Yargıtay Kararları

Kira Borcunda Temerrüt: 9. Hukuk Dairesi 2025/7147 K.

Bu yazıda kira borcunda temerrüt konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/5483
  • Karar No: 2025/7147
  • Karar Tarihi: 30.09.2025

Uyuşmazlığın Özeti

iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere gör

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

şmazlık, husumet, davacının emeklilik sebebine dayalı kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı, kıdem tazminatına esas ücret seviyesi, faiz ve yargılama giderleri noktasındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi yollamasıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı Kanun'un 14/1-(4) hükmünde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması hâlinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır.

Kararın Sonucu

1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “iş akdinin fesih tarihi olan 29/02/2024" ibaresinin çıkartılarak yerine “arabuluculuk son tutanak tarihi olan 17.05.

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira borcunda temerrüt bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/5483 E.  ,  2025/7147 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi

8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/799 E., 2025/2102

K.

DAVA TARİHİ: 22.05.2024

İLK DERECE

MAHKEMESİ: Karaman

2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/118 E., 2025/51

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … Bakanlığına (Bakanlık) bağlı olarak alt işveren işçisi olarak 15.12.2005-29.02.2024 tarihleri arasında çalıştığını, alt işveren nezdinde çalışmaktayken emekliye ayrıldığını iddia ederek ödenmeyen kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında iş ilişkisi olmadığını, davalının işveren sıfatı olmadığını, işin ihale yoluyla başka işverenlere verildiğini, davacının yemekhane hizmet alımı ihalesini üstlenen yüklenici şirketlerin işçisi olduğunu, davalı İdarenin dava açılması ile temerrüde düştüğünden faiz başlangıç tarihinin iş sözleşmesinin fesih tarihi olarak talebinin hukuka uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı Bakanlık nezdinde değişen alt işverenler bünyesinde çalıştığı, davacının çalışmasının aralıksız ve 15.12.2005-29.02.2024 tarihleri arasında toplam hizmet süresinin 18… ay 14 gün olduğu, davacının emekliliğe hak kazandığı ve emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1.

Alacağın zamanaşımına uğradığını,

2.

Müvekkilinin bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, Bakanlığın ihale makamı olduğunu,

3.

Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından kıdem tazminatına hak kazanamadığını,

4.

Davacının hâlen işyerinde çalışmasına devam ettiğinden kıdem tazminatı talep koşullarının oluşmadığını,

5.

Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini,

6.Davacıya yol ve yemek yardımı yapılacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmadığını,

7.

Davacının çıplak brüt ücreti yerine tavandan hesaplama yapılmasının ve net kıdem tazminatı yerine brüt kıdem tazminatı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu,

8.

Faiz talebi, oran ve başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu,

9.

Müvekkili Kurum harçtan muaf olduğu halde aleyhine arabuluculuk giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, husumet, davacının emeklilik sebebine dayalı kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı, kıdem tazminatına esas ücret seviyesi, faiz ve yargılama giderleri noktasındadır.

1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi yollamasıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı Kanun'un 14/1-(4) hükmünde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması hâlinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır.

O hâlde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır.

Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir.

Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur.

İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar.

Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta; iş sözleşmesinin 29.02.2024 tarihinde davacı tarafından sonlandırıldığı sabittir. Davacı iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirdiğinden kıdem tazminatına yürütülecek olan faiz başlangıç tarihi bakımından emekliliğe ilişkin belgenin işverene verilip verilmediği önemlidir. Dosya kapsamında emeklilik belgesinin davalı Bakanlığa verildiği ispatlanamadığından kıdem tazminatına temerrüt tarihi olan arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1.

Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.

Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “iş akdinin fesih tarihi olan 29/02/2024" ibaresinin çıkartılarak yerine “arabuluculuk son tutanak tarihi olan 17.05.2024" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu