Velayet Düzenlemesinde Çocuğun Üstün Yararı ve Ortak Çocukların Durumu: 2. Hukuk Dairesi 2026/1859 K.
Bu yazıda boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi konusuna ilişkin bir Yargıtay kararı kısa notlar halinde incelenmektedir.
Karar Bilgileri
- Daire: 2. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/9223
- Karar No: 2026/1859
- Karar Tarihi: 18.02.2026
Uyuşmazlığın Özeti
işisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; TMK m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
anne tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmiş ise de; annenin çocuk ile baba arasında yeterli düzeyde kişisel ilişki kurulmasına yönelik dava açmasında hukuki yararının her zaman var olduğu kabul edilmelidir. Dosyanın tetkikinden, boşanma dosyasında velayeti anneye verilen ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin süresi ve şekli, çocuğun yaşı dikkate alındığında, babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun fikri ve sosyal gelişimi için de yetersizdir. O halde Mahkemece baba ile çocuk arasında yeterli ve daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile davacı -davalı anne tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. KARA
Kararın Sonucu
lanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının reddedilen asıl dava yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy b
Uygulamadaki Önemi
Karar, boşanma davasında yargıtay değerlendirmesi bakımından tarafların iddia, savunma ve ispat yükünü somut olay üzerinden değerlendirmesi nedeniyle uygulamada dikkate alınabilecek niteliktedir.
Kararın Tam Metni
2. Hukuk Dairesi 2025/9223 E. , 2026/1859 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi
11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1646 E., 2025/784
K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı anne vekili tarafından kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebini içerir asıl davasının reddi kararı yönünden temyiz edilmekle, kesinlik, süre , temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
Davacı-davalı anne tarafından dava dilekçesinde tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, ortak çocuk …'ın velayetinin anneye verildiğini, çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulurken hafta sonu yatılı ilişki kurulmadığını, sadece yaz tatillerinde ve sömestr tatillerinde yatılı ilişki kurulduğunu, ayrıca okulların sonbahar ve ilkbahar dönemlerindeki ara tatilleri ile ilgili de bir düzenleme yapılmadığını, bu dönemlerde de bir haftanın 3 günü baba yanında kalacak şekilde baba ile kişisel ilişki düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı -davacı baba tarafından ise velayetin kendisine verilmesi ve iştirak nafakasına hükmedilmesi isteği ile karşı dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince anne tarafından açılan davanın kabulüne, baba tarafından açılan karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmün davalı -davacı baba tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadının davalı erkek lehine kişisel ilişkinin genişletilerek değiştirilmesi davası özü itibari ile aynı zamanda kişisel ilişkinin kendi aleyhine kısıtlanması niteliğinde olduğu ve dava açıldığı tarih itibari ile davalı erkeğin bu yönde bir talebi de bulunmadığı, bu yönden taraflar arasında yargılama gerektiren hukuki bir uyuşmazlık bulunmadığından ilk derece mahkemesince asıl davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı belirtilerek erkeğin velayetin değiştirilmesine ilişkin karşı davasına yönelik istinaf talebinin esastan reddine, kabul edilen asıl davaya yönelik istinaf talebinin ise kabulü ile ilk derece mahkemesinin buna ilişkin hükmünün yargılama giderleri ile birlikte kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile kadın tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı -davalı anne vekili tarafından reddedilen asıl davası yönünden temyiz edilmiştir.
Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; TMK m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Kişisel ilişki kurulmasındaki amaç, analık ve babalık duygularının tatmini yanında çocuğun psikolojik ve sosyal gelişiminin sağlanmasıdır. Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yüksek yararı, yaşı ve anne ve babalık duygusunun tatmini ve infaz edilebilir nitelikte olması hususları birlikte değerlendirilerek çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında ana ve/veya babalık duygularını tatmin de önemlidir. Çocuk ile babası arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde güven duygusunun oluşamayacağı açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar yazılı gerekçe ile anne tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmiş ise de; annenin çocuk ile baba arasında yeterli düzeyde kişisel ilişki kurulmasına yönelik dava açmasında hukuki yararının her zaman var olduğu kabul edilmelidir. Dosyanın tetkikinden, boşanma dosyasında velayeti anneye verilen ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin süresi ve şekli, çocuğun yaşı dikkate alındığında, babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun fikri ve sosyal gelişimi için de yetersizdir. O halde Mahkemece baba ile çocuk arasında yeterli ve daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile davacı -davalı anne tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının reddedilen asıl dava yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki danışmanlık alınmalıdır.