Kusur Belirlemesinin Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi: 4. Hukuk Dairesi 2025/12498 K.
Bu yazıda boşanma davasında kusur değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 4. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2023/12360
- Karar No: 2025/12498
- Karar Tarihi: 16.09.2025
Uyuşmazlığın Özeti
yarınca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe göst
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK m. 49 ve 50 uyarınca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır.
Kararın Sonucu
ıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde üye …
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında kusur değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
4. Hukuk Dairesi 2023/12360 E. , 2025/12498 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi
3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1787 E., 2023/1735
K.
SAYISI: 2022/736 E., 2023/381
K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; …Şubesi'nde dağıtım kuryesi olarak çalışan müvekkilinin 07.09.2019 günü saat 08:00 sularında Kale mahallesinde bulunan postane binasına geldiğini, dağıtımı yapılacak olan postaları alarak şubenin tahsis ettiği motosikletlerden biri ile dağıtıma çıktığını, saat 11:00 sularında motosiklet ile seyir halinde iken motosikletin ön tarafında bulunan dağıtım çantasının düşmek üzere olduğunu fark ettiğini, çanta düşmeden tutmak için seyir halinde iken bir eli ile çantaya uzanmak istediğini, ancak dengesini sağlayamayarak düştüğünü, eşine haber vererek …
Devlet Hastanesine gittiklerini, henüz tedavisi bitmeden …
Polis Merkezi Amirliği'nden memurlar geldiğini, tedavinin ardından şubeye götürülerek ifadesinin alındığını, motosikletin ruhsatını istediklerini, davacının ruhsatın kendisinde olmadığını belirterek postane müdüründe olduğunu söylediğini, davacının postane müdürünü arayıp olayı anlattığında azarlandığını, doktorun 14.09.2019 gününe kadar istirahat raporu verdiğini, davacının 16.09.2019 pazartesi günü elinde atel ile işbaşı yaptığını, müdürün davacıyı elinde atel var iken dağıtıma çıkarttığını, elinin kötü olması üzerine doktora giden müvekkilinin 04.10.2019 tarihine kadar istirahat raporu yazılarak ameliyat olması gerektiğini söylediğini, raporun başmüdürlük tarafından onaylanmadığını, müdürün derhal işe başlaması, başlamaması halinde işten çıkartılacağını söylediğini, kurum içi soruşturmada da ortaya çıkacağı üzere bu durumun başmüdürlüğe bildirilmediğini, davalının tahsile yeter ölçüde malvarlığına dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir konulmasını, müvekkilinin maluliyetinin tespiti için müvekkilinin … veya Eğitim Araştırma Hastanesi'ne sevkini, belirsiz alacak davası niteliğini haiz olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı için 1.000,00 TL ve manevi tazminat için 100.000,00 TL'nin tutarını ameliyat tutarının ameliyat tarihi olan 16.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından posta dağıtımı sırasıda motordan düşmesi sonrası izin, rapor ve çalışma koşullarıyla ilgili davalı kurum müdürüne mesnetsiz ithamlarda bulunularak tazminat talebinde bulunulduğundan, davalı kurum müdürünün özel hayatı ve özel işleriyle ilgili ithamlar bulunmadığından mesnetsiz talebin idareye yönetilmesi gerektiğini, açılan davanın usulden reddini, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddini, mahkeme aksi kanaatte olunursa zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, esasa girilecek olması halinde ise haksız fiil sorumluluğu şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile memur ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu davrandıklarından bahisle haklı ya da haksız olarak yargı mercileri önüne çıkarılmasını önlemek, kamu hizmetinin sekteye uğratılmadan yürütülmesini sağlamak ve aynı zamanda zarara uğrayan kişi yönünden de memur veya diğer kamu görevlisine oranla ödeme gücü daha yüksek olan Devlet gibi bir sorumluyu muhatap kılarak kamu düzenini korumayı amaçladığı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak rücu edilmek şartı ile idare aleyhine açılabileceği, davacının …Şubesi'nde dağıtım kuryesi olarak görev yaptığı, görevini ifa ederken geçirdiği kaza sebebiyle idari amiri olan davalı ile sorun yaşadığı iddiasında bulunduğu, maddi ve manevi tazminat talebinin davalının yürütmüş olduğu kamu görevi sebebi ile görevi sırasında yetkilerini kullanırken gerçekleştirmiş olduğu (davacının elinde atel varken dağıtıma çıkarttıldığı, davacının sağlık raporunun başmüdürlük tarafından onaylanmadığı, davalı tarafından düzenli ve sistematik olarak mobbing uygulandığı, ameliyata girmesinin davalı tarafından tehdit edilerek geciktirildiği iddialarına dayanan) eylemlerden kaynaklandığı, anılan eylemlere yönelik olarak Devlet memuru olan davalıya karşı doğrudan maddi ve manevi tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğini, idare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesinin, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlı olduğunu, kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmadığını, davalada mobbing hususu iddiaları bulunduğunu, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hizmet kusuru kapsamında değerlendirildiğini, mobbingin bir hizmet kusuru değil, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmiş bir davranış olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK m. 49 ve 50 uyarınca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı, davalının kendisine mobing uygulandığı iddiasına dayandığına göre, davalı kamu görevlisinin bu şekilde hareket etmesi kişisel kusur oluşturur ve hiçbir biçimde görev ile ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davanın, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalıya husumet yöneltilebileceği benimsenmeli ve işin esası incelenmelidir. Mobbingin meydana gelebilmesi için bir kimsenin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür vb. yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez. Psikolojik taciz (mobbing) kavramı, bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb. davranışları içermektedir. Şu durumda, davacının iddia ettiği mobbing iddiaları araştırılarak işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir
VI. KARAR
1.Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde üye …'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına ve özellikle yıldırma (mobbing) iddiasının kanıtlanamaması nedeniyle davanın adli yargı yerinde çözümlenmesinin mümkün olmadığı, zira yıldırma kapsamına girmeyen bir konunun kamu görevlisinin, yetkisini kullanırken işlediği kusurlardan dolayı açılabilecek bir tazminat davası olarak tezahür edeceğine ve Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın ancak idare aleyhine açılabileceğine dair amir düzenlemeye uygun karar verilmiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.