İhtiyaç Nedeniyle Tahliye: 9. Ceza Dairesi 2026/368 K.
Bu yazıda i̇htiyaç nedeniyle tahliye konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 9. Ceza Dairesi
- Esas No: 2025/8125
- Karar No: 2026/368
- Karar Tarihi: 13.01.2026
Uyuşmazlığın Özeti
yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 25. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati ile çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair verilen hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, katılan mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlar verdiğine ve anlatımlarına itibar edilemeyeceğine, sosyal hizmet uzmanının ifade esnasında katılan mağdureyi yönlendirdiğine, katılan mağdurenin ifadelerinin tanıklar…, …
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
ştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına
Kararın Sonucu
rriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle
Uygulamadaki Önemi
Karar, i̇htiyaç nedeniyle tahliye bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
9. Ceza Dairesi 2025/8125 E. , 2026/368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2025/1267 E., 2025/1235
K.
SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, düzeltilerek onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu
25.
Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati ile çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair verilen hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle, katılan mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlar verdiğine ve anlatımlarına itibar edilemeyeceğine, sosyal hizmet uzmanının ifade esnasında katılan mağdureyi yönlendirdiğine, katılan mağdurenin ifadelerinin tanıklar…, … ve …'nın anlatımlarıyla çeliştiğine, katılan mağdurenin sanığa husumet beslediği için iftira attığına, dava konusu eylemlerin beş dakika içerisinde gerçekleşmesi ve katılan mağdurenin kimseden yardım istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, kabul anlamına gelmemek kaydıyla eylemlerin sarkıntılık safhasında kaldığına, takdiri indirim maddesinin gerekçesiz bir şekilde uygulanmadığına, sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, tüm dosya kapsamına göre sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması gerektiği, sanık hakkında üst sınırdan hüküm kurulmamasının usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir.
C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, tüm dosya kapsamına göre sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması ve katılan mağdure lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 2 88… . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, tanıklar …, … ile katılan mağdurenin annesi olan…'in anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair katılan mağdurenin aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
20.
Ceza Dairesinin kararında katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
20.
Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın Üye …'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu
25.
Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
20.
Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın mağdurun dayısı olduğu, mağdurun diğer dayısının kızı olan … ile birlikte sanığın kızı olan …'ya taç götürmek üzere olay günü sanığın ikametine gittikleri, sanık …'un mağdur … …'ya kapıyı açtığı ve …'nın aşağıda olduğunu söylediği, mağdurun … ile geri döndüğü sırada sanığın mağdura seslendiği, …'nın mağdura "sen konuş ben seni bekliyeceğim" dediği, mağdur ile sanığın ikametin içinde kapının önünde durdukları, sanığın mağdura sarıldığı ve mağdura "niye buraya gelmiyorsun, ben seni özledim" diyerek mağduru kucağına aldığı, mağdurun sanığa "benden uzaklaş ben temastan hoşlanmıyorum" dediği, sanığın mağduru kucağına aldıktan sonra içeri götürdüğü ve koltuğa oturttuğu, mağdur koltukta iken kucağına çektiği ve mağdurun göğüslerini ellemeye başladığı, sanığın bir eliyle mağdurun sırtından aşağı göğsüne dokunduğu, diğer eliyle mağdurun kalkmasını engellemek için mağdurun belini sıkarak tuttuğu, kıyafetleri üzerinden mağdurun göğüslerine dokunmaya devam ettiği, mağdurun sanığın elinden kurtulması üzerine sanığın mağdurun bileğinden tutup boynundan öptüğü, bu esnada mağdura "illa birinin mi olması gerekiyor bir ihtiyacın olunca çekinme dayının yanına gel" dediği, mağdurun salonun kapısına geçtiği sırada mağdurun elinden telefonunu aldığı, ayakkabılığın üzerine koyduğu, mağdura " son bir kere sarılıp öpeceğim" dediği, o esnada …'nın mağduru aradığı, mağdurun evden çıktığı, mağdurun olayı tanık …'ya anlattığı, birlikte …'nın annesine giderek ona da anlattıkları, olaydan iki gün sonra mağdurun olayı okulda öğretmenine anlatması üzerine adli mercilere intikalin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.
Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir.
Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir.
Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür.
Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir.
Yargıtay
14.
Ceza Dairesi'nin 18/02/2020 tarihli 2018/7128 Esas ve 2020/1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır.
Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur.
Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır.
Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır.
Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık … mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir…" Somut olayda mağdurun baştan itibaren samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, soruşturma aşamasında … ve duruşmada aynı olay örgüsü ve detaylarıyla anlattığı, mağdur … ailesinin sanıkla herhangi bir husumeti bulunmadığı, dayısı olan sanığa iftira atması için bir neden bulunmadığı, mağdurun olayı sıcağı sıcağına tanık … ve onun annesi tanık …'ya anlattığı, olaydan iki gün sonra mağdurun olayı rehber öğretmenine anlatması üzerine intikalin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre, sanık ile bir husumeti bulunmayan mağdurun baştan beri tutarlı ve samimi anlatımları doğrultusunda sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesi doğru olup hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.