinlenmesi, kayıt altına alınması veya sinyal bilgilerinin incelenmesi anlamına gelir. Uygulamada bu tedbire “teknik takip” de denilmektedir. İletişimin denetlenmesi, teknolojik gelişmeler doğrultusunda farklı yöntemlerle uygulanabilmektedir. Örneğin, telefon görüşmelerinin dinlenmesi klasik bir yöntem iken, internet üzerinden yapılan haberleşmenin izlenmesi günümüzde kullanılan daha modern bir yöntemdir.

MİT veya Emniyet, suçun önlenmesi amacıyla iletişimin denetlenmesi yoluna başvurabilmektedir. Ancak bu makalede, işlenen bir suç nedeniyle başvurulan iletişimin denetlenmesi koruma tedbiri incelenmektedir. Suç şüphesi nedeniyle alınan bu tedbir üç farklı şekilde uygulanır:

  • İletişimin tespiti,
  • İletişimin dinlenmesi ve kaydedilmesi,
  • Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi.

Genel anlamda “iletişimin denetlenmesi” kavramı, uygulamada zaman zaman terim karmaşasına yol açmaktadır. Bu sebeple, her bir terimin ne anlama geldiğini ayrı ayrı açıklamak gerekir.

İçindekiler

İletişimin Tespiti

İletişimin tespiti; belirli bir telefon hattından kimin, hangi tarih ve saatte arandığını, görüşmenin süresini (HTS kayıtları), elektronik posta aracılığıyla kimlerle yazışıldığını tespit etmeyi kapsar. Burada iletişimin içeriği öğrenilmez; yalnızca iletişim araçlarının birbirleriyle kurduğu bağlantıya dair arama bilgileri, yer verileri ve kimlik bilgileri belirlenir. Dolayısıyla iletişimin tespiti geçmişe yöneliktir. Kişinin kendi iradesiyle geçmişte gerçekleştirdiği iletişim faaliyetlerine dair harici verilerin ortaya konulmasıdır (Y16CD-K.2019/6842).

İletişimin Tespiti Tutanağı (Tape)

Uygulamada iletişimin dinlenip yazıya dökülmesi sonucu hazırlanan belgeye “tape” denilmekte, mahkemeler ve Yargıtay bunu “iletişim tespit tutanağı” olarak adlandırmaktadır. Ancak, bu tutanak ile “iletişimin tespiti” kavramı karıştırılmamalıdır. Yargıtay kararlarında geçen iletişim tespit tutanakları, dinleme kararı uyarınca elde edilen görüşme içeriklerinin yazıya aktarılması anlamına gelir. Oysa “iletişimin tespiti” doğru kullanım itibarıyla yalnızca iletişim içeriğine müdahale edilmeksizin, iletişim araçlarının birbirleriyle kurduğu bağlantıların, yer bilgilerinin ve kimlik bilgilerinin belirlenmesine yöneliktir.

İletişimin Dinlenmesi ve Kaydedilmesi

İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması, en az iki kişi arasında telekomünikasyon araçlarıyla yapılan görüşmelerin gizlice dinlenip kayıt altına alınmasıdır. Kişilerin yüz yüze yaptıkları konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi, CMK m.135 kapsamında “iletişimin dinlenmesi” sayılmaz. Dinleme ve kayıt altına alma; telefon, internet bağlantısı veya mobil uygulamalar üzerinden gerçekleşen görüşmeleri kapsar. CMK m.135 uyarınca e-posta ya da sosyal medya aracılığıyla yapılan yazışmaların da dinlenip kayda alınması mümkündür. Ancak bu tedbir yalnızca geleceğe yöneliktir; geçmişteki iletişim içeriklerine erişim hukuken mümkün değildir. Geçmişe yönelik elde edilebilecek tek veri, kimin kimi aradığı veya hangi numaraların iletişim kurduğuna ilişkin bilgilerdir.

Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi

Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, iletişimin içeriğine müdahale niteliği taşımayan bir işlemdir. Yetkili makam kararıyla, iletişim sistemlerinde sinyal bilgilerinin bıraktığı izler toplanarak değerlendirilir ve bu verilerden anlamlı sonuçlar çıkarılır. Örneğin, bir şüphelinin yerinin belirlenmesi amacıyla cep telefonunun hangi baz istasyonundan sinyal verdiğinin tespit edilmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yoluyla mümkündür.


İletişimin Tespiti Kararı İçin Aranan Şartlar

İletişimin tespiti, telefonlar bakımından HTS (Historical Traffic Search) kayıtlarının alınması anlamına gelir. Bu kayıtlar, belirli bir hatta ait arama ve aranma bilgilerini, yapılan görüşmelerin kimlerle gerçekleştiğini ve görüşme sürelerini gösterir. Elektronik posta yönünden ise, kişinin kimlerle yazışma yaptığı belirlenebilir.

İletişimin tespiti, geçmişe dönük olarak uygulanır ve yalnızca arayan–aranan kişi bilgileri ile arama süresini içerir. Görüşmenin içeriğine müdahale edilmez. Bu tedbire karar verilebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir:

1. Hakkında İletişimin Tespiti Yapılacak Kişi

CMK m.135’e göre yalnızca şüpheli veya sanığa ait iletişimin tespitine karar verilebilir. Şüpheli, soruşturma aşamasında suç işlediği yönünde kanaat bulunan kişiyi; sanık ise kovuşturma evresinde aynı konumda olan kişiyi ifade eder (CMK m.2). Dolayısıyla üçüncü kişiler hakkında bu tedbir uygulanamaz. Ancak müşteki (şikâyetçi) yönünden, Cumhuriyet savcısının CMK m.160 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel yetkileri kapsamında iletişim tespiti yapılabilir.

2. Suça İlişkin Şart – İletişimin Tespiti

İletişimin tespiti açısından herhangi bir suç sınırlaması bulunmamaktadır. Yani, TCK’da yer alan bütün suçlar bakımından bu tedbire başvurulabilir. Oysa iletişimin dinlenmesi, kaydedilmesi veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yalnızca CMK’da sayılan katalog suçlarla sınırlıdır.

3. Karar Merci – İletişimin Tespiti

Soruşturma evresinde iletişimin dinlenmesi, kayda alınması veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi için hâkim kararı gerekir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısı karar verebilir. Kovuşturma evresinde ise bu karar davaya bakan mahkeme tarafından alınır. Kararda mutlaka şu hususlar açıkça gösterilmelidir:

  • Yüklenen suçun niteliği,
  • Tedbir uygulanacak kişinin kimliği,
  • İletişim aracının türü,
  • Telefon numarası veya bağlantıyı gösteren kod,
  • Tedbirin kapsamı, türü ve süresi.

4. Delil ve Zorunluluk Şartı – İletişimin Tespiti

İletişimin tespitinde, diğer tedbirlerde aranan “kuvvetli şüphe sebepleri” ya da “başka yoldan delil elde edilememesi” koşulları aranmaz. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görülmesi halinde bu tedbire başvurulabilir.

5. Kişi ve Süre Sınırlaması – İletişimin Tespiti

İletişimin tespiti kararı mutlaka kişi ve süre bakımından sınırlandırılmalıdır. Aksi durumda, alınan karar hukuka aykırı sayılacak ve bu şekilde elde edilen deliller de geçerliliğini yitirecektir.


İletişimin Dinlenmesi, Kaydedilmesi ve Değerlendirilmesi İçin Aranan Şartlar

CMK m.135 kapsamında düzenlenen iletişimin denetlenmesi (dinleme, kayda alma ve değerlendirme) tedbirine yalnızca bir suç işlendiği gerekçesiyle başvurulabilir. Bu koruma tedbiri hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında uygulanabilir. Ancak şüpheli veya sanık hakkında bu tedbire karar verilebilmesi için, işlenen suça dair somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka bir yöntemle delil elde etme olanağının bulunmaması gerekir.

İletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi aşağıdaki koşulların varlığında mümkün olur:

1. Tedbir Uygulanacak Kişi – İletişimin Tespiti

CMK m.135’e göre yalnızca şüpheli veya sanığa ait iletişimin dinlenmesine, kaydedilmesine veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilebilir. Üçüncü kişilere ait iletişimin bu yollarla denetlenmesi mümkün değildir. Burada şüpheli, soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişiyi; sanık ise kovuşturma evresinde aynı durumda olan kişiyi ifade eder (CMK m.2).

İletişimin Tespiti

2. Suça İlişkin Şart

Dinleme, kayda alma ve sinyal bilgisi değerlendirmesi yalnızca kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş suçlar bakımından uygulanabilir. Bu suçlar “katalog suçlar” olarak adlandırılır. Öne çıkan bazı katalog suçlar şunlardır:

  • Göçmen kaçakçılığı, insan ticareti (TCK m.79, 80) ve organ/doku ticareti (m.91),
  • Kasten öldürme (m.81–83),
  • İşkence (m.94, 95),
  • Cinsel saldırı (m.102/2 vd.), çocukların cinsel istismarı (m.103),
  • Nitelikli hırsızlık (m.142), yağma (m.148, 149), nitelikli dolandırıcılık (m.158),
  • Uyuşturucu madde imal ve ticareti (m.188),
  • Parada sahtecilik (m.197),
  • Örgüt kurma (m.220/3), fuhuş (m.227), ihaleye fesat (m.235), tefecilik (m.241), rüşvet (m.252), kara para aklama (m.282),
  • Devletin birliğini bozma (m.302), anayasal düzene karşı suçlar (m.309–316), devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk (m.328 vd.),
  • Silah kaçakçılığı (6136 s. Kanun m.12),
  • Bankacılık Kanunu’nda zimmet (m.22/3–4),
  • Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki hapis cezası gerektiren suçlar,
  • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m.68, 74’teki suçlar,
  • 7258 sayılı yasadışı bahis suçları.

3. Kuvvetli Şüphe Sebepleri

Tedbire başvurulabilmesi için yukarıda sayılan suçların işlendiğine ilişkin somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması gerekir. Kanun koyucu, soyut şüpheye dayalı uygulamaların önüne geçmek için bu ibareyi özellikle düzenlemiştir.

4. Başka Yollardan Delil Elde Edilememe

Bu tedbirin uygulanabilmesi için, delile başka yollarla ulaşma imkânının bulunmaması gerekir. Başka usuller denendiği halde sonuç alınamaması ya da alınamayacağı yönünde ciddi bir beklenti mevcutsa, iletişimin dinlenmesi ve kaydedilmesi gündeme gelebilir. CMK’da bu tedbir, tali nitelikli bir koruma tedbiri olarak öngörülmüştür. Dolayısıyla, delil başka bir yolla elde edilebiliyorsa, dinleme veya kayda alma kararı verilemez.

5. Karar Merci

Soruşturma aşamasında tedbire hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı kararıyla başvurulabilir. Ancak savcının kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunulmalı ve en geç 24 saat içinde hâkim tarafından incelenmelidir. Onay verilmezse kayıtlar derhâl imha edilir. Kovuşturma aşamasında ise karar, davaya bakan mahkeme tarafından verilir.

Kararda mutlaka şu unsurlar yer almalıdır:

  • Yüklenen suçun niteliği,
  • Tedbir uygulanacak kişinin kimliği,
  • İletişim aracının türü, telefon numarası veya bağlantı kodu,
  • Tedbirin kapsamı, türü ve süresi.

6. Süre Şartı

Dinleme, kayda alma ve değerlendirme kararı en fazla iki ay için verilebilir ve bir ay daha uzatılabilir. Ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre, her defasında bir ayı aşmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere ek uzatmalarla altı aya kadar çıkarılabilir (CMK m.135/4).

Delil Kullanma Yasağı

Dinleme veya kayda alma tedbirleriyle elde edilen deliller yalnızca CMK m.135’te sayılan katalog suçlar bakımından kullanılabilir. Başka suçların soruşturma veya kovuşturmasında bu delillerin kullanılmasına izin verilmez. Bu sınırlama, ceza muhakemesinde delil değerlendirme yasağı olarak adlandırılır.


İletişimin Dinlenmesi ve Kaydedilmesine İlişkin Delillerin Duruşmada Okunması

Ceza yargılamasında duruşma, delillerin ortaya konulup taraflarca tartışıldığı en önemli aşamadır. İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması yoluyla elde edilen iletişim tespit tutanakları (tapeler) da mutlaka duruşmada okunmalı ve tarafların görüşüne sunulmalıdır. Duruşmada okunmayan tapeler, hiçbir şekilde hükme esas alınamaz. CMK m.217/1 uyarınca hâkim, kararını yalnızca duruşmaya getirilip huzurunda tartışılan delillere dayandırabilir. Bu nedenle, okunmayan belgeler ya da keşif konusu yapılmamış ses kayıtları hükme esas teşkil edemez.

Eğer hükme esas alınan iletişimin tespiti tutanakları dosyada bulunmuyorsa ve denetime imkân verecek biçimde sanıklara okunmamışsa, bu durum bozma sebebi sayılmaktadır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, K.2019/6255).

Ayrıca, dosya arasında yer almayan ancak hükme dayanak yapılan telefon görüşmelerine ait tutanakların asılları veya onaylı suretleri mutlaka dosyaya getirilmelidir. Bu tutanaklar sanıklara okunarak beyanları alınmalı, sanıklar konuşmaların kendilerine ait olmadığını ileri sürerse ses örnekleri alınmalı ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi ya da uzman bir kurum tarafından ses analizi yapılarak rapor düzenlenmelidir. Tüm deliller birlikte değerlendirilip buna göre sanıkların hukuki durumu belirlenmelidir. Aksi halde eksik araştırmaya dayalı verilen karar, bozma nedenidir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi, K.2019/5059).


İletişimin Denetlenmesiyle Elde Edilen Delillerin Diğer Kişilere Etkisi

Kural olarak, iletişimin denetlenmesi yoluyla (dinleme, kayda alma veya sinyal bilgisi değerlendirme) elde edilen deliller yalnızca tedbirin uygulandığı kişi bakımından hüküm doğurur. Yani delil, hakkında karar verilen şüpheli veya sanığın lehine ya da aleyhine sonuç doğuracak niteliktedir.

Bununla birlikte, iletişimin denetlenmesi sonucu elde edilen delil hukuka uygun biçimde temin edilmişse, aynı soruşturma veya kovuşturma kapsamında, aynı suça veya katalog suçlardan birine ilişkin olarak yargılanan diğer şüpheli veya sanıklar açısından da kullanılabilir.

CMK m.135’te, iletişimin denetlenmesiyle elde edilen delillerin aynı dosyada yer alan diğer şüpheli ya da sanıklar hakkında hükme esas alınamayacağına dair herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamasında da, tedbir doğrudan o kişiye uygulanmamış olsa dahi, usule ilişkin güvencelerin (itiraz hakkı, delilleri tartışma imkânı vb.) sağlanmış olması halinde bu delillerin diğer sanıklar bakımından da geçerli kabul edilebileceği belirtilmektedir.


Tanıklıktan Çekinebilecek Kişilerin Dinlenmesi ve Kayda Alınması

Şüpheli veya sanığın, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerle yaptığı iletişim kayda alınamaz. Eğer kayıt işlemi tamamlandıktan sonra görüşülen kişinin tanıklıktan çekinebilecek kişi olduğu anlaşılırsa, elde edilen kayıtlar derhâl imha edilmelidir. Tanıklıktan çekinme hakkı, tanığın her aşamada, hatta ifade sırasında dahi kullanabileceği bir haktır.

Bu kural, yalnızca tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin şüpheli veya sanık olmaması durumunda geçerlidir. Zira Yargıtay’a göre, hakkında suç isnadı bulunan bir kişi, artık tanıklıktan çekinebilecek kişi sıfatını yitirmektedir. Dolayısıyla, şüpheli ya da sanık konumunda olan birinin, akrabalarıyla yaptığı görüşmeler iletişim denetimi kapsamına alınabilir.

Şüpheli veya sanığın, birlikte suç işleme ihtimali bulunmayan ve tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerle gerçekleştirdiği iletişimlerin kayda alınması halinde, bu yolla elde edilen kayıtların hukuka uygun delil sayılmayacağı konusunda kuşku yoktur. Asıl tartışma, şüpheli veya sanığın, akrabalık ilişkisini kullanarak birlikte suç işlediği şüphesi bulunan kişilerle yaptığı görüşmelerin kayda alınması noktasında ortaya çıkmaktadır.

Doktrinde farklı görüşler olsa da, CMK m.135/3 hükmünün, birlikte suç işlediği yönünde deliller bulunan kişiler bakımından uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Yani, tanıklıktan çekinme hakkına sahip bir kişinin suça katıldığı başka delillerle önceden ortaya konmuşsa, bu kişi artık tanıklıktan çekinme hakkını korumaz ve bu kişilerle yapılan görüşmeler kayıt altına alınabilir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2013 tarih ve 137-58 sayılı kararında da aynı sonuca varılmış, bu durumda dinleme ve kayıt yasağının uygulanamayacağı belirtilmiştir (YCGK, K.2014/302).


Mağdur veya Müştekiye Ait İletişimin Tespiti

Mağdur veya müştekinin iletişiminin tespiti, genel soruşturma ve kovuşturma yetkileri çerçevesinde mümkündür. 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi, yalnızca şüpheli veya sanık hakkında uygulanabileceğinden, mağdur ya da müşteki yönünden bu madde hükümleri devreye giremez.

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, CMK m.160 ve devamındaki genel yetkilerine dayanarak mağdur veya müştekinin iletişiminin tespiti yönünde karar verebilir. Kovuşturma safhasında ise ilgili mahkeme, delil toplama yetkisi kapsamında aynı kararı alabilir.

Ancak, mağdur ya da müştekiye ilişkin iletişim tespit kararları hem süre hem de kişi bakımından sınırlı olmalıdır. Aksi takdirde, alınan karar hukuka aykırı hale gelir ve bu şekilde elde edilen veriler delil olarak kullanılamaz.


İletişimin Denetlenmesinin Diğer Teknik Takip Tedbirleriyle İlişkisi

İletişimin denetlenmesi tedbirleri, CMK m.139’da düzenlenen gizli soruşturmacı ve m.140’ta yer alan teknik araçlarla izleme tedbirleriyle yakından bağlantılıdır. Bu tedbirlerin ortak özelliği, hepsinde “başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması” şartının aranmasıdır. Bu durum, birden fazla tedbirin aynı anda uygulanıp uygulanamayacağı konusunda tartışmalara yol açmaktadır.

Zira, gizli soruşturmacı veya teknik araçlarla izleme yoluna zaten delil elde edilemediği için başvurulmakta, buna ek olarak iletişimin dinlenmesine başvurulması halinde bir çelişki doğabileceği ileri sürülmektedir. Çünkü CMK m.135–140 arasında düzenlenen bütün bu tedbirler tali (ikincil) nitelikte olup, ancak son çare olarak kullanılabilir.

Buna rağmen uygulamada Yargıtay, her tedbir için ayrı ayrı verilmiş savcılık, hâkim veya mahkeme kararı bulunması koşuluyla birden fazla tedbirin aynı dosyada birlikte uygulanmasını hukuka uygun kabul etmektedir. Özellikle gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile teknik araçlarla izleme tedbirlerinin birlikte uygulanması sıkça görülmektedir.

Yargıtay kararlarında, gerekli kararların ayrı ayrı alınması şartıyla, iletişimin dinlenmesi, teknik araçlarla izleme ve gizli soruşturmacı tedbirlerinin birlikte uygulanması sonucu elde edilen delillerin hukuka uygun sayılacağı açıkça ifade edilmektedir.


İletişimin Denetlenmesinin Diğer Teknik Takip Tedbirleriyle İlişkisi

İletişimin denetlenmesi tedbirleri, CMK m.139’daki gizli soruşturmacı ve m.140’taki teknik araçlarla izleme tedbirleriyle benzerlik göstermektedir. Bu üç tedbirin ortak noktası, hepsinde “başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması” şartının aranmasıdır. Bu nedenle, aynı anda birden fazla tedbire başvurulması halinde hukuka uygunluk tartışmaları ortaya çıkmaktadır.

Çünkü gizli soruşturmacı veya teknik araçlarla izleme kararına başvurulmuşsa, zaten başka yollardan delil elde edilemediği kabul edilmektedir. Buna ek olarak iletişimin dinlenmesi tedbirine başvurulması, çelişkili bir durum gibi görünebilir. Zira CMK m.135–140 arasında düzenlenen bütün bu koruma tedbirleri tali nitelikte olup, yalnızca son çare olarak uygulanabilir.

Bununla birlikte, Yargıtay uygulamasında, her tedbir için ayrı ayrı verilmiş savcılık, hâkim veya mahkeme kararı bulunması şartıyla birden fazla tedbirin eş zamanlı uygulanması hukuka uygun kabul edilmektedir. Özellikle gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile teknik araçlarla izleme tedbirlerinin birlikte kullanıldığı sıkça görülmektedir.

Yargıtay kararlarına göre, usule uygun şekilde alınmış ayrı kararlar bulunmak kaydıyla, iletişimin dinlenmesi, teknik araçlarla izleme ve gizli soruşturmacı tedbirlerinin aynı soruşturmada bir arada uygulanması halinde elde edilen deliller geçerli ve hukuka uygun sayılmaktadır.


İletişimin Denetlenmesinin Diğer Teknik Takip Tedbirleriyle İlişkisi

İletişimin denetlenmesi, CMK m.139’da düzenlenen gizli soruşturmacı ve m.140’ta yer alan teknik araçlarla izleme tedbirleriyle aynı amaca hizmet eden koruma önlemleri arasındadır. Bu tedbirlerin ortak yönü, hepsinde “başka suretle delil elde edilememesi” koşulunun aranmasıdır. Bu sebeple, aynı anda birden fazla tedbire başvurulması halinde hukuka uygunluk tartışmaları gündeme gelmektedir.

Teorik olarak, gizli soruşturmacı veya teknik araçlarla izleme yoluna gidilmişse, zaten başka yöntemlerle delil elde edilemediği kabul edilmiş olur. Bu durumda, iletişimin dinlenmesi tedbirine ayrıca başvurulması çelişkili gibi görünebilir. Çünkü CMK m.135–140 arasında yer alan tüm tedbirler tali (ikincil) nitelikte olup, yalnızca son çare olarak uygulanmalıdır.

Buna karşın, Yargıtay uygulamasında, her bir tedbir için ayrı ayrı verilmiş savcılık, hâkim veya mahkeme kararı bulunması koşuluyla birden fazla tedbirin aynı soruşturmada birlikte uygulanması hukuka uygun kabul edilmektedir. Uygulamada özellikle gizli soruşturmacı ile teknik araçlarla izleme tedbirlerinin eş zamanlı kullanıldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, gerekli kararlar ayrı ayrı alındığı sürece iletişimin dinlenmesi, teknik araçlarla izleme ve gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirlerinin birlikte uygulanmasıyla elde edilen deliller, Yargıtay içtihatlarına göre hukuka uygun delil niteliğini taşımaktadır.


Telefon Dinlemesi, Teknik Takip ve İletişimin Denetlenmesine İlişkin Yargıtay Kararları

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi, iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine dair usul ve esasları belirlemiştir. Yargıtay içtihatları da bu koruma tedbirlerinin sınırlarını çizmekte ve uygulamada ortaya çıkan tartışmaları gidermektedir. Aşağıda, iletişimin denetlenmesine dair öne çıkan Yargıtay kararlarının özeti yer almaktadır:


1. Müştekiye Ait Telefonun Tespiti

CMK m.135 yalnızca şüpheli veya sanığa yönelik tedbirlere izin verir. Bu nedenle müştekinin telefonu hakkında iletişimin tespiti, savcılık ve mahkemelerin genel soruşturma ve delil toplama yetkisi kapsamında mümkündür. Yargıtay’a göre, müştekinin telefonuna ilişkin kayıtlar (kimle, ne zaman, ne kadar süreyle görüştüğü) talep edilebilir. (Y13CD, K.2011/6986)


2. Tesadüfi Delillerin Kullanılması

İletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen deliller, yalnızca CMK m.135/8’de sayılan katalog suçlar bakımından geçerli kabul edilir. Katalog dışındaki suçlarda bu deliller kullanılamaz. Aksi halde hükme esas alınması bozma sebebidir. (Y5CD, K.2019/10643)


3. Cumhuriyet Savcısının Genel Yetkisi

Savcı, CMK m.160-161’deki genel soruşturma yetkisi çerçevesinde, şüpheli veya mağdura ait iletişim tespitini isteyebilir. Bu talep geçmişe dönük arama, aranma ve görüşme sürelerini kapsayabilir. (Y8CD, K.2007/8160)


4. Üçüncü Kişiler Hakkında Tedbir Kararı

CMK m.135 yalnızca şüpheli ve sanık için uygulanabilir. Şüpheli/sanık sıfatı taşımayan üçüncü kişiler yönünden iletişimin tespiti veya dinlenmesi mümkün değildir. Yerel mahkemenin üçüncü kişiler hakkında verdiği kararlar hukuka aykırıdır. (YCGK, K.2011/222)


5. Baz İstasyonu Verilerinin Delil Niteliği

Cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesi, tek başına sanıkların aynı yerde buluştukları veya birlikte hareket ettikleri anlamına gelmez. Bu durum ancak diğer delillerle desteklenirse mahkûmiyet için kullanılabilir. (YCGK, 24.03.2015, E.2013/5.MD-247, K.2015/60)


6. İletişim Tespit Tutanaklarının Hukuka Aykırılığı

CMK m.135’te öngörülen şartlara uygun alınmayan iletişim kararlarıyla elde edilen tutanaklar hukuka aykırı delil sayılır ve hükme esas alınamaz. Özellikle katalog suç sınırına aykırı elde edilen kayıtlar kullanılamaz. (Y16CD, K.2017/5338)


7. İletişimin Tespiti Kararı Verilebilecek Suçlar

İletişimin dinlenmesi yalnızca katalog suçlarda mümkündür. Ancak iletişimin tespiti yönünden herhangi bir suç sınırlaması yoktur. Bu nedenle, katalogda yer almayan suçlarda da arama ve aranma kayıtları tespit edilebilir. (Y4CD, K.2015/28208; YCGK, K.2011/222)


8. Ankesörlü veya Sabit Hat Aramalarının Delil Değeri

Ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramalar, CMK m.135 kapsamında iletişimin tespitiyle ortaya çıkarılabilir. Ancak bu kayıtların delil değeri, somut olayla bağlantısına ve diğer delillerle desteklenmesine bağlıdır.


9. AİHM İçtihatları Işığında İletişimin Denetlenmesi

AİHM kararlarına göre (Klass/Birleşik Krallık, Malone, Lambert vb.), iletişimin denetlenmesi demokratik toplumda zorunluluk ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde uygulanmalıdır. Türkiye’de de Anayasa m.22 ve AİHS m.8 birlikte değerlendirilerek, haberleşme özgürlüğünün özüne dokunulmaması gerektiği vurgulanmaktadır.


Yargıtay kararları, iletişimin tespiti ve dinlenmesi tedbirlerinin uygulanmasında hukuka uygunluk, katalog suç sınırlaması, üçüncü kişilere uygulanamama ve delillerin denetlenebilirliği ilkelerini öne çıkarmaktadır. Hukuka aykırı şekilde elde edilen iletişim kayıtları, yargılamada delil olarak kullanılamaz.


Hukuka Aykırı İletişimin Tespiti ve Telefon Dinleme Tutanaklarına Dayalı İkrar

1. Hukuka Aykırı Dinleme ve İkrarın Delil Niteliği

İletişimin denetlenmesine ilişkin karar, yalnızca CMK m.135/8’de sayılan katalog suçlar bakımından geçerlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.07.2018 tarihli, 2015/1-396 E. ve 2018/323 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, tesadüfen elde edilen delillerin kullanılabilmesi için bunların da katalog suçlardan birine ilişkin olması gerekir.

Sanıklara isnat edilen “yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçu katalog suçlardan biri olmadığı için, bu suçla ilgili iletişimin tespiti tutanakları CMK m.138/2 gereği delil olarak kullanılamaz. Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2019/9699 K. sayılı kararında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen iletişim kayıtlarına dayanılarak alınan ikrarların delil olarak değerlendirilemeyeceği, bu sebeple mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

2. Hükümlünün Cezaevinde Telefon Görüşmelerinin Dinlenmesi

Telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi, ilk kez 4422 sayılı Kanun’da örgütlü suçlarla sınırlı olarak düzenlenmiş, ardından CMK m.135-138’de koruma tedbiri olarak yeniden yapılandırılmıştır.

Öte yandan, 5275 sayılı CGTİHK m.66 uyarınca kapalı ceza infaz kurumlarında hükümlülerin telefon görüşmeleri idarenin kontrolünde yapılmakta, bu görüşmeler dinlenip kayda alınmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2015 tarihli 6693 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümlü ve tutukluların haberleşme özgürlüğü cezaevinin güvenliği, düzeni ve disiplinin sağlanması amacıyla sınırlandırılabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/591 K. sayılı kararında da, cezaevinde yapılan ve kayıt altına alınan telefon görüşmelerinin CMK m.135 kapsamındaki adli dinleme değil, ceza infaz rejiminin doğal sonucu olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle bu kayıtlar hukuka uygun delil sayılmıştır.

3. İletişimin Tespitine Hangi Suçlarla İlgili Karar Verilebilir?

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2005/20489 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması yalnızca katalog suçlarda mümkündür. Ancak iletişimin tespiti (HTS kayıtları vb.) için böyle bir sınırlama yoktur. Şüpheliye ait telefon görüşmelerinin kimlerle ve hangi tarihlerde yapıldığının belirlenmesi, hâkim ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla mümkündür.

4. Hukuka Aykırı Dinleme Kayıtlarının Sanık Lehine Kullanılması

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/5338 K. sayılı kararında, hukuka aykırı elde edilen dinleme kayıtlarının sanık aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, ancak sanığın lehine delil olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Bu durum, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkının bir gereği olarak kabul edilmektedir.

5. Tesadüfen Elde Edilen Deliller

CMK m.138 uyarınca, tesadüfen elde edilen deliller yalnızca katalog suçlarda kullanılabilir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2019/5925 K. sayılı kararında, soruşturmaya dayanak suçtan KYOK verilmiş olması halinde, bu kapsamda elde edilen dinleme kayıtlarının başka suçlarda kullanılamayacağı, dolayısıyla mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca Ceza Genel Kurulu’nun 2016/944 E., 2020/513 K. sayılı kararında da, hakkında dinleme kararı bulunmayan sanık yönünden elde edilen kayıtların tesadüfi delil niteliğinde olduğu, ancak isnat edilen suç katalogda yer almadığı için hükme esas alınamayacağına hükmedilmiştir.


📌 Sonuç:

  • İletişimin denetlenmesi yalnızca katalog suçlarda mümkündür.
  • Hukuka aykırı dinleme kayıtları sanık aleyhine kullanılamaz, ancak lehine kullanılabilir.
  • Cezaevinde yapılan telefon görüşmelerinin dinlenmesi CMK m.135 değil, infaz hukukuna dayanır ve hukuka uygundur.
  • Tesadüfi deliller yalnızca katalog suçlarda kullanılabilir, aksi halde hükme esas alınamaz.

Avukat Gökhan Yağmur Kimdir?

Av. Gökhan Yağmur, İstanbul merkezli olarak ceza hukuku, aile hukuku, ticaret hukuku ve fikri mülkiyet hukuku alanlarında faaliyet gösteren deneyimli bir avukattır. Müvekkillerine yalnızca dava süreçlerinde değil, aynı zamanda önleyici hukuk hizmetleri, danışmanlık ve stratejik yol haritaları sunarak destek olur.

Uzun yıllara dayanan mesleki tecrübesi boyunca, boşanma davaları, ceza yargılamaları, marka ve patent davaları, ticari uyuşmazlıklar ve icra-iflas işlemleri başta olmak üzere pek çok alanda başarıyla müvekkillerini temsil etmiştir.

Av. Gökhan Yağmur, mesleğini icra ederken hukukun evrensel ilkelerine, adalet ve dürüstlük değerlerine bağlı kalmayı temel prensip edinmiştir. Müvekkilleriyle şeffaf iletişim kurarak, onların hak ve menfaatlerini en etkin şekilde korumayı hedefler.

Aynı zamanda dijital hukuk platformları ve eğitim projeleriyle hukuk dünyasına katkı sağlamaya devam eden Av. Gökhan Yağmur, hukukun erişilebilir ve anlaşılır olması için çalışmalar yürütmektedir.

📌 İletişim için:
🌐 www.gokhanyagmur.com.tr
📞 0542 157 06 34

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu