Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı İncelemesi ve Bilirkişi İncelemesi: 9. Ceza Dairesi 2026/435 K.

Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2025/7039
  • Karar No: 2026/435
  • Karar Tarihi: 14.01.2026

Uyuşmazlığın Özeti

bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın üst sınırdan takdiri indirim maddesi uygulanmadan cezalandırılması ile katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir. B.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

yeni hüküm karşısında, kararın direnme mahiyetinde olmayıp yeni hüküm niteliği taşıdığı belirlenmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın üst sınırdan takdiri indirim maddesi uygulanmadan cezalandırılması ile katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir. B.

Kararın Sonucu

bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın üye …'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.

Uygulamadaki Önemi

Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Ceza Dairesi         2025/7039 E.  ,  2026/435 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2025/72 E., 2025/236

K.

SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi. İlk Derece Mahkemesince bozmaya konu olan 06.02.2024 tarihli kararında bulunmayan gerekçelerle yeni hüküm karşısında, kararın direnme mahiyetinde olmayıp yeni hüküm niteliği taşıdığı belirlenmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy

17.

Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Özetle, sanığın üst sınırdan takdiri indirim maddesi uygulanmadan cezalandırılması ile katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Özetle, direnme kararının hukuka aykırı olup katılan mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık ile katılan mağdurenin annesi arasında nikah akdinin bulunmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

Sanığın katılan mağdurenin annesi ile olan ilişkisini bitirip birlikte yaşadıkları evi terk ettikten bir gün sonra gerçekleşen olayın intikal şekli, katılan mağdurenin soyut ve çelişkili beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mahkumiyeti için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bakırköy

17.

Ağır Ceza Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın üye …'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Bakırköy

17.

Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.01.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün beraati yönünde bozulmasına karar verilmiş ise de;

Katılan mağdur… aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında, annesiyle gayriresmi karı-koca hayatı yaşayan sanığın mağdurun evde yalnız başına kaldığı zamanlarda ilk olarak 2022 yılı mayıs ayında mağdurun pantolonunun dizine kadar indirerek parmağını anal bölgesine soktuğu, bir hafta kadar sonra mağdura hitaben '' istediğimi yaparsan, sana tablet bilgisayar vereceğim'' diyerek kendi alt kıyafetlerini çıkartıp mağdurun pijamasını dizine kadar indirdiği ve cinsel organını mağdurun anal bölgesine sürttüğü, sanığın cinsel organına sabun sürdüğü, ardından mağdurun sırtına boşaldığı, sonraki günlerde benzer fiilleri mağdurun beyanına göre farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği, bir gün sanığın mağdura cep telefonunu vermek karşılığında eliyle kendisinin cinsel organını tutup oynamasını istediği, mağdurun sanığın isteğini yerine getirdiği ve sanığın halıya boşaldığı, farklı bir tarihte mağdura cinsel organını ağzına alması karşılığında 50 tl para teklif ettiği, ancak mağdurun kabul etmediği, sanığın bazı günler mağdurun odasına gelerek pornografik videolar izlettiği, son olarak 2022 yılı eylül ayında mağdurun saçından zorla tutup, cinsel organını mağdurun ağzına soktuğu, yönünde anlatımlarda bulunmuştur.

Mağdurun soruşturma aşamasında beyanı alınırken hazır bulunan Psikolog … 06.10.2022 tarihli raporunda mağdurun kendini ifade etme biçiminin yaşıyla uyumlu olduğunu, somut detayları anlatırken beden dilini kullandığını, ön görüşme ve adli görüşme boyunca anlatımının spontane olduğunu, anlatımının kurgudan uzak ve duygulanımının yaşadığı durumla örtüşmesi de göz önünde bulundurulduğunda verdiği ifadenin güvenilir ve tutarlı olduğunu bildirmiştir. Yine soruşturma aşamasında düzenlenen 05.10.2022 tarihli Adli Tıp Raporunda mağdurun yaşı ve sosyal gelişimi itibari ile beyanlarına itibar edilmesine engel olacak zeka geriliği, psikopatoloji saptanmadığı, küçüğün yaşından beklenmeyen cinsel nitelikteki bilgileri, yaşına uygun püeril (çocuksu) tanımlamalarla anlatmasının olay öyküsünü destekler nitelikte olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Mağdurun mahkemede dinlendiği celsede hazır bulunan Pedagog Bilirkişi … mağdurun 12 yaşında olduğunu, duruşma öncesi yaptığı mülakat ve gözlemleri sonucu yaşına, cinsiyetine uygun bedensel ve ruhsal gelişim düzeyinde olduğunu, zaman ve mekan oryantasyonu mevcut olduğunu, beyanları yönünden baskı ve yönlendirme yapıldığı yönünde emare tespit etmediğini, beyanlarına itibar edilebileceğini bildirmiştir. Mağdurun annesi katılan … aşamalardaki ifadesinde mağdurun anlatımını doğrular şekilde sanık ile yaklaşık bir yıl imam nikahı ile yaşadıklarını, kendisinin olayları görmediğini, sanığın evi terketmesinden sonra mağdurun olayları kendisine anlattığını, sanığın ticaret yapma vadiyle kendisinden toplam 50.000 dolar para aldığını beyan etmiştir. Sanık savunmalarında katılan ile karı-koca hayatı yaşamadıklarını, internet üzerinden tanışıp birlikte ticaret yaptıklarını fakat dolandırıldıklarını, bu nedenle aralarının bozulduğunu, katılanın kendisini arayıp paramı vermezsen seni rezil edeceğim dediğini, iftira attığını beyan etmiştir.

Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.

Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir.

Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir.

Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür.

Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir.

Yargıtay

14.Ceza Dairesi'nin 18/02/20 20… /71 28… /1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.

Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır.

Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur.

Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır.

Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır.

Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (…/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir…"

Somut olayda mağdurun baştan itibaren samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, sanık savunmalarında katılanla ticaret yapıp dolandırıldıkları için kendisinden para istediğini, bu nedenle böyle bir olayı isnat ettiğini beyan etmişse de bu hususun çocuk istismarı gibi ağır bir suç isnadı için iftira atmaya neden olabilecek boyutta bir husumet nedeni olmadığı, sanık müdafisi tarafından dosyaya sunulan dekontlara göre sanığın şikayet tarihinden bir ay sonra başlamak üzere 2022 Kasım ayından 2023 yılı Mayıs ayına kadar katılana çeşitli miktarlarda para gönderdiği, sanığın kendisine ağır bir suç isnat eden katılana para göndermesinin normal ve beklenen bir durum olmadığı, kaldı ki katılanın böyle bir kurguyla şikayetçi olduğu düşünülse dahi soruşturma ve duruşma aşamasında ifadesi alınan mağdurun istikrarlı ve samimi beyanlarda bulunduğu, ifadeler sırasında hazır bulunan adli görüşmeci ve pedagog bilirkişilerin de mağdurun samimi ve tutarlı anlatımda bulunduğunu ve yönlendirme altında ifade vermediğini bildirdikleri, 05.10.2022 tarihli Adli Tıp Raporunda mağdurun yaşından beklenmeyen cinsel nitelikteki bilgileri yaşına uygun püeril (çocuksu) tanımlamalarla anlatmasının olay öyküsünü desteklediğinin belirtildiği, duruşmada bizzat ifade alan mahkeme heyetinin de mağdurun beyanlarında samimi olduğu kanaatine vararak mahkumiyet hükmü kurduğu, hususları birlikte dikkate alındığında sanığın TCK'nın 103/2, 103/3-d, 103/4, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken 103/4 maddesi uygulanmaksızın eksik ceza tayini nedeniyle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan beraate yönelik bozma yönündeki Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu