Yargıtay Kararları

Kiralananın Anahtar Teslimi ve Kira Borcuna Etkisi ve Sonraki Kira Dönemi Talebi: 3. Hukuk Dairesi 2025/1739 K.

Bu yazıda kira bedelinin tespiti ve i̇spatı konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 3. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2024/2716
  • Karar No: 2025/1739
  • Karar Tarihi: 19.03.2025

Uyuşmazlığın Özeti

ncelenen kararda belirtilen gerekçeye, i

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

taraflar arasındaki kira sözleşmesi uyarınca davalı tarafça ödenmeyen kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, ibranamenin protokol tarihi itibariyle mevcut borçları kapsadığının, bu itibarla davalı kiracının kiralananı kullanımında bulundurduğu sürece kira bedeli ödemekle yükümlü olmasına, buna bağlı olarak kira bedelinin ödendiğini ispat yükü üzerinde olan davalı kiracının kiralananı tahliye ettiğini ve kira bedellerini ödediğini ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıkla

Kararın Sonucu

beplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira bedelinin tespiti ve i̇spatı bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

3. Hukuk Dairesi         2024/2716 E.  ,  2025/1739 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

55. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/706 E., 2024/228

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu

11. Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/851 E., 2021/783

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl takibin kabul edilmeyen bölümünün duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin duruşma talebi miktar yönünden reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 16.09.2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin varılan anlaşma sonucunda 24.05.2019 tarihinde feshedildiğini, ancak kiralanan boş ve temiz bir şekilde müvekkiline teslim edilmemesi üzerine davalının, mevcut kira bedeli üzerinden kiralanan boşaltılıncaya kadar kira bedeli ödemeyi teklif ederek kiralananı kullanmaya devam ettiğini, tahliyenin 20.08.2019 tarihinde gerçekleştiğini, 2019 yılı 6 ve 7. aylar kira bedelleri ile 8. ay kira bedelinden 20 güne ilişkin üç adet faturanın davalıya gönderildiğini, davalının 6 ve 7. aylar kira bedeline ilişkin faturaları kabul ederek ticari defterlerine işlediğini, 8. ay kira bedeline ilişkin faturayı ise kötüniyetli olarak 18.10.2019 tarihli ihtarname ile iade ettiğini, bunun yanı sıra, söz konusu kira bedellerine dayalı davalı aleyhine başlatılan icra takibinden sonra da 17.10.2019 tarihli 413.000,00 TL bedelli e-fatura düzenleyip iadeli taahhütlü posta ile gönderdiğini, davalının kötüniyetli olarak takibi sürüncemede bırakmak için itirazda bulunduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 24.05.2019 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, fesih ve ibra protokolü gereği tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, faturaların hukuka aykırı bir şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle davacı tarafa iade edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafça süresi içinde itirazda bulunulmadığı, her ne kadar dosyada fesih ve ibra protokolü bulunsa da taraflar arasında sözlü kira ilişkisinin devam ettiğinin davacı tarafın beyanı, düzenlenen ve süresinde iade edilmeyen faturalar ve ayrıca davalı kiracı tarafından tahliye edildiği tarihin ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 16.09.2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesine ilişkin olarak taraflarca 24.05.2019 tarihli karşılıklı fesih ve ibra protokolünün düzenlendiği, bu protokolün (3.3) maddesine göre kira sözleşmesinin 24.05.2019 tarihinde sonlandığının belirtildiği fakat anahtar teslimine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu protokol tarihi itibariyle kira alacağı bulunmadığı belirtilmişse de, takip konusu kira bedelinin protokolden sonraki döneme ilişkin olduğu, protokolde 24.05.2019 tarihinden sonraki kullanıma ilişkin bir muafiyet öngörülmediği, yine davalının 02.06.2019 ve 01.08.2019 tarihli içeriği Haziran-Temmuz ayları kira bedeli faturalarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 24/III. maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz etmediği, takip tarihinden sonra 17.10.2019 tarihinde iade faturası düzenlediği, fesih ve ibra protokolünden sonra da kiralananın kullanılmadığına dair belge sunamadığı gibi usulüne uygun bir anahtar teslimi bulunmadığından, dava konusu taşınmazın davacı kiraya verenin bildirdiği 20.08.2019 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerektiği, kira sözleşmenin varlığını ispat külfeti kiraya verene, kira bedelinin ödendiğini, kiralananın usulünce tahliye edildiğini ispat külfetinin ise kiracıya ait olduğu, davalının ödeme olgusu ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle, davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; ibra nedeniyle tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, protokolün ileriye dönük borçları da kapsadığını, faturaların davacı tarafa iade edildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kira sözleşmesi uyarınca davalı tarafça ödenmeyen kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, ibranamenin protokol tarihi itibariyle mevcut borçları kapsadığının, bu itibarla davalı kiracının kiralananı kullanımında bulundurduğu sürece kira bedeli ödemekle yükümlü olmasına, buna bağlı olarak kira bedelinin ödendiğini ispat yükü üzerinde olan davalı kiracının kiralananı tahliye ettiğini ve kira bedellerini ödediğini ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu