Yargıtay Kararları

Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tanık Beyanları: 9. Hukuk Dairesi 2025/7396 K.

Bu yazıda kira sözleşmesinin feshi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/4651
  • Karar No: 2025/7396
  • Karar Tarihi: 06.10.2025

Uyuşmazlığın Özeti

iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere gör

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

şmazlık, davacının ücret miktarı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Kararın Sonucu

emyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar ver

Uygulamadaki Önemi

Karar, kira sözleşmesinin feshi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi         2025/4651 E.  ,  2025/7396 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

41. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2154 E., 2025/294

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu

14. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/406 E., 2021/387

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette çalıştığını, işveren tarafından üç öğün yemek ile kalacak yerin temin edildiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş bitimi nedeniyle feshedildiğini, ancak davacıya zorla istifa ve ibraname imzalatıldığını ileri sürerek ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel ücreti ile yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, ücretinin bordrolardaki ücret olduğunu, davacının tüm çalışmalarına ilişkin olarak iş sözleşmesinin istifa ile sonuçlandığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davalı Şirkette fazla çalışma olmadığını, istisnai durumlarda olduğunda karşılığının ödendiğini, pazar günleri ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, izinlerinin kullandırıldığını, davacının hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin alacağı hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı işyeri, yaptığı işin niteliği ve yaşı dikkate alınarak aylık son ücret olarak net 1.500,00 USD ücret aldığı, dosya içerisine ibraz edilen bir istifa metninde davacının iş bitimi sebebiyle çıkış işlemlerinin yapılmasını beyan ettiği, Mahkemede görülmekte olan seri dava dosyaları da değerlendirildiğinde davacı işçilerce yapılan toplu bir istifanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanık beyanlarında da davacının iddiasının doğrulandığının görüldüğü, davalı tarafından sunulan deliller itibarıyla feshin haklı nedenle yapıldığı hususunda davalı tarafça ispat yükünün gereğinin yerine getirilemediği, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanları ile ispat ettiği, yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının …'da kalıp ustası olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sonlandırıldığını beyan ettiği, davalının ise davacının istifa ederek ayrıldığını savunduğu, dosyaya sunulan 04.11.2014 tarihli dilekçede "04.11.2014'de iş bitimi olarak çıkış işlemlerinin yapılmasını beyan ederim" şeklinde düzenlendiği görülmekle, belgedeki beyanın istifa iradesi taşımadığı, tanık beyanlarının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sonlandırıldığı yönünde olduğu, dosya kapsamı ve emsal dosyalar birlikte değerlendirildiğinde davacının gerçek iradesinin istifa olmadığı, Mahkemenin kıdem, ihbar tazminatının kabulü kararında ve ücretin tespitinde isabetsizlik bulunmadığı, dosyaya sunulan bordrolar incelendiğinde, 2019/Eylül bordrosunun incelenmesinde, bordrolarda yatay ve dikey olarak bazı ücretlerin toplamının alındığı, buna göre bir yandan ücrete, avans ve kesinti toplamı eklenerek 1.378,82 USD net ücrete denkleştirildiği, diğer yandan ise fazla çalışma, pazar çalışması toplamı olarak ücrete ilave edilmesiyle 1.784,98 USD ücretin bulunduğu, bu durumda ücretin ne kadar olduğunun bordrodan anlaşılamadığı, bordrolar gerçek ücreti göstermediğinden bordrolara itibar edilemeyeceği gerekçeleriyle davacının ücreti net 1.500,00 USD kabul edilerek taraf vekillerinin başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde:

1.

Davacının ücretinin 1.350,00 TL olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığı,

2.

Sunulan ücret bordrolarınındaki tahakkukların davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarından mahsup edilmemesinin hatalı olduğu,

3.

Davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı alacağının reddi gerektiğini,

4.

Davacı tanıklarının davacı ile çalışma süresinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının ücret miktarı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir.

1.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiîlen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususların imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesini ortaya çıkarması durumunda, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve gerekirse işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiîlen yaptığı iş bildirilerek ilgili meslek odaları, işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı, aylık ücretinin net 1.500,00 USD olduğunu iddia etmiş, davalı ise ücretin bordrolarda gözüken miktar kadar olduğunu savunmuştur.

Dinlenen davacı tanıklarından … davacının 1.200,00 USD ücret aldığını, … davacının 1.800,00 USD aldığını, … ise saat ücretinin 5.00 USD olduğunu, davacının aylık 1.710,00 USD karşılığı çalıştığını ve bir kısım ücretlerin elden ödendiğini beyan etmiştir.

Mahkemece tanık olarak dinlenen …'nin iş sözleşmesi 2013 yılında feshedilmiş olup ücretinin 900,00 USD olduğu Dairemizin 2022/10799 Esas sayılı dosyasında verilen kararla kesinleşmiştir.

Davacı tanığı …'nin iş sözleşmesi de 2013 yılında feshedilmiş olup Dairemizin 2021/1314 Esas sayılı dosyasına göre bu tanığın ücretinin 900,000 USD olduğu sabittir.

İş sözleşmesi 2014 yılında feshedilen davacı tanığı …'nin ücretinin 1.125,00 USD olduğu hususu da Dairemizin 2024/5600 Esas sayılı dosyasında kesinleşmiştir.

Dinlenen davacı tanıklarının davacı ile aynı işyerinde aynı işi yaptıkları ve davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinin de 2014 olduğu dikkate alındığında, davacının ücretinin 1.125,00 USD olduğunun kabulü ile dava konusu alacaklarının bu miktar üzerinden yeninden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.

Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir.

Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir.

Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir.

İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır.

Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir.

Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır.

Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.

Aynı ispat kuralları hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için de geçerlidir.

Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir.

Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez.

Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır.

Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir.

Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez.

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir.

Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti adı altındaki ödemelerin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.

Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince; "…

2019/Eylül bordrosunun incelenmesinde, bordrolarda yatay ve dikey olarak bazı ücretlerin toplamının alındığı, buna göre, bir yandan ücrete, avans ve kesinti toplamı eklenerek 1.378,82 USD net ücrete denkleştirildiği, diğer yandan ise fazla çalışma, pazar çalışması toplamı olarak ücrete ilave edilmesiyle 1.784,98 USD ücretin bulunduğu, bu durumda ücretin ne kadar olduğunun bordrodan anlaşılamadığı, bordrolar gerçek ücreti göstermediğinden bordrolara itibar edilemeyeceği" gerekçesi ile davacıya yapılan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ödemelerinin mahsup edilmemesi gerektiği kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.

Şöyle ki; dosyaya sunulan ücret bordrolarının incelenmesinde; ücret bordrolarının imzalı olduğu ancak davacı tarafından bordrolara ihtirazı kayıt konulmadığı, davacının saat ücretinin 4.00 USD olarak düzenlediği, her ay değişen miktarda fazla çalışma ve hafta tatili tahakkukları yapıldığı ve davacının eline geçen miktarın her ay değiştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda sunulan ücret bordrolarının hileli olduğunun kabulü mümkün değildir.

Ancak bordrolardaki ücretin davacının gerçek ücretini yansıtmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacı bordrolarda görünenden daha fazla çalışma yaptığını ve hafta tatillerinde çalıştığını yazılı belge ile ispatlamalıdır.

Dosya kapsamında bu husus davacı tarafından ispat edilebilmiş değildir.

Bu bağlamda bordrodaki fazla çalışma ve hafta tatili süresinin karşılığı olan fazla çalışma ve hafta tatili ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanmalı ve bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilmelidir.

Yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu