Mal Rejiminin Tasfiyesinde Alacak Hesabı ve Manevi Tazminat: 3. Hukuk Dairesi 2025/2970 K.
Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 3. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2024/1275
- Karar No: 2025/2970
- Karar Tarihi: 22.05.2025
Uyuşmazlığın Özeti
mazlıkta; davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davası para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
adığını, davacının avukat olarak görevini yerine getirdiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklı vekalet ücretinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davası para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225.
Kararın Sonucu
beplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
3. Hukuk Dairesi 2024/1275 E. , 2025/2970 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
19. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1116 E., 2024/204
K. İLK DERECE
MAHKEMESİ: Bakırköy
2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2017/560 E., 2020/876
K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirtilen tarihte gelen davacı vekili Avukat …'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi gereğince görüşmenin 22.05.2025 tarihine bırakılması uygun görülerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin 17.11.2014 tarihli vekaletname ile davalının vekili olarak maddi ve manevi tazminat istemli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi talepli davayı açtığını, eşlerin anlaşması sonucu 04.12.2015 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiğini, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre maktu ve her hal ve şartta peşin 25.000,00 TL ve ayrıca hükmedilecek mal rejimi tasfiyesi alacağı ve boşanma davasında tazminat olarak alınan bedelin, yani davalının elde edeceği maddi menfaatin de %10'unun vekalet ücreti olarak kararlaştırıldığını, davalının peyderpey 25.000,00 TL'yi ödediğini, toplam 300.000,00 TL maddi ve manevi tazminat ile 12 adet gayrimenkul ile 1 adet araç bedeli üzerinden %10'luk vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, alacak miktarının kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Bakırköy
11.
Aile Mahkemesi Hakimliğinin 2015/73 Esas 2015 /924 Karar sayılı dosyasındaki avukatlık görevinden kaynaklanan şimdilik 50.000,00 TL vekalet ücretinin, dayanak olan kararın kesinleşmesinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında ücret sözleşmesi yapılmadığını, ilk duruşmadan sonra asillerin anlaşmasıyla boşanmanın gerçekleştiğini, davacı avukatın boşanma davasıyla birlikte mal rejimi tasfiyesine ilişkin açıklama ve beyanda bulunduğu, ancak böyle bir davanın ayrı açılması gerektiğinden usulüne uygun açılmış bir mal tasfiyesi davası bulunmadığını, anlaşma gereği 25.000,00 TL vekalet ücretinin de ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi mevcut değil ise de her iki tarafın beyanlarından taraflar arasında kurulan vekalet akdi karşılığında davalı yanca davacıya 25.000,00 TL ödeme yapıldığı, her ne kadar ikame edilen boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi de talep edilmiş ise de mahkemesince mal rejiminin tasfiyesi konusunda bir hüküm kurulmamış olması, taraflar arasında davalı yanca elde edilecek menfaatin değeri üzerinden nispi oranda vekalet ücretinin davacıya ödeneceği yönünde bir anlaşma tespit edilememesi, anlaşmanın varlığının kabulü halinde dahi elde edilen bir menfaatin olup olmadığının bilinmemesi, menfaatin parasal karşılığının da belli olmaması nedeniyle davacının davalıdan talep edebileceği vekalet ücreti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin mevcut olmadığı, yine takip edilen dosyadan kaynaklı 25.000,00 TL ödeme yapıldığının tarafların kabulünde olduğu, davacı taraf her ne kadar mal rejiminin tasfiyesinin de talep edildiğini, protokolde bu konuda davalının kazanımlarının bulunduğu dolayısıyla bu kazanımlar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de taraflar arasında bu yönde bir anlaşmanın bulunduğu davacı tarafça ispatlanamadığı gibi boşanma protokolü ile uzlaşılan hususların davalı yönünden maddi kazanım olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığı, zira anlaşmalı boşanmadaki protokol tespit mahiyetinde olup mal rejiminin tasfiyesi anlamına gelmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. TEMYİZ
Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı tarafın avukatı olarak 1.000.000 TL üzerinden harç yatırılarak açmış olduğu ve nisbi vekalet ücretine tabi olan ve boşanmanın feri niteliğinde olmayan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın mevcut olduğunu, karşı tarafın mallarına Mahkemece tedbir konulduğunu, Mahkemece yapılan protokolün sulh sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, bu sulh protokolünde mal rejiminin tasfiyesi alacağı kapsamında diye açık açık yazılarak farklı kıymetlerde toplam 12 gayrimenkul ile bir araç mülkiyetinin davalıya devrine karar verildiğini ve karardan sonra protokolde adı geçen tüm gayrimenkul ve menkullerin davalı adına kayıt ve tescil edildiğini, karar da her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı belirtilerek gerekçe yaratılmış ise de taraflar arasında davalının kabullerinin de olduğu bir çok yazışma olup bunların değerlendirmesinin yapılmadığını, davacının avukat olarak görevini yerine getirdiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklı vekalet ücretinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davası para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacaktır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerekmesi, yani şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel hale gelmesi gerekmektedir.
Mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulunun olması, mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılması, tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilecektir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, davacı tarafından yürütülen mal rejiminin tasfiyesi davasının boşanma davasıyla birlikte açıldığı ve Mahkemece tefrik kararı verilse bile boşanma davasının sonunucun beklenmesi gerektiği, davacının ön koşulun oluşmadığı mal rejiminin tasfiyesi davası için davalıdan ancak maktu vekalet ücreti talep edebileceği, anlaşma protokolü ile davalıya kalan malların değeri üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılamayacağı ve davacıya ödenen 25.000,00 TL de dikkate alındığında, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.