Yargıtay Kararları

Boşanma Davasında Kusur Değerlendirmesi ve Çocuğun Üstün Yararı: 2. Hukuk Dairesi 2026/860 K.

Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 2. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/6482
  • Karar No: 2026/860
  • Karar Tarihi: 02.02.2026

Uyuşmazlığın Özeti

ÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından ortak çocuklar lehine takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi ile miktarları, velâyet, aleyhine takdir edilen nafakalar, reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle;

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

re göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince "Müşterek çocukların hali hazırda anneleri yanında kaldığı anlaşılmış olup, çocukların yaşları itibariyle anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşta bulunmaları ve mevcut düzenlerinin bozulmaması için velâyetleri anneye verilmiş, baba ile şahsi ilişki düzenlenmiştir." gerekçesiyle çocukların velâyetleri anneye tevdii edilmiş, baba ile kişisel ilişki tesis edilmiştir. Kuşkusuz velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke “çocuğun üstün yararı"dır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

Kararın Sonucu

nan sebeple; 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortak çocuk…'ın velâyeti ile ortak çocuk …'a ilişkin iştirak nafakası yönlerinden BOZULMASINA, bozma nedenine göre ortak çocuk…'a ilişkin iştirak nafakasına yönelik tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2.

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

2. Hukuk Dairesi         2025/6482 E.  ,  2026/860 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi

2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1652 E., 2025/1483

K.

DAVA TÜRÜ: Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından ortak çocuklar lehine takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi ile miktarları, velâyet, aleyhine takdir edilen nafakalar, reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince "Müşterek çocukların hali hazırda anneleri yanında kaldığı anlaşılmış olup, çocukların yaşları itibariyle anne bakım ve şefkatine muhtaç yaşta bulunmaları ve mevcut düzenlerinin bozulmaması için velâyetleri anneye verilmiş, baba ile şahsi ilişki düzenlenmiştir." gerekçesiyle çocukların velâyetleri anneye tevdii edilmiş, baba ile kişisel ilişki tesis edilmiştir.

Kuşkusuz velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke “çocuğun üstün yararı"dır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.

Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir.

Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür.

Velâyet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir.

Ortak çocuklardan…

2008 doğumlu olup idrak çağındadır.

Bu itibarla Mahkemece ortak çocuk…'a görüşlerini ifade etmeleri olanağı tanınmamış, velayet düzenlemesine esas olmak üzere herhangi bir uzman incelemesi de yaptırılmamıştır.

Öyleyse, Mahkemece; ortak çocuğa velâyet ile ilgili tercihi sorulmalı, olası sonuçlarından bilgilendirilmeli ve velâyete esas teşkil etmek üzere Sosyal İnceleme Raporu alınmalı bu şekilde tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ebeveynlerden hangisinin yanında bulunmanın çocuğun yararına olduğu saptanmalı ve özellikle davalı erkeğin ortak çocuklardan…'ın velâyetini talep ettiği dikkate alınarak düzenleme yapılırken haklı sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmamaları ilkesi de gözetilerek hasıl olacak sonuca göre davalı erkeğin velâyet talebi hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırmayla ortak çocuk…'ın velâyeti yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

3.Davacı kadın tarafından İlk Derece Mahkemesinde görülen yargılama sırasında 24.08.2023 tarihli son celsede çocuklar yönünden iştirak nafakası talebinin artırıldığı anlaşılmaktadır.

Çocuklara yönelik iştirak nafakasına Mahkemece re'sen hükmedilebileceği, yine yargılama aşamasında da her zaman istenebileceği; sonradan istenmesi veya isteğin artırılmasının iddianın genişletilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi artırım veya istek için ıslah talebinde bulunulmasına da gerek olmadığı dikkate alındığında tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk … yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır.

Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir.

Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortak çocuk…'ın velâyeti ile ortak çocuk …'a ilişkin iştirak nafakası yönlerinden BOZULMASINA, bozma nedenine göre ortak çocuk…'a ilişkin iştirak nafakasına yönelik tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu