Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı İncelemesi: 12. Ceza Dairesi 2026/1919 K.

Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 12. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2025/5373
  • Karar No: 2026/1919
  • Karar Tarihi: 26.02.2026

Uyuşmazlığın Özeti

sı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/91149 sayılı kanun y

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

ıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi kanuna aykırı görüldüğünden, sanıkların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesince verilen hükmün … KALDIRILARAK… sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olmadığından…. BERAATLERİNE karar verilmesi" şeklindeki açıklamalar karşısında, somut olayda, sanıkların koruma altına alınan bir bölgede yanlarında bulunan dedektör ile 14/02/20216 tarihinde yakalandıkları, sanıkların yanında dedektör dışında define aramaya elverişli herhangi bir alet ve malzeme bulunmadığı gibi onlar tarafından kazı yapıldığı tespit edilen bir yerin de olmadığı, sanıkların aşamalardaki beyanlarında suçlamayı reddeden savunmaları aksine üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II.

Kararın Sonucu

Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyl

Uygulamadaki Önemi

Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

12. Ceza Dairesi         2025/5373 E.  ,  2026/1919 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2018/110 Değişik iş

SUÇ: 2863 sayılı Kanuna aykırılık

İNCELEME KONUSU

KARAR: İtirazın Reddi

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA

BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Turhal

2.

Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2017 tarihli ve 2016/231 Esas, 2017/408 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında izinsiz olarak define araştırmak suçundan, 2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz üzerine Zile Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2018/110 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. fıkrası uyarınca, 08.07.2025 tarihli ve 94660652-105-60-27042-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/91149 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/91149 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay

9.

Ceza Dairesinin 04/03/2020 tarihli ve 2020/1007 esas, 2020/85 karar sayılı ilamında '…

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde hükmün nelerden ibaret olduğunun belirtilmesi ve sanık hakkında 16/06/2010 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi karşısında, sanık hakkında verilen anılan kararın yargılamanın yenilenmesine konu olamayacağı…' şeklinde belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında yargılamanın yenilenmesinin mümkün olamayacağı,

Diğer yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanıklar ile birlikte iştirak halinde aynı suçu işleyen … ve … tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi

5.

Ceza Dairesinin 19/12/2018 tarihli ve 2018/735 esas, 2018/3525 sayılı kararında yer alan "…

Sanıklar … ve … ile dava dışı diğer sanıkların aşamalarda benzer şekilde amaçlarının define aramak olmadığını, sanık …'e ait olan ve bu sanık tarafından üretilen dedektörü denemek amacıyla olay yerinde bulunduklarını savunmaları, kollukça düzenlenen tutanağa göre sanıkların yanında dedektör dışında define aramaya elverişli herhangi bir alet ve malzeme bulunmaması, onlar tarafından kazıldığı tespit edilen bir yer olmaması ….., sanıkların sırf olay tarihinden sonra koruma altına alınan bir yerde yakalanmış olmalarının mahkumiyetlerine yeterli olmayacağı ……, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği düşünülmüş açıklanan nedenlere dayalı olarak ilk derece Mahkemesince delillerin takdirinde, suçun sübutu noktasında hataya düşülerek, dosya içeriğine uygun olmayan ve varsayımlara dayalı gerekçeyle sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi kanuna aykırı görüldüğünden, sanıkların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesince verilen hükmün …

KALDIRILARAK… sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olmadığından….

BERAATLERİNE karar verilmesi" şeklindeki açıklamalar karşısında, somut olayda, sanıkların koruma altına alınan bir bölgede yanlarında bulunan dedektör ile 14/02/20216 tarihinde yakalandıkları, sanıkların yanında dedektör dışında define aramaya elverişli herhangi bir alet ve malzeme bulunmadığı gibi onlar tarafından kazı yapıldığı tespit edilen bir yerin de olmadığı, sanıkların aşamalardaki beyanlarında suçlamayı reddeden savunmaları aksine üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.2010 tarihli ve 2010/4-210 Esas, 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 3 09… . maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Turhal

2.

Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2017 tarihli ve 2016/231 Esas, 2017/408 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına katılan vekili ve sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine, Zile Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2018/110 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, anılan karara karşı sanık müdafinin kanun yararına bozma isteminde bulunması üzerine Dairemizin 06.10.2022 tarihli, 2022/1128 Esas, 2022/6300 Karar sayılı ilamı ile "Sanık hakkında tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, denetim süresi içerisinde sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmesi halinde açıklanacağı ve açıklanan hükmün temyiz yasa yoluna tabi olduğu, keza denetim süresi içerisinde sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmemesi halinde ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği, düşme kararının da temyiz yasa yoluna tabi olduğu, bu itibarla, dosya kapsamında olağan kanun yollarının tüketilmediği" gerekçesi ile kanun yararına bozma talebinin reddine karar verildiği, bu aşamadan sonra sanık …'ın 27.03.2024 tarihli talebi üzerine Turhal

2.

Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli, 2024/233 Esas ve 2024/290 Karar sayılı ilamı ile sanığın 5 yıllık denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği belirlendiğinden açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, ancak anılan hükmün katılan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü vekiline tebliğ edilmediği anlaşıldığından düşme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla söz konusu eksiklik giderilerek sanığın 12.07.2024 tarihli dilekçesinin, Turhal

2.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/233 Esas, 2024/290 Karar sayılı düşme kararına yönelik kanun yararına bozma talebi olduğunun değerlendirilmesi gözetilmeksizin, Zile Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli, 2018/110 Değişik iş sayılı kararına yönelik ikinci kez kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2026 tarihinde karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu