Yargıtay Kararı İncelemesi: 11. Ceza Dairesi 2026/363 K.
Bu yazıda yargıtay kararı i̇ncelemesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 11. Ceza Dairesi
- Esas No: 2025/6040
- Karar No: 2026/363
- Karar Tarihi: 12.01.2026
Uyuşmazlığın Özeti
sı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145639 sayılı kanun y
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
ndığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık tarafından Mahkemeye hitaben sunulan 16.06.2025 tarihli dilekçenin değerlendirilmesinde; Mahkemenin 25.06.2025 tarihli ek kararı ile "…hükümlünün talebinin eski hale getirme talebi kapsamında değerlendirilmek üzere ilgili istinaf dairesine gönderilmesine…" karar verildiği belirlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar başlıklı 42. maddesinde; "(1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir. (2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir;
Kararın Sonucu
Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiy
Uygulamadaki Önemi
Karar, yargıtay kararı i̇ncelemesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
11. Ceza Dairesi 2025/6040 E. , 2026/363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/230 E., 2023/435
K.
SUÇ: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul
31.
Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2023 tarihli ve 2023/230 Esas, 2023/435 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, 52, 62. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 19.11.2025 tarihli ve 2025/14785 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145639 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145639 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay
6.
Ceza Dairesinin 23/02/2021 tarihli ve 2020/9634 esas, 2021/3097 karar sayılı ilâmında yer alan, "…Sanığın, 30.02.2019 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, aynı celse mahkumiyetine karar verilerek, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre ve imkan verilmeden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeni ile anılan hususa yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan kabulü..5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına…" şeklindeki açıklamalar ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (Mülga ibare :02/07/2012-6352 S.K./84.md.) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir…(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Sanık …'ın 04.10.2024 tarihli alınan savunmasında oluşan zararı gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2.
UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık tarafından Mahkemeye hitaben sunulan 16.06.2025 tarihli dilekçenin değerlendirilmesinde; Mahkemenin 25.06.2025 tarihli ek kararı ile "…hükümlünün talebinin eski hale getirme talebi kapsamında değerlendirilmek üzere ilgili istinaf dairesine gönderilmesine…" karar verildiği belirlenmiştir.
3.
5271 sayılı Kanun'un eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar başlıklı 42. maddesinde; "(1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir. (2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. (3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir." hükümleri yer almaktadır.
4.
Somut olayda; dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 42. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi karşısında, inceleme konusu hüküm yönünden olağan kanun yolu sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
5.
İnceleme konusu hükmün, bu haliyle olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2026 tarihinde karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.