Yargıtay Kararları

Kira Sözleşmesinin Feshi ve Bilirkişi İncelemesi: 9. Hukuk Dairesi 2026/52 K.

Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/9533
  • Karar No: 2026/52
  • Karar Tarihi: 12.01.2026

Uyuşmazlığın Özeti

gereği akdi vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesi talebinin de reddi gerektiği, davacının itirazın iptali ve onun fer'isi niteliğindeki icra inkar tazminatı talebinin ayrı bir talep olduğu, akdi vekâlet ücreti talebinin de ayrı bir talep olduğu, ayrı talep olan akdi vekâlet ücreti talebi reddedildiği için davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, ayrıca yargılama giderlerine de yarı yarıya hükmedildiği gerekçesiy

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

şmazlık, hizmet süresi, dava konusu icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı ile itirazın iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan

Kararın Sonucu

le; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle ka

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/9533 E.  ,  2026/52 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi

7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1181 E., 2025/809

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Kayseri

10. İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/225 E., 2024/191

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren ve davalı ile arasında organik ve hukuki bağ bulunan Şirketler nezdinde çalıştığını, 2014 yılında yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında giriş-çıkış işlemi yapıldığını, bu tarihte bir ödeme yapılmış olsa da çalıştığı işyerinde hiç ara vermediğini, söz konusu ödeme teklifinin işverenden geldiğini, dolayısıyla söz konusu kıdem tazminatının avans niteliğinde olduğu ve hizmet süresinin kesintisiz kabul edilmesi gerektiğini, kıdem tazminatının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2023/55848 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili tarafından ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı işyeri bünyesinde 13.10.2014 tarihinde işe başladığını, davacı 18.03.2023 tarihinde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kapsamında emeklilik hakkı elde ettiği için kendi isteği ile iş sözleşmesine son verdiğini, davacının ayrılırken davalıyı maddi ve hukuki olarak ibra ettiğini, bahse konu işlemlerin muvazaalı şekilde yapılmadığını, detayların işçinin kendisine anlatıldığını, davacının rızası ve muvafakatı hatta isteği üzerine hakları eksiksiz şekilde ödenerek çıkış işleminin yapıldığını, davacının davalı Şirket aleyhine icra takibi başlattığını ancak kıdem tazminatına hak kazanmadığını, haketmiş olsa bile ne kadar haketmiş olabileceğinin yargılamayı gerektirdiğini, herhangi bir yargılama olmadan direkt icra takibi yapılmasının kötüniyetli bir hareket olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; …

Genel İcra Dairesinin 2023/55848 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, takip alacaklısının …, takip borçlusunun … …

AŞ olduğu, takip konusunun 425.561,00 TL kıdem tazminatı, 35.467,30 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 461.028,30 TL olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu, davacının işten emeklilik sebebi ile ayrıldığı, 18.03.2023 tarihli işten ayrılış bildirgesinde Kod: 8 (Emeklilik (yaşlılık) veya toptan ödeme nedeniyle) ile bildirim yapıldığı, davacının …bünyesinde yer alan şirketler bünyesinde aynı işi yaptığı, Şirketler arasındaki geçişin davacının rızasına tabi olmadığı, SGK kayıtlarına göre Şirketler arasında giriş-çıkış yapılarak kesintisiz şekilde çalıştığı ve hizmet sürelerinin birleştirilmesiyle toplam hizmet süresinin 25… ay 29 gün olduğu, tüm hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılarak, davacıya ödenen miktarların son fesih tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile mahsubu sonrası, fark kıdem tazminatının hesaplandığı bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacının iş sözleşmesinin 18.03.2023 tarihinde emeklilik nedeniyle sona erdiği noktasında bir uyuşmazlık olmadığından, davalı bu tarih itibarıyla fesihten haberdar olup fesih tarihinden takip tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği, diğer taraftan taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatına hak kazanmadığı, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 329. maddesi gereği akdi vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesi talebinin de reddi gerektiği, davacının itirazın iptali ve onun fer'isi niteliğindeki icra inkar tazminatı talebinin ayrı bir talep olduğu, akdi vekâlet ücreti talebinin de ayrı bir talep olduğu, ayrı talep olan akdi vekâlet ücreti talebi reddedildiği için davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, ayrıca yargılama giderlerine de yarı yarıya hükmedildiği gerekçesiyle takip dosyasına davalının vâkî itirazının iptali ile kıdem tazminatı yönünden taleple bağlı kalınarak 407.099,61 TL ile 33.928,69 TL işlemiş faiz alacakları yönünden takibin devamına, icra inkar tazminatı ve 6100 sayılı Kanunun 329. maddesi gereği akdi vekâlet ücreti taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işten emeklilik sebebi ile ayrıldığı, bu hususun davalının kabulünde olduğu, davacı adına 05.10.1997-31.08.2002, 17.09.2002-28.09.2014, 13.10.2014-18.03.2023 tarihleri arasında …

AŞ iş yerinden Kuruma bildirim yapıldığı, davacının çalışması yönüyle yapılan giriş çıkış işlemlerinin gerçeği yansıtmadığı, arada geçen kısa süreler de nazara alındığında çalışma ilişkisinin devam ettiği, bu nedenlerle tüm hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılarak ödenen miktarların avans kabulü ile faiziyle mahsubu suretiyle sonuca gidilerek bu bakımdan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin yerinde olduğu, davacıya fesih tarihinden önce kıdem tazminatının bir kısmının avans olarak ödendiği, bakiye kısmının ödenmediği, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurlarının işverence bilindiği, kaldı ki kıdem tazminatı tavanı gözetilerek hesaplandığı ve alacağın bu bakımlardan likit olduğu anlaşılmakla davacı lehine icra ve inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken aksi kabulle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacı her ne kadar 6100 sayılı Kanun'un 329. maddesi gereği akdi vekâlet ücretinin (% 15'ten az olmamak üzere) davalıya yükletilmesini talep etmişse de, davalının takibe itirazının yasal hakkın kullanılması niteliğinde olduğu, hukuken hakkın kullanılmasının davalının kötüniyetli olduğu yönüyle değerlendirilemeyeceği kanaatiyle davacının bu talebinin reddinde hata görülmediği, müddeabihe dâhil olmayan ve bu sebeple harçlandırılmayan icra inkar tazminatı ve akdi vekâlet ücreti taleplerinin reddedilmesi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin ise hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1.

Davacının tüm alacaklarının işten ayrılması sonrası eksiksiz ödendiğini, bu durumun davacı tarafından imzalanan ibraname ile sabit olduğunu, davanın reddi gerektiğini,

2.

Davacının daha önce çalıştığı dava dışı … …

AŞ ile müvekkili Şirketin aynı holding bünyesinde olmasının hizmetlerin birleştirilmesini gerektirmeyeceğini, işyeri değişikliği yapılırken davacıya tüm haklarının zaten ödendiğini, davacının rızasıyla işyeri değişikliği yapıldığını, ödenen kıdem tazminatını davacı alırken herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmediğini,

3.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu,

4.

Davacının 2002’ye kadarki çalışmasına dair kıdem tazminatının ödenmesine rağmen müvekkili Şirketin belgelere ulaşamaması nedeniyle, müvekkili aleyhine hesap yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu,

5. Kayseri

2.

Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile davalı Şirketin yönetiminin … devredildiğini, davanın usule aykırı olarak açıldığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet süresi, dava konusu icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı ile itirazın iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu