Yargıtay Kararları

Kira Bedelinin İspatında Delil Değerlendirmesi ve Manevi Tazminat: 9. Hukuk Dairesi 2025/8445 K.

Bu yazıda boşanmada manevi tazminat konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/5409
  • Karar No: 2025/8445
  • Karar Tarihi: 04.11.2025

Uyuşmazlığın Özeti

iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere gör

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

şmazlık; feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak davacının cezai şarttan kaynaklı tazminata hak kazanıp kazanmadığı ve cezai şarttan yapılacak indirim oranı, manevi tazminat ve kira bedeli alacağının ispatı ile savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası hâlinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır. Cezai şartın en yaygın kullanıldığı alanlardan biri iş hukukudur.

Kararın Sonucu

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,…

Uygulamadaki Önemi

Karar, boşanmada manevi tazminat bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/5409 E.  ,  2025/8445 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi

7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/2420 E., 2025/1237

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: … Batı

1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/217 E., 2024/242

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Taraf vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat … ile davacı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 08.04.2019 tarihinde işe girmesine rağmen iş sözleşmesinin 31.05.2019 tarihinde imzalandığını, davacının çalıştığı sürede ücretinin eksik ödendiğini, sözleşmede belirlenen ücret artışının gerçekleşmediğini, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, iş sözleşmesi uyarınca sözleşmenin feshi hâlinde cezai şart ödeneceğinin, araç ve ekipmanın tazminat olarak verileceğinin ve davacıya tahsis edilen konutta sözleşmenin bitiminden itibaren 6 ay süreyle bila bedel oturma hakkının bulunduğunun düzenlendiğini, işverenin sözleşme hükmüne rağmen davacıdan konutun tahliyesini talep ettiğini, cezai şartların karşılıklı müzakere edilerek karşılıklılık esaslarına göre düzenlendiğini belirterek kıdem tazminatı, manevi tazminat, ücret, cezai şart, ekipman bedeli, araç bedeli, kira bedeli ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı işyerinde iş sözleşmesi ile genel müdür yardımcısı ünvanıyla işveren vekili sıfatıyla çalıştığını, 08.04.2019 tarihinde çalışmaya başladığını, sigorta girişinin aynı tarihte yapıldığını, sözleşmenin 31.05.2019 tarihinde imzalandığını, davacının yürüttüğü tüm projelerin TÜBİTAK tarafından reddedildiğini, projelerin kesin reddi nedeni ile ücret zammına hak kazanamadığını, davacının iş sözleşmesinin kurulduğu sırada kendisinde olmayan vasıfların bulunduğunu beyanla işvereni yanılttığını, davacının çalıştığı dönem boyunca başarısız ve sorumsuz olduğunu, davacının 1,5 yıl boyunca ücret ödemelerine çekince koymadan kabul ettiğini, uzun süre geçtikten sonra ücretin kanuna ve sözleşmeye uygun olmadığını beyanla iş sözleşmesini haksız feshettiğini, sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinin, cezai şartın karşılıklı ve her iki taraf için de dengeli ve hakkaniyetli belirlenmemesi nedeni ile geçersiz olduğunu, davacının kişilik haklarını ihlal eden işveren davranışı olmadığını, davacının yönetici pozisyonunun yönetim şeması ile işyerinde yayımlandığını, davacının tanımlı görevinde çalıştırıldığını, sözleşmedeki araç ve konut kullanımına ilişkin düzenlemenin emredici hükme aykırı olması neden ile hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, taraflar arasında imzalanan belirsiz iş sözleşmesine göre ödenmesi gereken ücret ile bordroda ödenen ücret

arasındaki fark tespit edilerek hüküm altına alındığı, davacının iş sözleşmesi uyarınca cezai şart alacağına hak kazandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 182/son hükmünde fahiş cezai şartın indirilmesi gereği emredici olarak düzenlendiğinden, davacının çalıştığı süre ve çalışması gereken süre dikkate alınarak takdiren indirim yapıldığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde araç, ekipman ve konut imkânlarının düzenlendiği, sözleşmede davacının tek taraflı ve haklı feshi hâlinde belirtilen imkânları talep edebileceğinin düzenlendiği, ekipman bedeli ve araç bedelininin davacıya ödenmesine karar verildiği, konut hakkı bakımından madde kapsamında davacıya oturma hakkı tanındığı, oturmaması hâlinde bedelini isteyebileceği anlamına ulaşılmadığı, bu nedenle talebin reddine karar verildiği, davalı işverenliğin mobbing (psikolojik taciz) sayılabilecek nitelikte eyleminin ispatlanmadığı, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin davacı tarafından ücretin gereği gibi ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede belirtilen cezai şartı tazminat olarak talep edebileceğinin öngörüldüğü, Mahkemece belirtilen tazminattan yapılan takdiri indirim miktarında bir isabetsizlik görülmediği, konuta ilişkin herhangi bir bedelin tazminat veya ceza olarak istenebileceğine ilişkin sözleşmede bir düzenleme bulunmadığından konut bedeli talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacının manevi tazminata hak kazanması için kişilik haklarına saldırı yapıldığını, manevi bütünlüğünün zarara uğradığını ispatlaması gerektiği, bu yöndeki ispat yükünü yerine getirmediğinden talebinin reddine karar verilmesinde bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Cezai şarta yapılan indirim oranının yüksek olduğunu, b. Manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini, işveren tarafından davacıya mobbing uygulandığına yönelik emarelerin bulunduğunu, aksinin davalı Şirket tarafından ispatlanamadığını, c. Kira bedelinin reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. İş sözleşmesinde yer alan cezai şart koşullarının oluşmadığını, davalı Şirketin sorumlu olmadığını, b. İş sözleşmesini davacının feshettiğini, iş sözleşmesinde çalışanın sözleşmeyi feshetmesi hâlinde yine çalışana ödenecek tazminatın belirlenmediğini, c. Aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte davacının derhâl fesih hakkının süresinde kullanmadığını, d. Tanıklarından M.D'nin dinlenmediğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak davacının cezai şarttan kaynaklı tazminata hak kazanıp kazanmadığı ve cezai şarttan yapılacak indirim oranı, manevi tazminat ve kira bedeli alacağının ispatı ile savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkindir.

1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.

Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası hâlinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır.

Cezai şartın en yaygın kullanıldığı alanlardan biri iş hukukudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nda cezai şarta ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Bununla birlikte, 6098 sayılı Kanun genel kanun niteliğinde olduğundan, iş kanunlarında hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 6098 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından, 6098 sayılı Kanun’un açıklanan düzenlemeleri kural olarak iş hukukunda da geçerlidir. 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesi "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir." hükmünü getirmiştir. Bu itibarla hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersiz, işçi lehine konulan cezai şartlar ise geçerli kabul edilmelidir. İş hukukunda kararlaştırılan cezai şartın, genellikle iş sözleşmesinin belirli sürenin bitimine kadar haklı neden olmaksızın feshini önlemek, eğitim verilen işçinin asgari çalışma şartına uyulmaması hâlinde eğitim giderlerini geri talep edebilmek veya rekabet yasağı sözleşmesine uygun davranılmasını sağlamak amacıyla getirildiği görülmektedir. Tüm bu hâllerde taraflar sözleşmeden doğan bir yükümlülük yüklenmekte ve cezai şart ile söz konusu taahhütlerin etkinliği sağlanmaktadır. Asgari süreli sözleşmelerde cezai şart konulamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu tür iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, sadece işçi aleyhine öngörülmemiş ise geçerli kabul edilmelidir. Son olarak belirtmek gerekir ki 6098 sayılı Kanun’un 182. maddesinde belirtildiği üzere, taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Ancak hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Somut olayda, taraflar imzaladıkları iş sözleşmesinde cezai şart koşuluna yer vermişlerdir. İş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine cezai şart alacağına hükmedilmesinde ve 6098 sayılı Kanun'un 182. maddesinin son fıkrası gereği %60 oranında indirim yapılmasında dosya kapsamına göre isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki yine cezai şarta ilişkin madde içerisinde düzenlenen ve cezai şart niteliğinde olan araç ve ekipman bedeli alacaklarından aynı oranda indirim yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Belirtilen sebeple; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi uyarınca kararlaştırılan cezai şart niteliğindeki araç bedeli ve ekipman bedeli alacaklarından da aynı oranda indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekli iken indirim yapılmadan karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1.

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu