Yargıtay Kararları

Kira Bedelinin İspatında Delil Değerlendirmesi: 7. Hukuk Dairesi 2025/2606 K.

Bu yazıda i̇htiyaç nedeniyle tahliye konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.

Karar Bilgileri

  • Daire: 7. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2024/4294
  • Karar No: 2025/2606
  • Karar Tarihi: 14.05.2025

Uyuşmazlığın Özeti

iye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Uyuşmazlık, şahsi hakka dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıkl

Kararın Sonucu

ebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyl

Uygulamadaki Önemi

Karar, i̇htiyaç nedeniyle tahliye bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.

Kararın Tam Metni

7. Hukuk Dairesi         2024/4294 E.  ,  2025/2606 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi

1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1042 E., 2024/1610

K. İLK DERECE

MAHKEMESİ: Aksaray

5. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2023/98 E., 2024/71

K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 08.06.2017 tarihli kira sözleşmesi yapıldığını, kira sözleşmesi, mevcudiyetini ve hukuki niteliğini koruduğu hâlde davalı tarafından 09.01.2023 tarihinde çilingir marifetiyle taşınmaza müvekkilinin rızası dışında haksız olarak girilerek davalının dava konu taşınmazda yaşamaya başladığını belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu dairenin davacının mülkiyetinde ve zilyetliğinde olmadığını, davacının dilekçede belirttiği gibi evde eşyalarının bulunmadığını, müvekkilinin eski eşinin oğlu ile yaptığı kira sözleşmesinden haberi olmadığını, açılan dava ile haberdar olduğunu, ortada bir kira sözleşmesi varsa bile bu güne kadar herhangi bir kira bedeli de ödenmediğini, tarafların baba oğul olsa da 2017 yılı ve öncesi dâhil aralarında husumet bulunduğunu, bu nedenle aralarında kira sözleşmesi yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların baba oğul olup taşınmaz mülkiyetinin davalıya ait olduğu ancak taşınmazda 30.06.2017 tarihinden itibaren davacının ikamet ettiği, 09.01.2023 tarihinde davalının bu evde ikamet ederek davacının kullanımına son verdiği, davacının evde oturmasını 08.06.2017 tarihli kira sözleşmesine dayandırdığı, bu tarihte ev sahibi adına sözleşmeyi davacının annesi ve davalının boşanma aşamasındaki eski eşi …'nin düzenlediği, davalının gerçek iradesinin kira sözleşmesi yapmak olmadığı, kira sözleşmesi yapmak için boşanma aşamasındaki eşine vekâletname vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının davacı oğluna ücretsiz oturması için izin verdiği, davacı tarafından da herhangi bir kira bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı, kira sözleşmesinin dairenin aboneliklerinin açtırılması için kağıt üzerinde düzenlendiği, davacının boşanarak eşinin eşyalarını götürmesi üzerine kendisi de başka yerde oturan davalının kendi evine geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının eski eşi …'e verilen vekâlet hukuku kapsamında değerlendirildiğinde sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu olup vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu, vekilin vekâlet verenin açık talimatlarını alıp ona uygun hareket etmesi gerektiği, davacı yanın kira ilişkisine dayanabilmesi için dosya arasına sunulan kira sözleşmesine davalının rıza gösterdiğini hukuken geçerli bir delil ile ispat etmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın maliki davalı olup dava dışı … davalıya ait dava konusu evi 08.06.2017 tarihinde davacı oğlu ile kira sözleşmesi yaptığı, …

04.01.2017 tarihinde davalı hakkında boşanma davası açtığı ve kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte vekil ile vekâlet veren davalı arasında boşanma davasının devam ettiği, taraflar arasında bulunan Aksaray

1.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/1348 Esas sayılı dosyada vekil … tanık olarak beyanında davalıya ait olan taşınmazı davalının haberi olmadan kiraya verdiğini, kendisinin paraya ihtiyacı olduğu için oğluna kiraya verdiğini beyan ettiği, işbu dosyada tanık olarak dinlenen … beyanında davacının taşınmaz karşılığında annesi …'ye para ödediği, davalı babaya, davacının kira olarak ödeme yaptığına şahit olmadığını beyan ettiği, dolayısıyla davalının vekili olan ve kira sözleşmesi yapan dava dışı … vekâlet verenin açık talimatlarını alıp ona uygun hareket etmediği, sadakat ve özen yükümünü ihlal ederek görevini kötüye kullandığı ve bu durumu davacının tarafların oğlu olması ile durumu bilen kişi olduğu, söz konusu kira sözleşmesinin hükme esas alınmaması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından …'e taşınmazı dilediği gerçek ve tüzel kişilere, dilediği şekil ve şartlarda kira sözleşmesi düzenlemeye, kira bedellerini alma hususunda vermiş olduğu vekâletname ile müvekkili ile … arasında kanuna ve emredici hükümlere uygun olarak geçerli bir kira sözleşmesi yapıldığını, davalının haksız işgal tarihine kadar müvekkiline bahse konu taşınmazda kesintisiz ve sürekli olarak tasarrufta bulunduğunu, kira bedellerini kira sözleşmesinin tarafı olan …'e verdiğini, davalının, taşınmazları kiraya verme ve kira bedellerini ödeme konusunda vermiş olduğu vekâletname ile vekilin yapmış olduğu işlemler ile bağlı olduğunun ortada olduğunu, davalının, müvekkilinin evde kiracı olarak oturduğunu bildiğini, 7 yıl boyunca müvekkilinin tahliyesini sağlamak açısından hiçbir yasal işlemde bulunmadığını, davalının Fransa’dan kesin dönüş yaptıktan sonra müvekkilini evden çıkarmak düşüncesi ile tamamen kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin evde olmadığı bir anı kollayarak çilingir vasıtasıyla eve girdiğini, müvekkilinin eşyalarını dışarı attığını, eve kendisinin yerleştiğini, davalının, Asliye Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu beyanda da taşınmaza çilingir vasıtasıyla girdiğini kabul ettiğini, söz konusu eylem neticesinde davalı tarafça gerçekleştirilen bu eylemlerin müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili açısından imzalamış olduğu kira sözleşmesinden doğan haklarının korunması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, şahsi hakka dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Av. Gökhan Yağmur

Avukat Gökhan Yağmur, bireylerin ve şirketlerin hukuki sorunlarına çözüm üretmek amacıyla faaliyet gösteren, dinamik ve deneyimli bir hukukçudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Av. Gökhan Yağmur, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku ve gayrimenkul hukuku alanlarında geniş bir dava pratiğine sahiptir. Mesleki kariyerine başladığı günden bu yana müvekkillerinin hak ve menfaatlerini titizlikle korumayı ilke edinen Gökhan Yağmur, her dosyaya özel stratejik bir bakış açısıyla yaklaşır. Gerek dava takibi gerekse danışmanlık hizmetlerinde şeffaflık, ulaşılabilirlik ve çözüm odaklılık esas alınır. Küçükçekmece’de bulunan hukuk bürosunda hem yerli hem de yabancı müvekkillere hizmet sunan Av. Gökhan Yağmur, hukuki sürecin her aşamasında müvekkillerine etkin destek sağlar. Güncel mevzuatı ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her zaman en doğru, en etkili hukuki yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Av. Gökhan Yağmur, sadece bir dava avukatı değil; aynı zamanda müvekkilleriyle uzun soluklu güven ilişkileri kuran bir hukuk danışmanıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu