Yargıtay Kararları

Kusur Belirlemesinin Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/4862 K.

Bu yazıda boşanma davasında kusur değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/2701
  • Karar No: 2025/4862
  • Karar Tarihi: 27.05.2025

Uyuşmazlığın Özeti

mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere gö

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

uşmazlık, davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararını yöntemince ispat edip edemediği ve buna göre manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığı noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklana

Kararın Sonucu

ple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle k

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanma davasında kusur değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/2701 E.  ,  2025/4862 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi

5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/83 E., 2025/123

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Çanakkale İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/166 E., 2024/331

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde çalışmaktayken 15.08.2014 tarihinde ehliyetine geçici süre 6 ay el konulduğu gerekçe gösterilerek, herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadan haksız şekilde şten çıkartıldığını, bu nedenle açtığı davanın lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, dava sürecinin uzun sürmesi nedeniyle işsiz kaldığını ve yeni bir iş de bulamadığından icra takibine maruz kaldığını, haksız ve hukuka aykırı işbu davranış ve tutum nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, dava konusu olay nedeniyle hem kendisinin hem de ailesinin ruh hâlinin bozulduğunu, acı ve ızdırap çektiğini, olay nedeniyle insan içine çıkamaz hâle geldiğini, adı geçen Vakfa ait Yönetim Kurulu Başkanı Kaymakam N.D'nin FETÖ iltisaklı olması sebebiyle kamu görevinden ihraç edildiğini belirterek uğradığı manevi zararın karşılığı olan manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinden sonra açıldığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu yapılan olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen haksız fiile ilişkin unsurların bulunmadığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, tanık beyanlarının alındığı, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminat ödetilmesini isteyebileceği, hâkimin manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan … ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerektiği, tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermesi gerektiği, çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hâkimin hukuk ve adalete uygun karar vereceğinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği, takdir edilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi olan özgün bir nitelik taşıyıp ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasının da amaç edinilmediği, sınırının onun amacına göre belirlenerek takdir edilecek tutarın, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, dosya içeriğine göre davacının davalı Kurumda şoför olarak çalıştığı dönemde alkollü araç kullanması nedeniyle iş sözleşmesinin 15.08.2014 tarihinde feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ve Mahkemece verilen kararın temyiz denetiminden geçip onanarak kesinleştiği, davacı tanığının da beyan ettiği gibi davalı Kurum tarafından 6 aylık süre sonucunda yazılı prosedür uygulanmadan sözlü olarak davacının yeniden işe çağırıldığının sabit olduğu, davalı Kurumda kendisine psikolojik taciz (mobbing) yapıldığına ilişkin iddiasının ise tanık beyanına göre başka bir yerde görevlendirme şeklinde yapıldığı, Kurum içerisinde her görev yeri değişikliğinin mobbing olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının bu iddiasının somut bir delille ispatlanmadığı, davacının işten çıkarıldıktan sonra babasının yanında çalışmaya başladığı, bu süreçte sigorta primleri ödenmemiş olsa da bunun davacının ücretsiz çalıştığı anlamına gelmeyeceği, manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmayıp davacının sözleşmesinin feshine kendi kusurlu davranışıyla neden olduğundan davalı Kurumdan haksız fesih sonucu haklarını da aldığı dikkate alındığında manevi tazminatın şartları oluşmadığından davanın reddine dair verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının yasal süresi içinde davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

Davacı asıl temyiz başvurusunda;

1.

Bölge Adliye Mahkemesinin yasal dayanaktan yoksun usul ve kanuna aykırı, gerekçeli karar hakkını ihlal eden bir karar verdiğini,

2.

Manevi tazminat, bir kimsenin diğerinin ruhsal sağlığına haksız eylemler sonucunda verdiği zararların karşılanmasına yönelik bir tazminat türü olup ayrımcılık, kişilik haklarına saldırı, şeref ve haysiyet kırılması, insanlık onurunun zedelenmesi, mobbing gibi olumsuz davranışlar neticesinde meydana geldiğini ve maruz kalan kişide acı ve üzüntü doğurduğunu; işverenin veya diğer işçilerin bu tür davranışlarının çalışanın psikolojisini bozabileceğini,

3.

Dosya kapsamıyla davacı tarafın uğradığı manevi zararın ispatlandığını, zira işten haksız ve hukuksuz olarak çıkartılması nedeniyle sosyal çevresinde zorluklar yaşadığını, yeni bir iş bulamadığı için madden de sıkıntılı günler yaşadığını, tanıkların yaşadığı zorlukları doğruladığını,

4.

İş sözleşmesini fesheden kaymakamın FETÖ nedeniyle ihraç edildiğini, daha önceki görev yerinde de kendisiyle aynı yaşam tarzında olmadığını düşündüğü insanları işten çıkarttığını ve iş sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı biçimde feshettiğini belirtmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararını yöntemince ispat edip edemediği ve buna göre manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığı noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu