Yargıtay Kararları

Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/8812 K.

Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/471
  • Karar No: 2025/8812
  • Karar Tarihi: 18.11.2025

Uyuşmazlığın Özeti

olarak kabulünün isabetli olduğu, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemler dışlanmak suretiyle bakiye yıllık izin ücretinin tespitinde hata olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin tanık beyanı doğrultusunda hesaplandığı, kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden davayı açıkça belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığı, hükümde faiz yönünden gözetilmediği, davacının iş sözleşmesinin 20.01.2020 tarihinde sona erdiği ve iş bu davanın 15.07.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

şmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş;

Kararın Sonucu

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar ve

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/471 E.  ,  2025/8812 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

34. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/102 E., 2024/2603

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Ankara

18. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/240 E., 2023/549

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … duruşmaya geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette yurt dışı hizmet sözleşmesi ile davalı Şirketin Rusya’da bulunan şantiyelerinde idari işler müdürü olarak 17.01.2019-20.01.2020 tarihleri arasında aylık 3.000,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca ücretlerinin eksik ödendiği, müvekkilinin haftanın 7 günü 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda 2 hafta tatilinde izin kullanabildiğini, yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davaya Rus hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirketin Rusya'da bulunan şantiyesinde çalıştığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davada yabancı hukukun uygulanması gerektiğini savunduğu, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulandığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının yıllık izinlerini tam olarak kullanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı … tarafından düzenlenen çalışma belgesinde işçinin 17.01.2019-20.01.2020 döneminde kamp amiri olarak çalıştığının belirtildiği; Türkiye İş Kurumu tarafından gönderilen yurt dışı sözleşmesi düzenlendiği, idari işler müdürü sıfatı ile ücretinin 1.860,00 USD olarak belirtildiği ve çalışılan ülke mevzuatına atıf yapıldığı, taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığı, davalı tarafın cevap dilekçesi ile birlikte süresinde uygulanacak hukuk konusunda beyanda bulunduğu, uyuşmazlıkta Rusya Federasyonu hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, davacının ücretinin 3.000,00 USD olarak kabulünün isabetli olduğu, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemler dışlanmak suretiyle bakiye yıllık izin ücretinin tespitinde hata olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin tanık beyanı doğrultusunda hesaplandığı, kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden davayı açıkça belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığı, hükümde faiz yönünden gözetilmediği, davacının iş sözleşmesinin 20.01.2020 tarihinde sona erdiği ve iş bu davanın 15.07.2020 tarihinde açıldığı, neticeten fesih tarihine göre davanın 1 yıl içerisinde açıldığı, kısmi dava niteliğinde açılan kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve yıllık izin alacakları yönünden ıslah dilekçesine karşı davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı defi ileri sürüldüğü, bu alacak kalemleri yönünden dava dilekçesinde belirtilen miktarlar uyarınca yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Rus İş Kanunu'nda zamanaşımı süresinin düzenlenmediğini, Rusya Medeni Kanunu'na göre de zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, alacakların zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüştür.

2.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davanın Rus hukukuna göre zamanaşımına uğradığını, b. Husumet itirazında bulunduklarını, c. Davacının hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, d. Ücret miktarının hatalı belirlendiğini, e. Kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, f. Yıllık izinlerini kullandığını, g. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatlanamadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.

1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince davacının tüm çalışma dönemi bakımından Rusya hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır.

Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan davacının tüm çalışma dönemi bakımından Rusya hukukunun uygulanması yerindedir.

Ancak kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin ve ücret alacakları yönünden dava, kısmi dava olarak, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden ise dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesine davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak kısmi dava olarak açılan alacak talepleri bakımından değerlendirme yapılmıştır. Ancak belirsiz alacak olarak açılan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından davalı tarafın cevap dilekçesindeki davaya karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmiştir. İş sözleşmesinin son bulmasına bağlı olmayan alacaklar olan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı def'ine değer verilerek zamanaşımı süresinin her bir aya ait alacakların muaccel olduğu tarihten itibaren (arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) işleyeceği göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

3.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir.

İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.

Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.

Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları, davacının davalı yanındaki tüm çalışma süresi dikkate alınarak davacı tanık beyanına göre hüküm altına alınmıştır.

Dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir kayıt bulunmadığından belirtilen alacakların, davacı tanık beyanına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ne var ki, davacı tanığının davalı işyerinde çalıştığını beyan ettiği süre dikkate alındığında; fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışması hesaplanan dönemin tamamında davacının çalışma koşullarını bilmesi mümkün değildir.

Davacı tanığı 2019 yılı Eylül ayından 2020 yılı Ocak ayına kadar davalı işyerinde çalıştığını beyan etmiştir.

Şu hâlde davacı tanığının davacıyla birlikte ortak çalışma dönemi ile sınırlı olarak sözü edilen alacaklar hesaplanmalıdır.

Bu husus gözetilmeden davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının 17.01.2019 tarihinden itibaren hesaplanması ve buna göre hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu