Yargıtay Kararları

Boşanmada Maddi Tazminat ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/8228 K.

Bu yazıda boşanmada maddi tazminat konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/6905
  • Karar No: 2025/8228
  • Karar Tarihi: 22.10.2025

Uyuşmazlığın Özeti

mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere gö

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

uşmazlık; iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediği ile davaya konu edilen alacakların ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklana

Kararın Sonucu

ple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle k

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanmada maddi tazminat bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/6905 E.  ,  2025/8228 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi

30. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1243 E., 2025/1528

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ:

30. İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/248 E., 2025/122

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 2012 yılı Eylül ayından itibaren çalışmaya başladığını, son yıllarda sürekli sorunlarla karşılaştığını, haksız muameleye maruz kaldığını, kendinden daha az kıdemi bulunan personellerden daha az ücret aldığını, terfisinin engellendiğini, yalnızlaştırıldığını, iş yükünün artırıldığını, psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, istifaya zorlandığını, ücretinin düzeltme istemesine karşın yapılmadığını, bu işlemlerin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, defalarca 270 saati aşan mesailer yaptığını, tüm bu nedenlerle davacının işten ayrılmak zorunda kaldığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, manevi tazminat ve maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 03.09.2012-29.12.2020 tarihleri arasında çalıştığını, istifa ederek işten ayrıldığını, tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği tüm ücretlerin kendisine ödendiğini, iş sözleşmesini kendisi fesheden davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, psikolojik taciz iddiasının yersiz olduğunu, davacıya imza karşılığı tebliğ edilen 24.12.2018 tarihli belgede toplu iş sözleşmesi gereği teknik seviye 3 bandında uygulanmayan takım liderliği ek ödemesinin kaldırıldığını, ancak Şirket inisiyatifinde 3.3 seviyesine kadar ödemenin devam edeceğinin bildirildiğini, davacının belirtilen 3.3 seviyesine ulaştığı için ödemenin kaldırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin Mahkemelerince verilen ilk kararın ortadan kaldırılmasına ilişkin kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği, davacının davalı Şirket nezdinde toplam 9 yıl 7 ay 14 gün çalıştığı, en son aylık çıplak brüt 12.974,10 TL, giydirilmiş brüt 20.980,25 TL ücret aldığı, davacının el yazısı ile yazmış olduğu 14.12.2020 tarihli dilekçesi ile "03.09.2012 tarihinden bu yana çalıştığı iş yerinden şahsi gerekçelerle kendi isteği ve rızası ile herhangi bir baskı olmadan 29.12.2020 tarihinde ayrılmak istediğini, bütün kanuni ve akdi haklarını aldığını" belirttiği, istifa dilekçesinde herhangi bir şekilde dava dilekçesine konu edilen hususlara ilişkin beyan ya da ihtirazı kaydın bulunmadığı, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça maddi ve manevi tazminat talep edilmiş ise de davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun ön gördüğü herhangi bir sebepten dolayı (din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce vs) ayrımcılığa maruz bırakıldığını, ayrıca sürekli sistematik bir baskıya maruz kaldığını, yıldırma, pasivize etme, dışlama olduğunu ve kişilik haklarına yönelik haksız davranışlarda bulunulduğunu, bu nedenle iradesinin feshe yönlendirildiğini ispat edemediği, davacıya diğer çalışanlardan farklı ve olumsuz muamele yapıldığının da ispat edilemediği, davacının kişilik haklarının zarara uğradığını, bu nedenle işten ayrıldığını da ispat edemediği, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, yine davacının toplu iş sözleşmesi veya sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini, diğer çalışanlardan farklı olarak ücretinden ya da işçilik alacaklarından kesinti yapıldığını veya bu konuda zarara uğradığını da ispat edemediği göz önünde bulundurularak maddi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının el yazısı ile yazmış olduğu 14.12.2020 tarihli dilekçesi ile "03.09.2012 tarihinden bu yana çalıştığı iş yerinden şahsi gerekçelerle kendi isteği ve rızası ile herhangi bir baskı olmadan 29/12/2020 tarihinde ayrılmak istediğini ve kanuni ve akdi tüm haklarını aldığını" belirttiği, dosya kapsamına göre davacının istifaya zorlandığı hususunun ispat edilemediği gibi imza itirazında da bulunulmadığı, davacının fesih sebebi ile bağlı olduğu, dava dilekçesinde haklı fesih sebebi olarak ileri sürülen hususların istifa dilekçesinde belirtilen “şahsi gerekçeler” kapsamına alınamayacağı hususunun Dairelerince de benimsenen Yargıtay içtihatları ile kabul edildiği, işçi feshinin haklı neden teşkil etmediği sonucuna varılarak İlk Derece Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatı alacak istemlerinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ise gerek psikolojik taciz iddiasının gerekse davacının herhangi bir suretle ayrımcılığa maruz bırakıldığı, kişilik haklarına yönelik haksız davranışlarda bulunulduğu ve davacıya diğer çalışanlardan farklı ve olumsuz muamele yapıldığı iddiasının ispat edilemediği, davacının toplu iş sözleşmesi veya sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini, diğer çalışanlardan farklı olarak ücretinden ya da işçilik alacaklarından kesinti yapıldığını veya bu konuda zarara uğradığını da ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1.

Psikolojik taciz hâlinde, işçi ihtirazı kayıt düşmeden kendi istifa etse dahi işçinin istifaya zorlanması sebebiyle istifa hâli irade fesadı sayıldığını ve işçinin yasal haklarının ödenmesi gerektiğini,

2.

Psikolojik taciz davalarında ispat yükünün işverende olduğunu, işçinin psikolojik tacize neden olan olguları ileri sürmesinin yeterli olduğunu,

3.

Müvekkiline yapılan psikolojik tacizin tanık beyanları ile ispatlandığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediği ile davaya konu edilen alacakların ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu