Kira Borcunda Temerrüt ve Bilirkişi İncelemesi: 9. Hukuk Dairesi 2025/8609 K.
Bu yazıda kira borcunda temerrüt konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 9. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/6610
- Karar No: 2025/8609
- Karar Tarihi: 06.11.2025
Uyuşmazlığın Özeti
a, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre dav
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
ık, davacının takibe konu kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, alacağın likit olup olmadığı ve buna bağlı olarak davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği ve işlemiş faiz alacağının belirlenmesinde uygulanan faizin oranı ve hesaplama yöntemi hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi yollamasıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı Kanun’un 14/11 hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kararın Sonucu
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar v
Uygulamadaki Önemi
Karar, kira borcunda temerrüt bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/6610 E. , 2025/8609 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi
9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/928 E., 2025/1298
K. İLK DERECE
MAHKEMESİ: Gebze
9. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/261 E., 2024/46
K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 20.03.2001-31.07.2023 tarihleri arasında ustabaşı olarak çalıştığını, davacı işçinin üyesi olduğu …
Sendikası ile davalı işveren arasında imzalanmış olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını, davacının 08.03.2023 tarihinde emeklilik nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmek suretiyle işten çıkışının yapıldığını, davalı işverenin 2023 Mart ayı bordrosunda kıdem tazminatı tahakkuku yapmış olduğunu ancak ödeme yapmadığını, davacının emeklilik sonrasında da davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini fakat ücretlerin düzensiz ödenmesi ve bir kısım ücretlerin hiç ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini 31.07.2023 tarihinde haklı nedenlerle feshettiğini, davacının 08.03.2023 tarihine kadar olan çalışmalarına ilişkin olarak davalı işverence tahakkuku yapılmış olmasına karşın ödenmeyen kıdem tazminatı alacağı ile takip tarihine kadar işlemiş olan faize yönelik olarak davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından itiraz edilmekle takibin … olduğunu, takibe konu edilen kıdem tazminatı alacağı ile davalı işveren tarafından 2023 Mart ayı dönem bordrosunda tahakkuk ettirilen tutarın aynı olduğu, işlemiş faizin ise mevduata uygulanan en yüksek faiz oranına göre belirlenmiş olduğunu, takiple istenen alacak tutarının davalı işverence hesaplanan tutar ile aynı olması nedeniyle icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli bulunduğunu, bu nedenle asıl alacağın en az %20’si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıya yapılan ödemelerde herhangi bir gecikme yaşanmışsa bu durumun davalı Şirkette salgın döneminde başlayan ve hâlen devam etmekte olan ekonomik sıkıntılardan kaynaklandığını, davalı Şirketin cirosunun önemli ölçüde azalmış olması ve halihazırda cirodaki azalma eğiliminin artarak devam etmekte olması sebepleriyle, davalının ayakta kalmasını teminen birçok tedbir alınması gerektiğini, bu nedenle yapılan feshin haklı olmadığını, dava konusu icra takibi incelendiğinde görüleceği üzere; davacının emekli olduğu 2023 Mart ayı dönemine kadar olan çalışma süresini ve emekli olmadan önce aldığı son ücretini esas alarak kıdem tazminatı talebi ile icra takibi başlattığını, bu hususun davacı vekili tarafından da dava dilekçesinde beyan edildiğini, bu kapsamda taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 2023 Mart ayı sonrasındaki çalışmaları hariç olmak üzere 07.03.2023 tarihinde emeklilik sebebi ile çıkışı yapılırken aldığı son ücretin dikkate alınarak inceleme yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin müvekkilinin davalı işyerinden 08.03.2023 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, davalı işveren tarafından SGK (08) Kod numarası ile işten ayrılış bildirgesinin verildiğini, 2023 Mart ayı bordrosunda kıdem tazminatı alacağının tahakkuk ettirildiğini ancak ödeme yapılmadığı bunun üzerine bordroda tahakkuk ettirilen kıdem tazminatı tutarı üzerinden en yüksek banka mevduat faizi işletilerek icra takibi başlatıldığını, takibin usul ve yasaya uygun olmasına karşın davalı işveren tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edilerek durdurulduğunu ileri sürdüğü, davalı vekilinin ise davacının emeklilik sonrasında da işyerinde çalışmasının devam ettiği, ancak hizmet süresine ilişkin davacının talebiyle bağlı kalınarak emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiği 07.03.2023 tarihine kadar olan çalışma dönemi bakımından ve 2023 yılı Mart ücreti esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, işverenin mücbir sebeplerle ödeme yapamaması sebebiyle alacağa faiz işletilmemesi gerektiğini savunduğu, SGK kayıtlarında davacının işten çıkış sebebinin 07.03.2023 tarihinde (08) Kod numarası ile "Emeklilik (yaşlılık) veya toptan ödeme nedeniyle" olarak bildirildiğinin, davalı işveren tarafından tanzim ve tahakkuk olunan davacıya ait 2023 Mart ayı bordrosunda davacının işe giriş tarihinin 20.03.2001 olarak, kıdem tazminatının net 435.850,87 TL olarak gösterildiğinin, banka kayıtlarının incelenmesinde kıdem tazminatına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamına göre; davacının kıdeme esas hizmet süresinin 20.03.2001-07.03.2023 tarihleri arasında 21… ay 18 gün ve kıdem tazminatına esas son brüt ücretinin 22.811,43 TL olduğu ancak bu tutarın dönemin kıdem tazminatı tavan ücreti olan 19.982,83 TL'yi aşması sebebiyle kıdem tazminatının tavan ücret esas alınarak hesaplanması gerektiği gözetilerek kıdem tazminatının (brüt 438.942,48 TL) net 435.610,91 TL olarak hesaplanmış olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 120. maddesi yollamasıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun (1475 sayılı Kanun) 14/11 hükmüne göre, fesih tarihinde ödenmeyen kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilmesi gerektiği, bu konuda yapılan araştırmaya bankalarca verilen cevapların yetersiz olması nedeniyle bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı kanaatine varılması nedeniyle yerleşik Yargıtay uygulamasına göre bildirilen faiz oranları fiilen uygulanmadıkça hesaplamaya esas alınamayacağı, bu nedenle Türkiye Cumhuriyet …
Bankasının resmî internet sitesinde "Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz Oranları" başlığı altındaki veriler dikkate alınarak resen yeniden yapılan hesaplama neticesinde fesih tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin 71.875,80 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça talep edilen kıdem tazminatı ve işlemiş faiz tutarlarının dosya kapsamında yapılan hesaplamadan yüksek olduğunun anlaşıldığı, asıl alacak ve takip tarihine kadar işleyen en yüksek banka mevduat faizine ilişkin alacak kalemlerinin belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi ve buna göre alacağın likit olmadığı gerekçeleriyle davacının inkar tazminatı talebi reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2023/22082 Esas sayılı dosyası ile 02.08.2023 tarihinde başlatılan icra dosyasında; dosyanın alacaklısının davacı …, borçlusunun davalı …
Sistemleri AŞ olduğu, icra takibi ile 435.850,87 TL net kıdem tazminatı, 74.584,00 TL (takip tarihine kadar) işlemiş faizi olmak üzere toplam 510.434,87 TL alacak talebinde bulunulduğu, borçlu vekili tarafından süresi içerisinde asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına, takibe itiraz edilmiş olduğu, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın iptaline ilişkin somut davanın açılmış olduğu İlk Derece Mahkemesince davacının 21… ay 18 günlük kıdeme esas hizmet süresinin bulunduğu ve iş sözleşmesinin fesih tarihinde kıdem tazminat tavan ücretinin 19.982,83 TL olduğu göz önüne alınarak brüt 438.942,48 TL (net 435.610,91 TL) kıdem tazminatı alacağı için ve Türkiye Cumhuriyet …
Bankasının resmî internet sitesinde "Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz Oranları" başlıklı sayfa altındaki veriler nazara alınarak Mahkemece yeniden yapılan hesaplama neticesinde fesih tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarı 71.875,80 TL olarak hesaplanarak takibin bu miktarlar üzerinden devamına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu, ancak her ne kadar İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş ise de emeklilik nedeni ile işten ayrılan davacının kıdem tazminatına hak kazandığının sabit olması sebebiyle davalı tarafça kıdem tazminatı bordrosunun düzenlendiği, davacının kıdem tazminatı hakkı olduğunu bilmesine rağmen borca kısmen değilde tümden itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle tirazın iptali ile asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.
Ücretlerin geç ve düzensiz ödenmesi yahut hiç ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini 31.07.2023 tarihinde haklı nedenle feshetmiş olduğunu iddia eden davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığını, zira davalı Şirket nezdindeki çalışmalarının karşılığının eksiksiz ve tam olarak ödenmiş olduğunu, kabul edildiği anlamına gelmemekle birlikte davacıya yapılan ödemelerde herhangi bir gecikme yaşanmışsa bu durumun davalı şirkette salgın döneminde başlayan ve hâlen devam etmekte olan ekonomik sıkıntılardan kaynaklandığını, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığını,
2.
Davacının davalı nezdinde 01.08.2006 tarihinde çalışmaya başlamış olduğunu, buna karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının işe başlangıç tarihinin 20.03.2001 olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmasının ve İlk Derece Mahkemesinin itirazları dikkate almaksızın bu rapora göre karar vermesinin hatalı olduğunu,
3.
Yargıtay içtihatları uyarınca mücbir bir sebep olmaksızın gününde yapılmayan ödemeler için en yüksek faiz oranının uygulanmakta olduğunu, oysa somut olayda salgından kaynaklı mücbir nedene dayalı olarak ödeme yapılmadığından faize hükmedilmemesi gerektiğini,
4.
Takip konusu alacakların belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceğini, davacının çalışma süresi yönünden ihtilaf bulunduğunu, fillen uygulanan en yüksek faiz oranının tespitinin İlk Derece Mahkemesince araştırma yapılmasını gerektirmesi sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının takibe konu kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, alacağın likit olup olmadığı ve buna bağlı olarak davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği ve işlemiş faiz alacağının belirlenmesinde uygulanan faizin oranı ve hesaplama yöntemi hususlarındadır.
1.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.
4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi yollamasıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı Kanun’un 14/11 hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kanunda, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verildiğinden, söz konusu faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı Mahkemece kendiliğinden denetlenmelidir.
Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda kıdem tazminatı alacağı için uygulanması gereken faiz, temerrüdün gerçekleştiği iş sözleşmesinin fesih tarihindeki bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Aynı alacak için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi tarafından, takip talebinde yer alan kıdem tazminatına işlemiş faiz bakımından iş sözleşmesinin fesih tarihinden takip tarihine kadar aylık değişen oranlara göre yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca dosya içeriğine göre; davacı tarafından bildirilen kamu ve özel bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda yıllık yerine ay bazında vadeli mevduat bakımından uygulanan faiz oranlarının gönderildiği görülmekle itirazın iptali davasına konu kıdem tazminatına işlemiş olan faiz miktarının hesaplanmasına esas alınması gereken bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarının taleple bağlılık ilkesine uygun olarak araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacı tarafın bildirmiş olduğu bankalardan iş sözleşmesinin fesih tarihinde bir yıllık mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve sonucuna göre takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının hesaplattırılmasıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.