Soybağı Davasında Delil Değerlendirmesi: 2. Hukuk Dairesi 2025/8363 K.
Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 2. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/3881
- Karar No: 2025/8363
- Karar Tarihi: 07.10.2025
Uyuşmazlığın Özeti
4.Soybağının reddi davasında, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda ve davanın temellendirilmesinde belirleyici olan “öğrenmenin” ne zaman gerçekleştiği noktasında şüphenin öğrenme açısından yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, yargılama dışında elde edilmiş babalık raporlarına özellikle hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süresinin öğrenme tarihinden itibaren başlaması bakımından dikkate alındığı görülmekte yani öğrenmenin yargılama dışı babalık testi ile gerçekleşmesi anında hak düşürücü sürenin başlayacağı kabul edilmektedir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/10875 Esas, 2019/4606 Karar sayılı, 06.05.2019 tarihli kararı ile; soybağının reddi istemli davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturma zorunluluğunun bulunduğu, açıklanan yasal düzenleme dikkate alınarak somut olaydaki iddia ile ilgili tarafların gerekli gider avansını karşılamamaları halinde ileride bu giderlerin haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazineden karşılanarak DNA testi yaptırılıp, alınacak rapor doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen son kararda davanın hak düşürücü sürede açılmadığı gereçesiyle usulden reddine karar verilmiş, bu karar davacı mirasçısı ve ilgiler vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2.
Kararın Sonucu
ıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.10.2025 tarihinde oy
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
2. Hukuk Dairesi 2025/3881 E. , 2025/8363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
SAYISI: 2020/172 E., 2024/931
K.
DAVA TÜRÜ: Soybağının Reddi
Taraflar arasında görülen soybağının reddi davasının bozma sonrası yapılan yargılaması sonucunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı mirasçısı ve ilgililer vekili tarafından davanın usulden reddi kararı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı müteveffa … tarafından davalılara karşı açılan soybağının reddi davasında Mahkeme tarafından verilen ilk kararda; davacının nesebin reddi talebinde bulunduğu, ne var ki bu hususun incelenmesi için gerekli raporu almaktan kaçındığı ve gerekli masrafı mahkeme veznesine depo etmediği, bu suretle de toplanan delillere göre de davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay
8.
Hukuk Dairesi'nin 2017/10875 Esas, 2019/4606 Karar sayılı, 06.05.2019 tarihli kararı ile; soybağının reddi istemli davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturma zorunluluğunun bulunduğu, açıklanan yasal düzenleme dikkate alınarak somut olaydaki iddia ile ilgili tarafların gerekli gider avansını karşılamamaları halinde ileride bu giderlerin haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazineden karşılanarak DNA testi yaptırılıp, alınacak rapor doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen son kararda davanın hak düşürücü sürede açılmadığı gereçesiyle usulden reddine karar verilmiş, bu karar davacı mirasçısı ve ilgiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Dava, soybağının reddi istemine ilişkindir.
Geniş anlamda soybağı bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını; dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki biyolojik bağını ifade etmektedir.
Bir kişi (çocuk) ile kendilerinden biyolojik (genetik) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı (biyolojik nesep), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı (hukuki nesep) denir.
Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.
3.4721 sayılı Kanuna göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır.
Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya ve babalık karinesine dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir.
Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer.
Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.
4721 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde, kocanın, çocuk ve anne aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 289 uncu maddesinde ise kocanın soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Bununla birlikte kural olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez.
Ancak uyuşmazlık konusuna ilişkin davanın devam etmesi durumunda iptal kararları uyuşmazlığa uygulanır.
4.Soybağının reddi davasında, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda ve davanın temellendirilmesinde belirleyici olan “öğrenmenin” ne zaman gerçekleştiği noktasında şüphenin öğrenme açısından yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, yargılama dışında elde edilmiş babalık raporlarına özellikle hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süresinin öğrenme tarihinden itibaren başlaması bakımından dikkate alındığı görülmekte yani öğrenmenin yargılama dışı babalık testi ile gerçekleşmesi anında hak düşürücü sürenin başlayacağı kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, bir çocuğun kendisinden olmadığı yönündeki şüphe öğrenme açısından yeterli kabul edilemeyecektir.
5.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ve hak düşürücü sürenin hakkı ortadan kaldıran niteliği dikkate alındığında, Mahkemece her ne kadar "…Serik
1.
Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesinin 2002/583 E.
2002/1011
K.
Sayılı boşanma dosyası dosyamız arasına alınmış, dosyanın incelenmesinde dosyada dava dilekçesi ekinde sunulmuş nüfus kayıt örneğinde… davacının kızı olarak görünmektedir.
Bu nedenle davacının çocuktan 2002 yılında haberdar olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
TMK 289/1 maddesi gereğince davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir…" şeklindeki gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de vekaletname ile davayı takip eden avukatın dosyaya sunduğu boşanma dava dilekçesinin ekinde yer alan her nüfus kayıt örneğinden, davacı müteveffanın belge içeriklerini bildiği ve öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir.
Öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleşmesi için DNA testinin yapılması zorunludur.
Dosya içerisinde şu zamana kadar yapılmış bir DNA incelemesi de bulunmamaktadır.
O halde Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü ile bozma kararına uygun şekilde tüm deliller toplanarak sonucu uyarınca davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken DNA testi yapılmadan öğrenmenin gerçekleştiğinin kabulü ile davanın hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.