Ziynet Alacağı Davasında İspat Yükü ve Ziynet Alacağında İspat: 2. Hukuk Dairesi 2025/11126 K.
Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 2. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/4787
- Karar No: 2025/11126
- Karar Tarihi: 11.12.2025
Uyuşmazlığın Özeti
emen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun md.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren“Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
2. Hukuk Dairesi 2025/4787 E. , 2025/11126 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/270 E., 2025/334 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Ziynet Alacağı – Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2023/822 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Kararın Sonucu
anan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararınınyukarıdaki paragraflarda açılandığı üzere ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birli
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
2. Hukuk Dairesi 2025/4787 E. , 2025/11126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/270 E., 2025/334
K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Ziynet Alacağı – Ziynet Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Ankara
23. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2022/239 E., 2023/822
K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı-karşı davalı erkek vekilince sunulan temyiz dilekçesi ile temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar nedeniyle duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, E., Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s.
1529).
Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür.
Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (Sağıroğlu, M.Ş., Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).
2.
Bu noktada “kişisel mal” kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde;
“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1.
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2.
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3.
Manevî tazminat alacakları,
4.
Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
kişisel mal olarak sayılmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan, istisnai olarak taşınmaz mallar 4721 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır (Dural, M., Öğüz T., Gümüş M.A., Türk Özel Hukuku, C.III, Aile Hukuku, s.218).
3.Dairemizin önceki içtihatları, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi.
Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.
Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.
Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir.
Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır.
Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.
Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur.
Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir" yönündedir.
Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.
4.Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun md.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren“Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir.
Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır.
Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.
Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
5.Diğer yandan, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" (6100 sayılı Kanun md.
26/1)
6.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı-karşı davalı erkek dava dilekçesinde, taraflar evlenirken takıların mehir dışında ortak olacağı yönünde davalı-karşı davacı kadın ile anlaştıklarını ve örf ve adetlerine göre erkek tarafından takılan takıların erkekte kalması gerektiği ancak davalı-karşı davacı kadının takılan ziynetleri erkeğe iade etmediğini belirterek düğünde erkeğe takılan ziynet eşyalarıyla ilgili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin aynen ya da fiili ödeme günündeki değerinin iadesini talep etmiş, davalı-karşı davacı kadın ise ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, davacı-karşı davalı erkek ile arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, tüm ziynetlerin kadında kalacağının konuşulduğunu, ancak davacı-karşı davalı erkeğin düğünden sonra ziynetleri aldığını, kadına vermediğini, daha sonra evdeki tüm eşyalarını ve ziynetleri alıp müşterek haneyi terk ettiğini, boşanma davası açtığını, ziynetlerin kadında olmadığını belirterek asıl davanın reddine, kendi açtıkları davanın kabulü ile düğünde takılan ziynetlere ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin erkekten alınarak kadına verilmesi talebiyle karşı dava açılmış, ıslah dilekçesi ile ziynetlerin aynen iadesi olmadığı takdirde 21.196,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
7.Dinlenen erkek tanıkları düğünde takılan takılar içinden kadının mehirini alacağını ve kalanların da taraflar arasında ortak olacağını konuştuklarını söylemişler, ancak ziynetlerin taraflar arasında ortak olacağı yönünde kadının kabulü olduğuna dair bir beyanda bulunmamışlardır.
Bunun yanında kadın tanıkları ise düğünde takılan takılarla Toki'deki evin borcunun ödeneceğinin erkek tarafından söylediğini, yine erkeğin düğün takılarıyla düğün masraflarının karşılanacağını, düğün salonunun ücretinin erkek tarafından ödendiğini erkeğin söylediğini beyan etmişlerdir.
Gerçekleşen bu durumda erkek ziynetlerin tarafların arasında ortak olacağı yönünde anlaştıklarına dair iddiasını ispatlayamadığı gibi örf ve adetlerine göre erkek tarafınca takılan takıların erkekte kalması gerektiği yönünde ki iddiasını da ispatlayamamıştır.
Ziynet eşyalarının ev borcu ve düğün masraflarına harcandığı, kadına verilmediği ispatlanmıştır.
Ne var ki davacı-karşı davalı erkeğin talebi; dilekçeler aşamasındaki iddia ve savunmalar ile özellikle erkeğe takılan ziynetlerin erkeğe de ait olduğu yönündeki savunması göz önünde bulundurularak Dairemizin yukarıda anlatılan ilkesel kararı da göz önünde bulundurulup mevcut delil durumu ve gerektiğinde yeniden bilirkişi raporu aldırılarak erkeğe takılanlar haricinde kalan kadına ait ziynet eşyalarının tespiti ile bu eşyalar yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken ziynet eşyalarının tamamının kadına verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararınınyukarıdaki paragraflarda açılandığı üzere ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.