Yargıtay Kararları

Kusur Belirlemesinin Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi ve Tarafların Ekonomik Durumu: 10. Hukuk Dairesi 2025/10330 K.

Bu yazıda boşanma davasında kusur değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 10. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2024/15758
  • Karar No: 2025/10330
  • Karar Tarihi: 19.06.2025

Uyuşmazlığın Özeti

e iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davaya konu olayın iş kazası olduğunun tespiti ile iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece yargılama sırasında Kurumca olayın iş kazası kabul edildiğine ilişkin gerekçeye dayanılmak su

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

acı vekilince dava dilekçesinde davaya konu olayın iş kazası olduğunun tespiti ile iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece yargılama sırasında Kurumca olayın iş kazası kabul edildiğine ilişkin gerekçeye dayanılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile iş kazası tespit istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı ile davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, zararlandırıcı olayı sonucu davacının açtığı iş kazası tespit davası ile tazminat davasının birlikte görülüp görülemeyeceğine ilişkindir. HMK’nın 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir. Yine aynı yasanın 30.

Kararın Sonucu

myiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanma davasında kusur değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

10. Hukuk Dairesi         2024/15758 E.  ,  2025/10330 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi

7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2682 E., 2024/1634

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Bafra

1.

Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2016/167 E., 2022/237

K. Taraflar arasındaki tespit ve iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan …

Enerji Şirketi'nin, Bafra ilçesindeki elektrik dağıtım hatlarında, havai elektrik hattı yapım onarım işinde çalışırken 11.07.2015 günü geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde yaralandığını, müvekkilinin kazadan yaklaşık 1 ay önce davalılardan ….

Enerji Şirketinde çalışmaya başladığını, davacının direk dikme inşaatında, tel germe işlerinde ve malzeme naklinde traktörü ile aylık 4.500 TL'ye çalıştığını, müvekkilinin 11.07.2015 günü saat 9.30 gibi …

Mahallesi Keltepe Mevkiinde yapımı devam eden yüksek gerilim direklerinin inşaatında çalışırken, kullanmış olduğu 55 …

619 plakalı traktörün kontrolden çıkarak 200 metre uçuruma doğru hareket etmesi nedeni ile kendisi traktördün atlayarak sol bacağının parçalı olarak kırıldığını, davacıya ait 55 ….

619 plakalı traktör ile remorkunun tamamen kullanılamaz hale geldiğini, söz konusu iş kazasında tüm kusurun işverende olduğunu, kazanın olduğu gerilim inşaatının bulunduğu …

Keltepe Mevkii arazisinin yapısı itibariyle oldukça eğimi yüksek olan ve traktörle bu çalışmanın yapılmasına müsait olmayan bir bölge olduğunu, arazinin yapısına uygun makine ve ekipmanlar ile yapılması gerektiğini, traktörün remorkunda bulunan direk malzemelerinin düzgün ve doğru yükleme yapma işi de işverenin sorumluluğunda olduğunu, direk malzemelerinin işverenin şantiyesinden , işverenin sorumluluğu altındaki işçiler tarafından yüklendiğini, davalı Yedaş'ın işin asıl sahibi olduğunu, davalı …

Enerji ise alt işveren olduğundan her iki şirketinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek davacının söz konusu iş kazasında sol bacağı parçalı şekilde kırıldığından malul kaldığını, maluliyetinin sürekli olduğunu, yine bu iş kazası nedeniyle davacının traktörü ile remonkunun tamamen kullanılamaz hale geldiğini, HMK 107. maddesine göre belirsiz alacak davasının ikame ettiklerini, iş kazasının iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmaması nedeni ile olduğunu, bu nedenle 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı …Ş'nin cevap dilekçesi özetle; davanın zamanaşımı, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının müvekkil şirketin işçisi olmadığını, ve sigortalı işçisi olmadığını, davacı yanca ifade edilen olayda da açık ve net olarak anlaşılacağı üzere davacı, kendisine ait traktör ile bedeli karşılığında 1-2 saatliğine direk taşımak isterken kaza geçirdiğini, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un md.

13 emredici şekilde düzenlenen iş kazası şartlarının hiçbirin taşımadığını, Mahkemenin görevli olmadığını, bu nedenle davanın öncelikle 5510 sayılı Kanun gereği görev nedeniyle reddini talep ettiklerini, davanın iş kazası olduğuna dair SGK'ya bu şartları taşımadığı için yapılmış hiçbir bildirim bulunmadığını, meydana gelen iş kazasında trafik kazası olup iş kazası olmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olmayan, olay nedeniyle Mahkemenin görevli olmadığını belirterek müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … Enerji Mak. San. ve Tic. A.Ş vekilinin cevap dilekçesi özetle; davacı şoför …'in sürücü belgesi olmadığı yani traktörü kullanmaya yetkisi olmadığının, hal böyle olunca ehliyetsiz olarak trafiğe çıktığını, kuralları ihlal ederek en başta kusurlu olduğunu, ehliyetsiz olarak bir işin tüm sorumluluğunu yüklenen davacının yaptığı işten tümüyle kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle,"…6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4. maddesi gereğince; işverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermekle, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

Her işveren, işyerinde geniş anlamda doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikeleri yeterince kontrol ederek önlemek zorundadır.

Bu zorunluluk sonucu olarak işyerinde işveren tarafından tam anlamı ile geniş bir kontrol mekanizması kurulmalıdır.

İşveren, kendisine mevzuatın yüklediği önlemleri, işçinin tedbirli dikkatli bulunması takdirinde gerekmediği düşüncesi ile almaktan imtina edemez.

Meydana gelen kaza nedeniyle davacının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı

3.Adli Tıp İhtisas Kurulu 26.02.2020 tarih ve 69365276-101.01.02-2019/128993 sayılı raporunda ve SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 11.04.2018 tarihli Sağlık Kurulu Kararında %23,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, usul ve kanuna uygun olarak tanzim edilen kusur raporuna göre davacının kusurunun %30 oranında olduğu, davalı işverenin ise %70 oranında kusurlu olduğu dosya kapsamıyla sabittir.

Maddi tazminat talebinin değerlendirilmesinde; tüm dosya kapsamından, davacının davalılardan …

Enerji Şirketi'nin, Bafra ilçesindeki elektrik dağıtım hatlarında, havai elektrik hattı yapım onarım işinde çalışırken 11.07.2015 günü meydana gelen iş kazası neticesinde davacı işçinin % 23,2 oranında sürekli maluliyete uğradığı, kazanın oluşumunda davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, gerekli iş güvenliği önlemlerini almayan işverenin tam kusuru oranında davacı işçinin maddi zararını karşılaması gerektiği, oluşan iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle davacı işçinin, peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzili ile 89.205,27 TL maddi zarara uğradığı ayrıca traktör ve römork hasar bedelinin ortak kusurun indirilmesi ile 15.554,27 TL zararının olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

Manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde; manevi zarar, malvarlığı dışında kalan değerlerin yani kişi varlığı değerlerinin zedelenmesi sonucu doğan rahatsızlık, duyulan elem ve acı (ızıdırap) olarak gözükmektedir.

Manevi tazminat ise zarar görenin kişi varlığı değerlerindeki zedelenme sonucu oluşan elem ve acının (rahatsızlığın) genellikle ödenen bir tazminatla değerlendirilmesinden ibarettir.

Manevi tazminat, manevi zararın bir giderim biçimidir.

Herkese karşı korunan kişilik hakkının kapsamına giren değerlerden birinin ihmali halinde doğan mutlak bir haktır.

Zarar görenin iradesi dışında kişilik haklarında bir eksilme oluşur.

Tazminat işte bu eksilmeyi telafi amacı güder.

Tüm dosya kapsamından davacının geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında davacının %23,2 oranında malul olduğu, davacının kaza sonrasındaki hayat standartlarının oldukça düştüğü, davacının geçirmiş olduğu kaza neticesinde maluliyet oranı ve davacının fizyolojik yapısı göz önünde bulundurulduğunda bu haliyle davacının sağ elinin kavrama kabiliyetinin önemli ölçüde zayıflayacağı, sağ elini adeta kullanamaz hale geleceği anlaşılmakla, manevi tazminatın amacının manen yıkıntıya uğraşan kişinin bir nebze de olsa manevi acısını dindirmek oluşu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle duyduğu üzüntü ve kederi bir nebze gidermek için davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne …"karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı YEDAŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı YEDAŞ vekili istinaf dilekçesinde; davacının sigortalı çalışan olmadığını, Kurumun ihale makamı olduğunu, davacıya ait traktör bedelinden sorumlu olmayacaklarını, kusur bilirkişi heyetinin uygun şeçilmediğini, manevi tazminatın yüksek olduğunu, aktüerya raporunun hatalı olduğunu beyan etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle dosya kapsamındaki hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinde davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğunun, kaza tarihi ve maluliyet oranına göre hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu, kaza sebebiyle traktör bedelinden davalıların sorumlu tutulmasının da yerinde olduğunun anlaşılmasına göre göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davalı YEDAŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı YEDAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı YEDAŞ vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tespit ve iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3. Değerlendirme

Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davaya konu olayın iş kazası olduğunun tespiti ile iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece yargılama sırasında Kurumca olayın iş kazası kabul edildiğine ilişkin gerekçeye dayanılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile iş kazası tespit istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı ile davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, zararlandırıcı olayı sonucu davacının açtığı iş kazası tespit davası ile tazminat davasının birlikte görülüp görülemeyeceğine ilişkindir. HMK’nın 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir. Yine aynı yasanın 30. maddesinde Mahkemenin yargılamayı, mümkün olduğunca hızlı ve bir düzen içerisinde seyretmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. İş kazası nedeniyle açılan tazminat davasının görülebilmesi için meydana gelen olayın Kurum tarafından iş kazası tahkikatının ve giderek zararlandırıcı olayın iş kazası olarak tespiti gerekmektedir. Zira açılan tazminat davalarına doğrudan etkisi bulunmaktadır. Şöyle ki iş kazasından kaynaklanan tazminat davaları nitelikçe Kurumca karşılanmayan zararların tahsiline ilişkin davalar olduğundan mükerrer tahsile neden olunmasının önüne geçebilmek için iş kazası sigorta kolundan Kurumun hak sahiplerine bağladığı gelirlerin tespiti ile bunun hesaplanan maddi tazminattan tenzili gerektiği gibi, tek başına manevi tazminat davası açılması durumunda dahi Mahkemenin görevine ilişkin neticeleri bulunmasından dolayı (olay iş kazası değilse yargılama iş mahkemelerinde yapılamayacağından) Kurumun iş kazası tahkikatı ve giderek olayın iş kazası olarak tespit olunması önem arz etmektedir. Mahkemece yapılacak iş; tespit davasını tazminat davasından tefrik edip ayrı esasa kaydetmek, tespit davasını tazminat davası için bekletici mesele saymak, tespit davasını sonuçlandırıp tespit davasında verilen hüküm kesinleştikten sonra çıkacak sonuca göre tazminat davasını sonuçlandırmaktır. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, kamu düzenine ilişkin bu husus re’sen nazara alınmalı, davalı YEDAŞ vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu