İftira Suçu Nedir? TCK 267’ye Göre Unsurları, Cezası ve Örneklerle Açıklama
İftira suçu, TCK 267’ye göre bir kişiye haksız yere suç isnat edilmesidir. Bu makalede iftira suçunun tanımı, unsurları, cezaları ve Yargıtay uygulamaları detaylı şekilde açıklanmıştır.
İftira Suçunun Tanımı
İftira suçu, bir kişiye, hakkında savcılık soruşturması başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla, hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesiyle oluşur (TCK m.267). Başka bir ifadeyle, fail gerçekte masum olduğunu bildiği bir kişiye haksız yere suç atmaktadır. Bu nedenle, mağdurun hukuka aykırı bir eylemde bulunmadığını bildiği hâlde ona suç isnat edilmesi, iftira suçunun en temel unsurunu oluşturur.
İftira suçunda, isnat edilen fiil somut ve belirli olmalıdır. Mağdura belirsiz veya soyut bir fiil yüklenmişse, iftira suçunun unsurları oluşmaz. Bu yönüyle, iftira suçu, yalnızca belirli bir fiilin bilinçli şekilde yüklenmesi hâlinde tamamlanmış kabul edilir.
Başkasının Kimlik Bilgilerini Kullanma Yoluyla İftira
TCK’nın 268. maddesi uyarınca, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanarak hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemeye çalışan kişiler de iftira suçunun cezai hükümlerine tabi tutulur. Bu durumda fail, kendisine yöneltilen suçlamalardan kaçmak için başka bir kişiye ait kimliği kullanmakta ve dolaylı olarak o kişiye iftira atmaktadır.
Uygulamada bu suç türü, çoğunlukla bir kimsenin sahte kimlik belgesi (nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport vb.) ibraz etmesi yoluyla işlenmektedir. Fail, bu davranışıyla gerçeğe aykırı beyan vererek hem kendisini korumakta hem de başkasını suçlu duruma düşürmektedir.
Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme
Kısa Özet:
İftira suçu, şikayete bağlı olmayan, kamu adına re’sen soruşturulan bir suçtur. Zamanaşımı süresi sekiz yıldır ve uzlaşma kapsamında değildir. Yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yapılır.
Şikayete Bağlı Olmayan Bir Suç
İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nda şikayete tabi olmayan suçlar arasında yer alır. Bu suçta mağdur sadece iftira atılan kişi değildir; aynı zamanda iftira nedeniyle harekete geçen savcılık makamı veya idari otorite de kamu düzeninin zarar görmesi bakımından dolaylı mağdur konumundadır. Bu nedenle iftira suçu işlendiğinde, Cumhuriyet savcılığı, suçun işlendiğini öğrendiği anda herhangi bir şikayet beklemeksizin re’sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür.
Mağdurun şikayet hakkı her zaman saklı olmakla birlikte, iftira suçunun soruşturulması için şikayet koşulu aranmaz. Yani, savcılık olayı öğrendiği anda doğrudan harekete geçebilir.
Dava Zamanaşımı Süresi
İftira suçunun dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Savcılık makamı bu süre içinde soruşturma başlatmazsa, devletin cezalandırma hakkı düşer ve suç artık soruşturulamaz hâle gelir.
Bu nedenle, iftira suçu ile ilgili herhangi bir şikayet olmasa dahi, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıl geçtikten sonra, yeni bir soruşturma başlatılması hukuken mümkün değildir.
Uzlaşma Kapsamı
İftira suçu, uzlaşma kurumunun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Uzlaşma, fail ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşarak uyuşmazlığı çözmesidir; ancak kanun koyucu, iftira suçunu kamu düzenine etkisi ve mağdur üzerindeki ciddi itibarsızlaştırıcı niteliği nedeniyle uzlaşmaya elverişli suçlar arasında saymamıştır.
Dolayısıyla, iftira suçu işlendiğinde fail ile mağdurun anlaşmaya varması hâlinde dahi, soruşturma ve kovuşturma süreçleri devam eder.
Görevli Mahkeme
İftira suçuna ilişkin yargılamalar, asliye ceza mahkemesi tarafından yapılır.
Bu mahkemeler, hem basit hem de nitelikli iftira fiillerine ilişkin davalarda görevli olup, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve hüküm verilmesi işlemlerini yürütür.
İftira Suçu Şartları ve Unsurları (TCK 267)
Kısa Özet:
İftira suçu, ani hareketli ve şekli bir suçtur. Suçun tamamlanması için bir zararın doğması gerekmez; failin, mağdurun işlemediğini bildiği bir fiili ona isnat etmesi yeterlidir.
İftira Suçunun Hukukî Niteliği
Türk Ceza Kanunu’na göre iftira suçu, ani hareketli ve şekli bir suç tipidir. Bu yönüyle, bir zararın fiilen ortaya çıkması aranmaz; yalnızca mağdurun işlemediği bir fiilin ona isnat edilmesi suçun tamamlanması için yeterlidir.
İftira suçu aynı zamanda bir tehlike suçu niteliği taşır. Çünkü suçun işlenmesiyle birlikte, mağdurun haksız yere soruşturma veya yaptırım tehdidi altında kalma olasılığı doğmaktadır.
Başka bir ifadeyle, iftira suçunun meydana gelmesi için, mağdurun isnat edilen fiil nedeniyle zarara uğraması gerekmez; hukuka aykırı fiilin isnadı başlı başına cezalandırılabilir bir eylemdir.
İftira Suçunun Oluşum Koşulları
İftira suçunun oluşması için aranan temel koşullar şunlardır:
- Mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat edilmelidir.
Fail, mağdurun işlemediğini bildiği bir fiili ona yüklemelidir. Buradaki fiil, somut, belirli ve cezai yaptırıma konu olabilecek bir eylem olmalıdır. - Fail, mağdurun fiili işlemediğini bilmelidir.
Failin kastı, mağdurun suçsuz olduğunu bilmesine rağmen onu suçlu göstermeye yöneliktir. - İsnat edilen fiilin gerçek dışı olması gerekir.
İftira suçu, ancak isnadın objektif olarak doğru olmaması hâlinde meydana gelir. İsnadın doğruluğu kanıtlanmışsa, iftira suçu oluşmaz.
Somut Örnek
Örneğin, failin “Ahmet, Bakırköy’deki X mağazasında hırsızlık yaptı” diyerek gerçekte suçsuz olan bir kişiyi savcılığa şikayet etmesi durumunda, iftira suçu işlenmiş olur.
Burada mağdurun gerçekten bir hırsızlık yapmamış olması, failin bu durumu bilmesine rağmen suçu isnat etmesi, suçun tamamlanması için yeterlidir.
Kamu Makamlarını Harekete Geçirme Unsuru
İftira suçunun oluşması için, kamu makamlarının fiilen harekete geçmesi gerekmez.
Yeterli olan, isnat edilen fiilin niteliği itibarıyla soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasına elverişli olmasıdır.
Örneğin, Y şahsının, gerçekte öyle olmadığını bildiği hâlde, komşusu X’in bir arsaya moloz döktüğünü iddia ederek belediyeye şikayette bulunması durumunda; belediye ceza uygulamasa bile, fiil idari yaptırıma elverişli olduğundan Y şahsı iftira suçunu işlemiş olur.
Dolayısıyla, suçun tamamlanması için kamu makamlarının fiilen bir karar alması veya yaptırım uygulaması gerekmez; elverişlilik yeterli kabul edilir.
İftira Suçu ve Suçun Tamamlanma Anı
Kısa Özet:
İftira suçu, şekli bir suç olup neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Suç, hukuka aykırı isnadın kamu makamlarınca öğrenilmesiyle tamamlanır. Bu noktadan sonra fail hakkında soruşturma başlatılabilir.
Şekli Suç Niteliği
İftira suçu, sonuçtan ziyade eylemin gerçekleşmesine bağlı bir suç tipidir. Yani, mağdura isnat edilen fiil sebebiyle gerçekten bir soruşturma veya idari işlem başlatılmış olmasa bile, iftira suçunun unsurları tamamlanabilir.
Suçun tehlike suçu niteliği taşıması, iftira fiilinin yalnızca mağduru değil, aynı zamanda kamu düzenini de tehdit eden bir davranış olarak kabul edilmesine neden olur.
Dolayısıyla, iftira suçu yalnızca bir eylemin gerçekleşmesiyle tamamlanır; doğrudan sonuç doğması şart değildir.
Suçun Tamamlanma Zamanı
İftira suçunun tamamlanma anı, hukuka aykırı isnadın yetkili kamu makamları tarafından öğrenilmesi ile gerçekleşir.
Failin isnadı, savcılığa, polis veya jandarma gibi soruşturma yetkisi bulunan bir makama ulaştığında, artık suç oluşmuştur. Bu noktadan sonra failin kastı ile eylem arasında illiyet bağı kurulabilir ve ceza sorumluluğu doğar.
Bu durum, iftira suçunun oluşumu için ek bir işlem yapılmasına gerek olmadığı anlamına gelir. Kamu makamlarının soruşturma açıp açmaması, iftira suçunun tamamlanması açısından bir fark yaratmaz.
Uygulama Örneği
Örneğin, bir kişinin, komşusunun uyuşturucu ticareti yaptığını iddia ederek karakola dilekçe vermesi hâlinde, polis bu iddiayı henüz araştırmamış olsa bile, suçun unsurları tamamlanmış olur. Çünkü, hukuka aykırı isnadın yetkili mercilere ulaşması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Bu nedenle, iftira suçunun oluşması açısından, failin beyanının soruşturma süreci başlatacak güçte olması yeterli kabul edilir; sürecin gerçekten başlatılıp başlatılmaması suçun varlığını etkilemez.
İftira Suçu Özel Kast ile İşlenebilen Bir Suçtur
Kısa Özet:
İftira suçu, özel kastla işlenebilen bir suçtur. Fail, mağdurun hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat etmelidir. Hukuka uygunluk nedeni zannedilerek yapılan şikayetler ise suç oluşturmaz.
Özel Kastın Önemi
İftira suçu, genel kastla değil, özel kastla işlenebilen bir suç tipidir. Failin amacı, mağdurun bir soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırıma maruz kalmasını sağlamaktır.
Bu nedenle, failin yalnızca isnatta bulunması yeterli değildir; ayrıca bu isnadın mağduru cezai veya idari bir sonuçla karşı karşıya bırakmak amacıyla yapılmış olması gerekir.
Yani, failin zihninde “bu kişi hakkında işlem yapılsın” yönünde bir irade bulunmalıdır. Bu özel amaç bulunmadığı sürece, iftira suçunun manevi unsuru oluşmaz.
Hukuka Uygunluk Nedeni ve Hata Hali
Bazen kişiler, hukuka aykırı bir fiilin işlendiğini zannederek şikayette bulunabilirler. Bu durumda, failin kastı, yani bilerek ve isteyerek iftira atma iradesi bulunmadığından, iftira suçu oluşmaz.
Örneğin, bir kişi gece kaldırım taşlarını sökerken görüldüğünde, olayı gören komşu bu kişinin “mala zarar verme suçu” işlediğini düşünerek şikayetçi olabilir. Ancak sonradan anlaşılır ki, o kişi belediyede çalışan bir taşeron işçidir ve yaptığı iş görev icabıdır. Bu durumda şikayette bulunan kişi, yanılgı sonucu harekete geçtiğinden iftira suçu işlemiş sayılmaz.
Burada fiilin hukuka uygunluk nedeni (örneğin, kamu hizmeti kapsamında yapılan bir işlem) bulunduğu için failin kastı ortadan kalkar. Failin olay hakkında yaptığı değerlendirme hatası, suçun manevi unsurunu bertaraf eder.
Özel Kastın Yokluğu
Failin kastı, yalnızca bir olayı açıklamak veya kişisel kanaatini bildirmek şeklindeyse ve cezai bir işlem başlatma amacı taşımıyorsa, iftira suçu oluşmaz.
Örneğin, bir kimsenin “bence o kişi suç işlemiştir” şeklindeki değerlendirmesi, somut isnat içermiyorsa iftira suçunun unsurları tamamlanmış sayılmaz.
Sonuç olarak, iftira suçunun varlığı için failin özel kastının, yani mağduru cezai veya idari yaptırım altına sokma niyetinin açıkça ortaya konulması gerekir.
İftira Suçu İşleme Biçimleri (Şikayet, İhbar, Basın Yayın)
Kısa Özet:
İftira suçu; şikayet, ihbar veya basın-yayın yoluyla işlenebilir. Failin hukuka aykırı isnadı yetkili mercilere iletmesi, suçun tamamlanması için yeterlidir. Anayasal dilekçe hakkının dürüstçe kullanılması hâlinde iftira suçu oluşmaz.
Şikayet Yoluyla İftira Suçu
Şikayet yoluyla iftira suçu, failin mağdur hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara şikayette bulunmasıyla meydana gelir.
Burada önemli olan, şikayetin mutlaka soruşturma veya idari yaptırım uygulamaya yetkili mercilere yapılmasıdır.
Bu yetkili makamlar şunlardır:
- Cumhuriyet savcılıkları,
- Polis veya jandarma gibi adli kolluk birimleri,
- Kanunen belirli idari yaptırım yetkisine sahip kamu kurumları.
Fail, bu mercilere verdiği dilekçe, ifade veya beyanla mağdura isnat ettiği fiilin hukuka aykırı olduğunu bildiği hâlde suç duyurusunda bulunmuşsa, iftira suçu işlenmiş olur.
İhbar Yoluyla İftira Suçu
İhbar, bir vatandaşın işlenmiş veya işlenmekte olan bir suçu veya kabahati yetkili adli veya idari makamlara bildirmesidir. Her vatandaşın Anayasa’nın 74. maddesi gereğince dilekçe hakkı bulunduğundan, ihbar da bu hakkın doğal uzantısıdır.
Ancak, ihbar hakkının dürüst ve iyi niyetle kullanılması gerekir.
Kişi gerçekten bir suç işlendiğine inanarak ihbarda bulunmuşsa ve isnadının doğruluğuna samimiyetle inanıyorsa, iftira suçunun manevi unsuru oluşmaz. Buna karşılık, failin amacının başkasını haksız yere soruşturmaya maruz bırakmak olduğu anlaşılırsa, iftira suçu meydana gelir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da şudur:
İhbar veya şikayet dilekçesi imzasız olsa dahi, içeriği itibarıyla kamu makamlarını harekete geçirmeye elverliyse ve iftira kastı taşıyorsa, suç oluşur.
Basın Yayın Yoluyla İftira Suçu
Basın ve yayın yoluyla iftira, yazılı, görsel, işitsel veya elektronik medya araçları kullanılarak bir kişiye hukuka aykırı fiil isnat edilmesiyle oluşur.
TCK m.6/1-g uyarınca basın-yayın kavramı; gazete, televizyon, radyo, internet siteleri, sosyal medya platformları gibi her türlü iletişim aracını kapsar.
Basın aracılığıyla yapılan iftirada, isnadın kamu makamlarınca öğrenilmesiyle suç tamamlanır.
Örneğin, bir gazetede veya internet sitesinde yayımlanan ve bir kişiyi haksız yere suçlayan bir haber, iftira suçu teşkil eder.
Bu durumda mahkeme, verilen mahkumiyet kararının iftiranın işlendiği araçla aynı nitelikte bir mecrada yayımlanmasına hükmedebilir. Ayrıca, ilan masrafları iftira eden kişiden tahsil edilir. Bu hüküm, kamuoyu önünde yapılan haksız isnatların telafi edilmesini amaçlar.
Anayasal Dilekçe Hakkı ile İftira Suçu Arasındaki Sınır
İhbar veya şikayet, Anayasal dilekçe hakkının kötüye kullanılması hâline gelirse, bu davranış iftira suçunu oluşturur. Ancak kişi, gerçekten suç işlendiğini düşünerek ve somut bir inançla hareket etmişse, dilekçe hakkını kullanmakla suç işlediği söylenemez.
Dolayısıyla, iyi niyetli şikayet ve ihbarlar bu suç kapsamında değerlendirilmez.
Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçu (TCK 268)
Kısa Özet:
TCK 268’e göre, bir kişi hakkında yürütülmesi muhtemel soruşturma veya kovuşturmayı engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması da bu suç kapsamında cezalandırılır. Bu durum, failin kendisini korumak için bir başkasını haksız biçimde suçlu duruma düşürmesi anlamına gelir.
Kimlik Bilgilerinin Kötüye Kullanılması
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, uygulamada en sık karşılaşılan bu suç türlerinden biridir.
Fail, hakkında yürütülmesi muhtemel bir adli veya idari işlemden kaçmak amacıyla başka bir kişiye ait kimliği kullanır ya da kendi kimliğini gizleyerek başkasının kimlik bilgilerini beyan eder. Bu durumda fail, iftira suçunun hükümlerine göre cezalandırılır.
Bu suç genellikle şu şekillerde işlenmektedir:
- Polis veya jandarma kontrolü sırasında başkasına ait kimliğin ibraz edilmesi,
- Gözaltı veya ifadeye çağrılma anında farklı bir kimlik kullanılması,
- Suç mahallinde yakalandığında kimliğini başka birine ait olarak tanıtma.
Her durumda fail, kendisini kurtarmak amacıyla üçüncü bir kişiyi haksız yere suçlu konumuna düşürmüş olur.
TCK 268’in Uygulama Alanı
TCK m.268, başkasının kimliğini kullanarak işlenen fiillerin, bu suç kapsamında değerlendirilmesini öngörür.
Ancak bu hüküm, sadece failin kendisine yönelik bir soruşturma veya kovuşturmayı engellemek amacıyla başkasının kimlik bilgilerini kullanması hâlinde uygulanır.
Eğer fail, başkasına ait kimlik bilgilerini başka bir suç işlemek için kullanıyorsa (örneğin sahte belge düzenlemek, resmi evrakta sahtecilik yapmak gibi), bu durumda Resmî Evrakta Sahtecilik Suçu (TCK 204) hükümleri uygulanır.
Dolayısıyla, failin amacı ve kullanma biçimi, hangi suçun uygulanacağını belirleyen temel ölçüttür.
İftira Suçu ile Bağlantısı
Başkasına ait kimliği kullanan kişi, fiilen kendisi için öngörülen cezai sorumluluğu başkasının üzerine yıkar. Bu nedenle, davranışı bu suç kapsamında değerlendirilir.
Fail, sanki o kişi suçu işlemiş gibi hareket ettiğinden, üçüncü kişiye dolaylı biçimde iftira atmaktadır.
Bu nedenle, failin eylemi hem kamu düzenini hem de bireyin kişisel itibarını doğrudan etkiler.
Mahkemeler, bu tür durumlarda failin amacının “kendisini korumak” mı yoksa “başkasına suç isnat etmek” mi olduğuna dikkat ederek hüküm kurar.
Özetle
TCK 268 kapsamında cezalandırılan kimlik bilgilerini kötüye kullanma fiili, aslında iftira suçunun özel bir görünüm biçimidir.
Fail, başkasına ait kimliği kullanarak kendisini aklamaya çalışırken, aynı zamanda o kişiye haksız bir isnat yöneltmiş olur. Bu nedenle, eylem iftira suçu hükümlerine göre cezalandırılır.
Suçun Maddi Delillerinin Üretilmesi – Nitelikli İftira Suçu
Kısa Özet:
Nitelikli iftira suçu, failin sadece hukuka aykırı isnatta bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda bu isnadı destekleyecek maddi delil veya eserleri bizzat üretmesiyle oluşur. Bu durumda fail, hem iftira atmakta hem de isnadın gerçek olduğuna dair sahte kanıtlar yaratmaktadır.
Nitelikli İftira Kavramı
Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi, iftira suçunun nitelikli hâllerine de yer verir. Bu hâllerden biri, failin mağdur hakkında isnat ettiği fiilin işlendiğini gösterecek şekilde sahte deliller oluşturmasıdır.
Bu durumda fail, yalnızca haksız bir suç isnadında bulunmakla kalmaz, aynı zamanda delil yaratma yoluna giderek adaletin işleyişini bilinçli biçimde yanıltır.
Böylece eylem, hem bireyin itibarına zarar verir hem de yargı mercilerinin gerçeğe ulaşma görevini engeller.
Dolayısıyla bu tür davranışlar, klasik iftira suçuna kıyasla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli iftira suçu olarak değerlendirilir.
Delil Üretme Eylemi
Nitelikli iftira suçunda failin amacı, isnadın gerçekmiş gibi görünmesini sağlamaktır. Bu kapsamda fail,
- Sahte belge düzenleyebilir,
- Delil niteliği taşıyan eşyaları mağdurun üzerine bırakabilir,
- Tanıkları yanıltarak gerçeğe aykırı beyanlar verdirebilir,
- Elektronik ortamlarda sahte izler oluşturabilir.
Bu eylemler, tek başına bir “delil yaratma” hareketi olduğu gibi, iftira suçunun nitelikli halinin oluşmasına da yol açar.
Kanun koyucu, bu tür eylemleri adaletin doğru tecellisini engelleyen ciddi fiiller olarak görmüştür.
Örnek Olay
Örneğin, aynı işyerinde çalışan bir kişi, arkadaşıyla yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle şirketin eşyalarından birini gizlice onun arabasına koyup daha sonra “hırsızlık yaptı” diyerek şikayetçi olursa, bu durumda nitelikli iftira suçu meydana gelir.
Burada fail, hem mağdura karşı haksız bir isnatta bulunmuş hem de bu isnadı destekleyecek maddi delili bizzat üretmiştir.
Hukukî Sonuç
Nitelikli iftira suçu, adaletin yanıltılması ihtimalini güçlendirdiği için, basit iftira suçuna göre daha ağır şekilde cezalandırılır.
Bu durumda mahkeme, failin sadece isnatta bulunmakla kalmayıp, isnadın gerçekliğine dair delil üretme fiilini de değerlendirmeye alır.
Failin kastı, doğrudan mağduru zarara uğratma ve kamu otoritesini yanıltma yönünde olduğundan, ceza artırım oranı yarı oranında uygulanır.
İftira Suçu Cezası (TCK 267)
Kısa Özet:
Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi, iftira suçunun basit ve nitelikli halleri için farklı ceza oranları öngörür. Suçun ağırlığı, iftiranın yol açtığı sonuçlara göre belirlenir ve cezalar 1 yıldan 30 yıla kadar değişebilir.
Basit İftira Suçu Cezası
TCK m.267/1’e göre basit iftira suçu işleyen kişi hakkında 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Bu durumda fail, yalnızca mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat etmiş, fakat bu isnadı destekleyen sahte delil üretmemiştir. Yani suçun temel şekli yalnızca gerçeğe aykırı beyanla sınırlıdır.
Nitelikli İftira Suçu Cezası
Failin, iftira atarken aynı zamanda bu isnadı destekleyecek maddi deliller üretmesi veya sahte belgeler düzenlemesi hâlinde, suç nitelikli iftira niteliği kazanır.
TCK m.267/2 uyarınca, bu durumda ceza yarı oranında artırılır.
Örneğin; fail, iftira atmakla kalmayıp, mağdurun suç işlemiş gibi görünmesini sağlamak için sahte delil oluşturursa, mahkeme tarafından temel cezaya ek olarak yarı oranında artırım uygulanır.
Mağdur Hakkında Uygulanan Tedbire Göre Artırım
Eğer mağdur, iftira edilen fiil nedeniyle gözaltına alınmış, tutuklanmış veya özgürlüğü kısıtlanmış ise, verilen ceza yarı oranında artırılır (TCK m.267/3).
Bu durumda fail, dolaylı olarak mağdurun kişi hürriyetini ihlal etmiş sayılır.
Mağdur hakkında verilen beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, iftiranın gerçek dışı olduğunu ortaya koyar ve failin cezai sorumluluğunu kesinleştirir.
Ağır Sonuçlara Göre Ceza Oranları
İftira edilen fiil nedeniyle mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesi hâlinde, iftira eden kişi hakkında 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Eğer mağdur, iftira edilen fiil sebebiyle süreli hapis cezasına mahkûm edilmişse, failin cezası mağdurun aldığı cezanın üçte ikisi oranında belirlenir (TCK m.267/5-6).
Bu düzenleme, adalet sisteminin iftiraya karşı koruma refleksini güçlendirmekte ve toplumda haksız isnatların caydırıcılığını artırmaktadır.
İdari veya Adli Yaptırım Uygulanması Hâlinde
Eğer mağdura, iftira nedeniyle hapis dışında bir adli veya idari yaptırım uygulanmışsa, fail hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası hükmolunur (TCK m.267/7).
Bu hüküm, idari para cezaları veya mesleki yaptırımlar gibi durumları da kapsamaktadır.
Kimlik Bilgilerini Kullanma Hâlinde Ceza
TCK m.268’e göre, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanarak kendisine yönelik soruşturmayı engellemeye çalışan kişi de iftira suçu hükümlerine göre cezalandırılır.
Bu durumda da yukarıdaki ceza aralıkları kıyas yoluyla uygulanır.
Etkin Pişmanlık Hükümleri (TCK 269)
Kısa Özet:
TCK 269. maddeye göre, iftira suçunu işleyen kişi, suçun yol açtığı sonuçlar gerçekleşmeden önce iftirasından dönerek gerçeği açıklarsa, cezasında önemli oranda indirim yapılır. Bu düzenleme, pişman olan failin adaletin yeniden sağlanmasına katkı sunmasını amaçlar.
Etkin Pişmanlık Kavramı
Etkin pişmanlık, failin işlediği suçtan dolayı vicdanen rahatsızlık duyması ve neden olduğu zararı telafi etmek için kendi iradesiyle harekete geçmesidir.
İftira suçunda etkin pişmanlık, failin iftira atılan kişi hakkındaki yanlış isnadı geri alması veya gerçeği açıklayarak adaletin tecellisine yardımcı olması hâlinde uygulanır.
Bu hüküm, failin davranışının zamanlamasına göre farklı oranlarda ceza indirimi yapılmasını öngörür.
Soruşturma Öncesinde İftiradan Dönülmesi
Fail, iftirası sonucu mağdur hakkında henüz adli veya idari soruşturma başlamadan önce gerçeği açıklarsa, hakkında verilecek cezada beşte dört (4/5) oranında indirim uygulanır.
Bu en yüksek indirim oranıdır çünkü fail, daha büyük bir zararın oluşmasını önlemiştir.
Soruşturma Aşamasında İtiraf
Mağdur hakkında soruşturma başladıktan sonra, fakat dava açılmadan önce iftiradan dönülürse, cezada üçte dört (3/4) oranında indirim yapılır.
Bu durumda failin pişmanlığı, adaletin erken aşamada gerçekleşmesine katkı sunduğu için hâlâ önemli kabul edilir.
Dava Aşamasında İftirasından Dönme
İftira nedeniyle dava açılmış, ancak mahkeme henüz hüküm vermemişse, failin pişmanlık göstermesi hâlinde cezada üçte iki (2/3) oranında indirim uygulanır.
Bu aşamada dahi, failin gerçeği açıklaması, mağdurun mağduriyetinin hafifletilmesine hizmet eder.
Hüküm Verildikten Sonra Etkin Pişmanlık
Mahkeme kararını verdikten ancak hüküm infaza girmeden önce iftiradan dönülürse, cezada yarı oranında (1/2) indirim yapılır.
Hüküm infazına başlanmışsa ve fail bu aşamada gerçeği söylerse, indirim oranı üçte bir (1/3) olarak belirlenmiştir.
Bu düzenlemeler, failin pişmanlık göstermesini teşvik etmekte ve mağdurun uğradığı zararın bir kısmının giderilmesine olanak tanımaktadır.
İdari Yaptırım Uygulanan Durumlarda
Eğer iftira fiili, mağdur hakkında yalnızca idari yaptırım uygulanmasına yol açmışsa, failin etkin pişmanlığına göre ceza indirimi farklılık gösterir:
- İdari yaptırım kararı verilmeden önce iftiradan dönülürse, cezada yarı oranında (1/2) indirim,
- Karar verildikten sonra iftiradan dönülürse, cezada üçte bir (1/3) oranında indirim uygulanır.
Bu hükümler, failin zamanında pişmanlık göstermesinin cezai sonuçlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Kısa Özet:
İftira suçu sonucunda verilen hapis cezaları bazı durumlarda adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kapsamında değerlendirilebilir. Bu kurumlar, failin kişisel durumu ve suçun niteliğine göre mahkemenin takdirine bağlıdır.
Adli Para Cezasına Çevirme
Adli para cezası, işlenen bir suçun karşılığında hapis cezasının yerine ya da yanında uygulanabilen alternatif bir yaptırım türüdür.
Mahkeme, iftira suçunun niteliğini ve failin kişisel özelliklerini göz önünde bulundurarak, kısa süreli hapis cezalarını adli para cezasına çevirebilir.
Bu durumda fail, hapis cezası yerine belirlenen miktarda para ödemek suretiyle cezasını infaz etmiş sayılır.
Ancak mahkeme, suçu bilinçli ve planlı biçimde işlediği kanaatine varırsa, hapis cezasını para cezasına çevirmeyebilir. Bu nedenle karar tamamen yargı mercilerinin takdirindedir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanık hakkında verilen hükmün belirli bir süre sonuç doğurmamasını ifade eden bir ceza muhakemesi kurumudur.
Mahkeme, fail hakkında 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası vermişse ve failin sabıkası yoksa, HAGB kararı verebilir.
Bu durumda hüküm 5 yıl süreyle askıya alınır ve fail bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemezse, karar hiçbir hukuki sonuç doğurmadan ortadan kalkar.
İftira suçu kapsamında verilen cezalar genellikle bu süre sınırları içinde olduğundan, sanık lehine HAGB uygulanması mümkündür.
Cezanın Ertelenmesi
Cezanın ertelenmesi, mahkemece verilen hapis cezasının koşullu olarak infaz edilmemesidir.
Erteleme kararı verilebilmesi için, failin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması ve yargılama sürecinde olumlu bir kişilik sergilemesi gerekir.
Mahkeme, failin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa, hükmolunan hapis cezasının infazını erteleyebilir.
Bu durumda fail, belirli bir denetim süresine tabi tutulur ve bu süreyi suç işlemeden geçirirse cezası infaz edilmiş sayılır.
Uygulamada Mahkeme Takdiri
İftira suçu açısından adli para cezasına çevirme, HAGB veya erteleme kararları, mahkemenin somut olaya ve failin kişisel özelliklerine göre yapacağı değerlendirmeye bağlıdır.
Failin geçmişi, pişmanlık göstermesi, suçun işleniş biçimi ve mağdur üzerindeki etkiler gibi unsurlar, bu takdirde belirleyici olur.
Bu kurumlar, cezanın toplumsal faydayı artıracak biçimde bireyselleştirilmesine ve failin topluma yeniden kazandırılmasına hizmet eder.
İftira Suçu Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Kısa Özet:
İftira suçu mağduru, uğradığı maddi zararları ve yaşadığı manevi acıyı tazmin etmek amacıyla fail aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Bu davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Maddi Tazminat Davası
Maddi tazminat davası, iftira fiili sonucu mağdurun malvarlığında meydana gelen zararın giderilmesini amaçlar.
İftira suçu nedeniyle hakkında soruşturma açılan, gözaltına alınan, tutuklanan veya işini kaybeden kişi, uğradığı ekonomik kayıpları tazminat yoluyla talep edebilir.
Örneğin; iftira nedeniyle tutuklanan bir kişinin işini kaybetmesi, gelir elde edememesi veya hukuki masraflar ödemesi, maddi zarar kapsamındadır.
Mahkeme, mağdurun uğradığı zararı tespit ederken şu kriterleri dikkate alır:
- Zararın niteliği ve miktarı,
- Mağdurun gelir durumu,
- İftiranın etkisiyle uğranılan gelir kaybı,
- Failin kusur derecesi ve fiilin ağırlığı.
Bu unsurlar doğrultusunda fail, iftira suçu nedeniyle meydana gelen ekonomik zararları tazmin etmekle yükümlü tutulur.
Manevi Tazminat Davası
Manevi tazminat davası, mağdurun kişilik haklarına yönelik saldırı nedeniyle yaşadığı üzüntü, elem, stres ve toplum içindeki itibar kaybının giderilmesini amaçlar.
İftira suçu, kişinin toplum nezdindeki saygınlığını zedeleyen, güven duygusunu sarsan ve psikolojik etkiler doğuran bir fiildir. Bu nedenle, mağdurun uğradığı manevi zararların parasal karşılığı olarak tazminata hükmedilir.
Mahkeme, manevi tazminat miktarını belirlerken şu unsurları dikkate alır:
- Mağdurun toplumsal konumu,
- İftiranın niteliği ve yayılma şekli (örneğin basın yoluyla yayılmış olması),
- Mağdurun yaşadığı psikolojik sarsıntı,
- Failin eylemindeki kasıt derecesi.
Amaç, mağdurun toplumdaki onurunun ve kişisel dengesinin yeniden sağlanmasıdır; tazminat miktarı cezalandırıcı değil, telafi edici niteliktedir.
Davanın Niteliği ve Görevli Mahkeme
İftira suçu nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davaları, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerine dayanır.
Bu tür davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Mağdur, ceza davası sürerken veya ceza davası tamamlandıktan sonra bu davayı açabilir. Ceza davasında verilen mahkûmiyet kararı, hukuk mahkemesi açısından güçlü bir delil teşkil eder; ancak tazminat miktarının belirlenmesinde hâkim, olayın somut özelliklerini ayrıca değerlendirir.
Örnek Olay
Örneğin; bir kişi hakkında “rüşvet aldı” şeklinde asılsız bir şikayet yapılmış ve kişi bu nedenle kamu görevinden uzaklaştırılmışsa, hem maddi gelir kaybı hem de manevi zarar doğmuş olur.
Bu durumda mağdur, iftira eden kişiye karşı iftira suçu nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açarak zararlarını talep edebilir.
Tazminatın Belirlenmesinde Ölçülülük İlkesi
Mahkeme, tazminat miktarını belirlerken ölçülülük ilkesine dikkat eder.
Tazminat, ne mağdurun zenginleşmesine yol açacak şekilde yüksek ne de mağduriyetini gidermeyecek ölçüde düşük olmalıdır.
Bu nedenle mahkeme, failin mali durumu, mağdurun zararının boyutu ve olayın etkileri arasında adil bir denge kurar.
Avukat Gökhan Yağmur Kimdir?
Av. Gökhan Yağmur, İstanbul merkezli olarak faaliyet gösteren, ceza hukuku, aile hukuku, ticaret hukuku ve fikri mülkiyet hukuku alanlarında uzmanlaşmış bir avukattır. Uzun yıllara dayanan mesleki deneyimiyle birlikte yalnızca dava ve uyuşmazlıkların çözümünde değil, aynı zamanda önleyici hukuk danışmanlığı, sözleşme yönetimi ve şirketlere stratejik hukuki destek sunmaktadır.
Ceza yargılamaları, boşanma ve velayet davaları, ticari uyuşmazlıklar ve marka–patent süreçlerinde müvekkillerine etkin savunma ve çözüm odaklı yaklaşımıyla hizmet vermektedir. Ayrıca TÜRKPATENT, USPTO ve EUIPO nezdinde marka tescili ve fikri mülkiyet koruması konularında hem yerli hem de yabancı müvekkillere danışmanlık sağlamaktadır. – Turkey Brand Law
Kurucusu olduğu Hukuk Plus, HukukBankasi.net ve diğer dijital projeleriyle hukuk öğrencileri, stajyer avukatlar ve meslektaşlara yönelik özgün bir ekosistem geliştirmiştir. Bu sayede hukuk bilgisinin paylaşımı, güncel içtihatların takibi ve mesleki dayanışmanın güçlenmesine katkı sunmaktadır.
Av. Gökhan Yağmur, girişimci vizyonu ile yalnızca klasik avukatlık hizmeti sunmakla kalmayıp; marka yönetimi, e-ticaret hukuku, uluslararası şirket danışmanlığı ve dijital hukuk çözümleri alanlarında da fark yaratan çalışmalara imza atmaktadır.
Daha fazla bilgi için:
📌 www.gokhanyagmur.com
📌 www.gokhanyagmur.com.tr
📞 0542 157 06 34
Yolculuk Süresini Hesaplayın
Yakındaki yerler için seyahat süresini ve yol tariflerini görün
