Yargıtay Kararları

Boşanmada Maddi Tazminat ve Tanık Beyanları: 4. Hukuk Dairesi 2026/1295 K.

Bu yazıda boşanmada maddi tazminat konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 4. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2023/130
  • Karar No: 2026/1295
  • Karar Tarihi: 10.02.2026

Uyuşmazlığın Özeti

eri nedeniyle onuru, saygınlığı ve mesleki geleceği, hürriyetinden mahrum bırakılmış olması ve sicil dosyasına işlenen evraklar nedeniyle kurum nazarında hukuksuz ve kasıtlı bir biçimde disiplinsiz personel olarak gösterilmiş olması nedeniyle görevde yükselme yurtdışı görevine seçilme ödüllendirme ve benzeri haklarını tamamından yoksun bırakılarak geleceğe yönelik mesleki kariyerinin tamamen tahrif edilmiş olması sebebiyle maddi ve manevi tazminat ve görev yeri değişikliği sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

nmadığına ilişkin hiçbir açıklamanın karar gerekçesinde belirtilmediğini, ayrı bir uzmanlık konusu/alanı olan mobbing konulu bir davada, talep edilmiş olmasına rağmen bilirkişi görevlendirmesi yapılmaksızın hüküm tesis edilmiş olması ve hiçbir mobbing tanımı ile içeriği hakkında bir referans belirtilmemiş olmasının mahkemece davanın ana temelinin anlaşılamadığını gösterdiğini, Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere, mobbing ile ilgili yeterli delil sunulduktan sonra, her türlü şüpheden uzak somut delil aranmayacağını ve mobbing yapılmadığının ispat külfetinin işverene (davalıya) geçtiğini, TBMM Mobbing Komisyon raporunda listelenen bütün ve mobbing olgusu altında yer alan sistematik davranış, eylem ve işlemlerin tamamına yönelik olarak her türlü şüpheden uzak somut delillerin de mahkemeye sunulduğunu, diğer dava türlerine göre ispatlaması daha zor bir konu olan mobbing olgusu altı…

Kararın Sonucu

eplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanmada maddi tazminat bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

4. Hukuk Dairesi         2023/130 E.  ,  2026/1295 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi

5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1478 E., 2022/1629

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Merzifon

1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/142 E., 2022/219

K. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı … () geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacının sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.02.2026 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin binbaşı, davalı …'ın ise yarbay rütbesinde olduğunu, tarafların Temmuz 2018'den Ağustos 2019 tarihine kadar yatay olarak eşit hiyerarşide olduklarını, her ikisinin de ortak amiri olan Yarbay …'nin yurt dışı görevine gitmesi nedeniyle, davalı …'ın birlik komutanı olarak görevlendirildiğini ve davacının birinci sicil ve disiplin amiri konumuna geldiğini, müvekkilinin çok başarılı fedakar ve gözde bir subay olması nedeniyle davalı …'ın kıskançlık duyguları geliştiğinden, eline fırsat geçtiği andan itibaren bezdirme vb. çaba içine girdiğini, ilk günden, müvekkilini makam odasına çağırarak, geçmiş dönemde duyduğu bazı rahatsızları iletmeye ve geçmişin hesabını sormaya başladığını, "artık yeni amirin ben oldum, sen de benim elime düştün" imasında bulunarak mobbing uygulamaya başladığını, başarılı bir meslek hayatı ve geleceği olan müvekkilinin mesleki kariyerinin sona erdiğini, müvekkilinin yetkilerinin elinden alındığını, önceden hata olarak görülmeyen şeylerin hata gibi gösterilmeye başladığını, müvekkilinin statüsü altında işleri yapmak zorunda bırakıldığını, yalnızlaştırıldığını, herhangi bir sebep yokken 14… tarihinde "S/K Faaliyetlerine sebepsiz katılmamak" istinadıyla savunmasının alındığını, TSK'dan ihraç edilme sonucunu doğurabilecek feri yaptırımları bulunan ve TSK'daki en ağır ve onur kırıcı cezaların başında gelen "emre itaatsizlikte ısrar" suçundan dolayı mahkemeye sevk edildiğini, "yalancı ve karaktersiz" gibi hakaretlere maruz kaldığını, yüksek sesle azarlandığını, kanuni özlük hakları ve izinlerinin kullandırılmadığını, üst üste savunmasının alınarak sindirmeye ve özsaygısını yitirmeye çalıştığını, ….

Ana Jet Üs Komutanı olan diğer davalı Hava Pilot Tuğgeneral …'ın ise … tarafından uygulanan mobbinge karşı yapılan şikayetlere önlem almakta geciktiği gibi …'ın etkisi altında kalarak müvekkiline mobbing uyguladığını, davalı …'ın disiplin soruşturması yapmaksızın keyfi ve gerekçesiz olarak müvekkiline disiplin cezaları verdiğini, haksız olarak verilmiş olan hizmet yerini terk etmeme cezasına karşı Samsun

3.

İdare Mahkemesinin 2020/145 Esas sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, bomba imha uzmanı olarak görev yapan müvekkilinin fiziksel ve ruhsal yönden çöküntüye uğradığını, psikiyatri tedavisi almak zorunda kaldığını, dönem içinde verilmesi gereken takdir ve ödüllerin verilmediğini, kurslara ve eğitimlere başvurmasının engellendiğini, tüm başvuru yollarının kapatıldığını, görev yeri değiştirilerek pasifize edildiğini, hukuka aykırı emirler verildiğini, müvekkilinin ruh sağlığı ile işyerindeki itibarı, onuru, saygınlığı ve mesleki geleceğinin sarsıldığını, geleceğe yönelik mesleki kariyerinin tamamen tahrif edildiğini, davalılar tarafından uygulanan mobbing sebebiyle maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı … cevap dilekçesinde; davacı hakkında yapılan görevlendirme işleminin idari işlem niteliğinde olduğunu ve bu işleme karşı idare mahkemesinde dava açılması gerektiğini, davacının tabur komutanı olarak değil tabur eşidi kıta komutanı olarak görev yaptığını, rütbe ve kıdem olarak kendisinden daha düşük seviyede olan bir personeli kınamayacağı gibi kıskanmayacağını, davacının 36 takdir, kendisinin ise 55 takdir, taltif ödülü bulunduğunu, davacının 4 adet kesinleşmiş cezası bulunduğunu, kendisinin hiçbir cezası bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve davacıya yönelik mobbing olarak değerlendirilebilecek davranışlarda bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı … cevap dilekçesinde; davacının kendi talebi ve rızası ile …. Ana Jet Üs Merkez Komutanlığı emrine görevlendirildiğini, bu işleme karşı idari yargıda dava açılması gerektiğini, dava dilekçesindeki iddiaların asılsız olduğunu, davacıya karşı hukuka aykırı ve mobbing sayılabilecek herhangi bir eylemi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ile davalıların, davacıya karşı herhangi bir mobbing, psikolojik şiddet ve hakarete yönelik eyleminin olmadığı, görev yeri değişikliğinin de idarenin tasarrufunda olduğu, davacının izin taleplerinin tamamen sicil amirinin inisiyatifinde olması, davacının disiplin kurallarına ve emirlere itaatsizlikten ceza alması ve verilen görevleri yapmak istememesi ve faaliyetlere katılmak istememesi gibi durumların tanık beyanları, ceza dosyaları ve toplanan delillerden anlaşıldığı, davacı taraf, kendisine çalıştığı kurumda davalı olan üstleri tarafından mobing uygulandığını ileri sürmüş olup ispat yükünün mobbing iddiasını ileri süren davacıda olduğu, ancak tanık beyanları ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının mobbing iddiasını ispatlayamadığı, ayrıca beyanlarda sistematik bir baskı durumunun da ortaya konulamadığı, dosyada mevcut kayıtlar ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacının, davalılar tarafından temadi eden yıldırma, duygusal linç, aciz bırakma, rahatını kaçırma ve sıkıntı verme gibi hareketlerine maruz kaldığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada yer alan belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı ve kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın ana temelini oluşturan mobbing kavramına ilişkin olarak herhangi bir ana referans kaynağının hukuki temeller ve ölçekler ışığında değerlendirmeye alınıp alınmadığına ilişkin hiçbir açıklamanın karar gerekçesinde belirtilmediğini, ayrı bir uzmanlık konusu/alanı olan mobbing konulu bir davada, talep edilmiş olmasına rağmen bilirkişi görevlendirmesi yapılmaksızın hüküm tesis edilmiş olması ve hiçbir mobbing tanımı ile içeriği hakkında bir referans belirtilmemiş olmasının mahkemece davanın ana temelinin anlaşılamadığını gösterdiğini, Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere, mobbing ile ilgili yeterli delil sunulduktan sonra, her türlü şüpheden uzak somut delil aranmayacağını ve mobbing yapılmadığının ispat külfetinin işverene (davalıya) geçtiğini, TBMM Mobbing Komisyon raporunda listelenen bütün ve mobbing olgusu altında yer alan sistematik davranış, eylem ve işlemlerin tamamına yönelik olarak her türlü şüpheden uzak somut delillerin de mahkemeye sunulduğunu, diğer dava türlerine göre ispatlaması daha zor bir konu olan mobbing olgusu altında yer alan sistematik davranış, eylem ve işlemler ile ilgili en zor husus, delil bulmak olduğu halde ve her türlü şüpheden uzak somut deliller mahkemeye sunulmuş olduğu halde, emsal yargı kararlarına tam aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, dosya kapsamındaki tanık Yarbay … dışındaki istisnasız tüm tanıkların 1. sicil ve disiplin amirinin davalı Yb. …, 2. sicil ve disiplin amirinin ise davalı Tuğg. … olduğunun tanık beyanlarında tutanak altına alındığını, davalı taraf ile amir-maiyet ilişkisi altında bulunan tanıkların mobbing davalarında ifadelerine mahkemece itibar edilemeyeceğinin doktrinde ve emsal yargı kararlarında sabit olduğunu, mahkemece tanık ifadelerine yönelik karşı beyan ve açıklamaların değerlendirmeye alınmadığını, mobbing konusuna yönelik evrensel hukuk normlarının ve tanımlamaların mahkemece değerlendirmeye alınmamış olması kritik öneme sahip olup “alo-170 mobbing danışma hattı” kayıtlarının ilgili kurumdan gönderilmesinin beklenmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının, davalıların mobbing, baskı, sindirme vb. gibi eylemleri nedeniyle onuru, saygınlığı ve mesleki geleceği, hürriyetinden mahrum bırakılmış olması ve sicil dosyasına işlenen evraklar nedeniyle kurum nazarında hukuksuz ve kasıtlı bir biçimde disiplinsiz personel olarak gösterilmiş olması nedeniyle görevde yükselme yurtdışı görevine seçilme ödüllendirme ve benzeri haklarını tamamından yoksun bırakılarak geleceğe yönelik mesleki kariyerinin tamamen tahrif edilmiş olması sebebiyle maddi ve manevi tazminat ve görev yeri değişikliği sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu