Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı İncelemesi: 9. Ceza Dairesi 2026/441 K.

Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2025/9543
  • Karar No: 2026/441
  • Karar Tarihi: 14.01.2026

Uyuşmazlığın Özeti

da, Burdur Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün temyizi üzerine Dairemizin 26.05.2022 tarihli bozma ilamına … Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine Dairemizin 22.06.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

erecede zeka geriliği tespit edilen katılan mağdurenin aşamalarda adli rapor ve tanıkların beyanlarıyla çelişen anlatımları, 05.09.2019 tarihli raporun düzenlenmesi sırasındaki beyanları, sanığın aşamalarda atılı suçu işlemediğine yönelik savunması ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR

Kararın Sonucu

bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üyeler … ve …'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.

Uygulamadaki Önemi

Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Ceza Dairesi         2025/9543 E.  ,  2026/441 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/1456 E., 2022/1764

K.

SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı

HÜKÜM: Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, Burdur Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün temyizi üzerine Dairemizin 26.05.2022 tarihli bozma ilamına …

Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine Dairemizin 22.06.2023 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün yeni hüküm niteliğinde olduğu belirtilerek dosya Dairemize gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Özetle, katılan mağdure beyanları ve doktor raporlarına göre sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Özetle, tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmadığına, katılan mağdurenin bakire olduğuna, olayın intikal şekli ve zamanı ile mağdurenin yan delillerle desteklenmeyen soyut ve çelişkili beyanları karşısında sanığın atılı suçu işlediği husunda delil bulunmadığına, kararın bozulması istemine ilişkindir.

III. GEREKÇE

Hafif derecede zeka geriliği tespit edilen katılan mağdurenin aşamalarda adli rapor ve tanıkların beyanlarıyla çelişen anlatımları, 05.09.2019 tarihli raporun düzenlenmesi sırasındaki beyanları, sanığın aşamalarda atılı suçu işlemediğine yönelik savunması ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi

6.

Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üyeler … ve …'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi

6.

Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.01.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de; Katılan mağdurun aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında, şu an 8. sınıf öğrencisi olduğunu, 5. sınıfta okuduğu zamandan itibaren amcası olan sanığın … köyündeki ikametlerinin üst katında oturmakta olan babaannesinin ikametine gelip gittiğini, kendisinin babaannesinin evinde olduğu zamanlarda sanığın kendisine cep telefonundan cinsel içerikli görüntüler izlettiğini, kendisinin cinsel bölgelerine ellediğini, kendisini dudağından öptüğünü, poposuna krem sürerek ve eline tükürerek cinsel organını poposuna soktuğunu, bu durumu öğretmenlerine, annesine ve babasına anlattığını, ayrıca yaşanan olayları defterine yazdığını anlatmıştır. Mağdurlara ait defter ve notlar incelendiğinde, defterlerin bazı kısımlarında "… aşk" şeklinde yazıların bulunduğu, defterlerin arasında bulunan bir sayfadan ibaret olan kağıtta "-dudaktan öpmeye gece beyak dedi, -papamı ilaşla sürdi, -benin le evlen dedi, -ben seni çok seviyorum dedi, -akşam tuvalete gel dedi, -odasına kapıyı kilikliyordu, -piçiklerim aç deyordu, -gece çılbak yakeli diyordu, -arabada ellimi tut diyordu, -benimle evlenmek istiyordu, -aşkım iyordu, -gece seni sikimim dedi, -dudaktan öpüşeriz dedi, -… bana balkondan öpücü atıyordu, -donumu açıyordu ve kendi açıyordu, -papama bülünü sokuyordu" şeklinde yazıların olduğu tespit edilmiştir.

Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.

Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir.

Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir.

Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür.

Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir.

Yargıtay

14.Ceza Dairesi'nin 18/02/20 20… /71 28… /1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.

Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır.

Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur.

Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır.

Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır.

Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık … mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (…/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir…"

Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun aşamalarda alınan beyanlarında olayların oluş biçimine ilişkin anlatımlarının ana hatlarıyla tutarlı ve istikrarlı olması, defterine ve kağıtlara yazdığı yazılarda amcası olan sanığın kendisine yönelen cinsel eylemlerini yaşına ve zeka seviyesine uygun olarak anlatması, ifadelerindeki eylemlere ilişkin ayrıntıların (özellikle sanığın poposuna krem sürerek, eline tükürerek cinsel organını soktuğu hususunun) mağdurun yaşı ve hafif zeka geriliği göz önüne alındığında cinselliğe dair bilgisinin azlığı nedeniyle bilmesi mümkün olmayan detaylar içermesi, sanığın cep telefonunda yetişkin ve çocuk pornosu görüntüleri bulunması, sanık tarafından bu görüntüler mağdura gösterilmese mağdurun sanığın telefonunda bu görüntülerin var olduğunu bilmesinin mümkün olmaması,…Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda mağdurun iddia edilen olayla ilgili beyanlarına itibar edilebileceğinin, ayrıca hastalığının tutarlı anlatımda bulunmasını engellemeyeceğinin bildirilmesi, mağdurun öz amcası olan sanığa cinsel istismar ve müstehcenliğe yönelik iftira atmasını gerektirecek bir nedenin bulunmaması karşısında mağdur beyanına itibar edilmesi gerektiği ve sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu